Noveliqa EmblemNoveliqa✦
Keşfet
Sıralamalar
Kütüphane
Giriş Yap
NoveliqaNoveliqa

Roman ve web çizgi romanlarını istediğin zaman oku — romantizm, intikam, fantastik ve daha fazlası.

Hızlı Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Keşfet
  • Ödüller
  • Blog

Kaynaklar

  • SSS
  • İletişim
  • Hesabım

Gündemde kal

Yeni bölümler ve özel teklifler e-posta kutunda.

© 2026 Noveliqa. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik PolitikasıKullanım ŞartlarıÇerez Politikası

Büyük hikâyeler, bölüm bölüm.

NoveliqaSözleşmeli Aşkın Karanlık Yüzü / Sessizliğin Ardındaki Sır :0%
Giriş Yap

Bölüm 1

Sessizliğin Ardındaki Sır

İstanbul’un kalbinde, gece gökyüzü ağır bir kadifenin altında saklanırken, Ebru Yılmaz’ın küçücük dairesinde yalnızlık adeta bir duvar gibi etrafını sarmıştı. Pencereden hafifçe içeri süzülen rüzgar, eski perdeleri hırçınca titretiyor, tıkırtılar arasında yankılanan şehir sesi ise uzak bir uğultudan farksızdı.

Ebru, masanın kenarına yığılan eşyalarla dolu tek küçük odanın ortasında, eski bir sandalyeye çökmüş, elleriyle saçlarını sıkıca kavramıştı. Gözleri donuk, dudakları ise suskun. Yalnızlığın soğuk ağırlığı, omuzlarını öyle bir bastırıyordu ki, nefes almak bile zor geliyordu.

Sokak lambalarının titrek ışığı yüzüne yansıdığında, dudaklarının arasından hafifçe çıkan “Neden ben?” sorusu odanın duvarlarında yankılandı. Ebru’nun geçmişi onun sırtına, görünmeyen ağır bir yük gibi çökmüştü. Kendisini çoktan terk eden umutlar, yıkılan hayaller ve ardında bıraktığı keskin izler…

Telefonu titrediğinde kalbi bir anlığına hızlandı. Ekrandaki ismi gördüğünde gözlerini kısarak derin bir nefes aldı. “Can Demir.” İki kelimeyle içindeki tedirginlik ve merak dalgaları birden kabardı.

Ekrandaki çınlama sesi, sanki yakınlardaki bir ormanda fısıldaşan rüzgar gibi soğuktu. “Ebru, benimle görüşebilir misin? Çok önemli,” dedi erkek sesi, ciddi, değişken ama kesinlikle onun bildiği kinden çok daha farklı bir tınıyla.

“Ne istiyorsun benden, Can?” diye cevap verdi Ebru, sesini olabildiğince sakin tutmaya çalışarak. Ama o ince çizgi, kurduğu kaleyle çelişiyor, kelimeler arasında titreşimler bırakıyordu.

“Buluşalım. Yüz yüze konuşalım. Elimde bir teklif var… hayatını değiştirecek,” dedi Can, ardında ipuçları bırakarak konuşmasını bitirdi.

Telefon kapandıktan sonra, Ebru yalnızlığının karanlığına gömüldü. Gözleri, odanın uzak köşelerine takılıp kaldı. İkinci tıkırtıda, hayatının yıllardır süren sessiz kabuğunun çatlamaya başladığını hissetti. Kimi zaman umutlamak mı gerekiyordu? Yoksa korkuyla yeniden sınanmak mı?

Sabah olana kadar kendisiyle savaştı. Düşünceleri, korku ve umutun keskin bıçaklarıyla parçalara bölünüyor, her defasında yeniden kendini toparlamaya çalışıyordu.

*

İş yerinde, lüks markalar ve gizemli toplantılar arasında koştururken, Ebru görünmez bir duvara çarpıyordu sanki. Her adımı, geçmişin gölgeleriyle daha da ağırlaşıyor, yeni başlangıçlar bir hayalden ibaret gibiydi.

Ofisin geniş camlarından dışarı baktığında, İstanbul’un ışıkları ona göz kırpıyor, ama o en fazla boşlukta kaybolan bir yıldızdan farksızdı. Herkesin, en çok da Can’ın yaşadığı hayatla kıyaslandığında, Ebru’nun dünyası bir çıkmaz sokaktı.

Ona doğru uzanan teklif ise, şimşekler gibi çaktı zihinlerinde.

“Evlenelim,” dedi Can’ın beklenmedik satırları. O cümlenin ağırlığı, Ebru’nun tüm bedeninde yankılandı. Sözleşmeli bir evlilik... Can’ın parıltılı ama karanlık dünyasına kapıdan içeri davetiyeydi bu.

Gözleri karışık duygularla doldu: Korku, defalarca reddettiği umut, hesapsız bir adımın getirebileceği güven ve ihanet.

O an ofisin sessizliği bozuldu; kalbindeki fırtına ise daha şiddetli esmeye başladı.

“Bu, benim kaderim mi?” diye mırıldandı kendi kendine.

Kapı aniden açıldı; en beklenmedik anda Can’ın gölgesi, ofisin köşesinde belirdi.

Ebru’nun içindeki tüm karanlık, o yakıcı bakışla yeniden alevlendi.

Ve şimdi soruyordu: Bu teklife evet diyecek miydi?

Sessizlik, çözülmemiş sırlarla dolu koridorlarda yankılanırken, Ebru Yılmaz’ın hayatında hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktı.

Son