Bölüm 1
İstanbul’un eski sokaklarına çökmüş olan kalın sis, geceyle gündüzün arasındaki o bulanık sınırı iyice bulanıklaştırıyordu. Taşlı yolda ayak sesleri yankılanıyordu; soğuk havanın içinde boğuk, neredeyse duyulmaz bir fısıltı gibiydi bu sesler. Devasa, yarı yıkık tarihi binaların duvarları, sisle birbirine karışan karanlık gölgeler halinde yükseliyordu. Ürkütücü bir sessizlik egemenken, gözüne inat sis, onu sarıp sarmalıyor; sanki tüm bu şehre ait unutulmuş sırları saklıyordu.
Bir karşı köşede, bir adam yere yığıldı.
Yarım yamalak, elleri titreyen biri. Kirli ve ıslak saçları alnına yapışmış. Yerden doğrulmaya çalışırken dizleri göğsüne düştü. Nefesi düzensiz, ciğerlerinden sanki içine buz suyu dolmuş gibi. İçi boş, puslu gözleri etrafı taradı; ama baktığı hiçbir şey ona tanıdık gelmiyordu.
Emir.
İşte ismi buydu—nefesini zorla çektiğinde oluşan boğuk sesle dudaklarından dökülen tek kelime: “Emir.” Ama o an, ne isminin anlamı vardı ne de kim olduğunun.
O an, bir şey hissetti. Sol cebinde sert bir cisim. Bir an nefesi kesildi. Parmaklarıyla cebine daldı, ürkek ve titrek. Soğukluk, ellerinin arasından yayıldı. Ve parmak uçlarına değen o küçük, sararmış metal: Eski ve gizemli bir anahtar.
Anahtar.
Dökülen sis içinde o anahtarın ne olduğunu, nereden geldiğini sorgularken bir gürültü duyuldu. Adımlar. Ağır, kararlı. Yan sokaktan gelen ayak sesleri, kalbinde yeni bir nabız gibi yükseldi.
Emir, titreyen elleriyle anahtarı sıkıca kavradı. Gözleri, gölgeler arasından onu izleyen bir figüre takıldı.
Şehrin sisli karanlığında beliren silüet, yüzü görünmüyordu ama o varlığı hissedebiliyordu. O andan itibaren hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anladı.
“Elime geçen bu anahtar...,” diye fısıldadı kendi kendine, “Beni nere götürecek?”
Toparlanmaya çalışan bedeninde, hafızasının yetmediğiyle yüzleşirken, anahtardan yayılan soğuk, tek bir gerçeği fısıldıyordu: Bu sadece başlangıçtı.
Ve o siluetin gölgesinden yankılanan tek ses: “Emir…”
Sis daha da yoğunlaştı.
---
Sis ve karanlığın arasında, İstanbul’un unutulmuş anıları yankılanıyor; bu gece, Emir için yıllardır kapalı olan kapıların ilki aralanıyordu. Ancak, ardında kalan tüm sırlar kadar keskin, soğuk bir tehdit de onun hemen arkasıydı.
Bir anahtar. Bir adam. Ve gölgelerden yükselen o ses…
Sırların gölgesinde, uyanışın ilk nefesi bu idi.
Ve şimdi, o karanlık siluetin kimliğiydi bilinmez...