

Leyla Akarsu, küçük bir kasabanın hemşiresi; fakir ama gururlu, epilepsi nöbetleriyle yaşarken hatırlamadığı bir geceyle hayati bir söze—kanla yazıldığı söylenen bir yemine—mahkûm edilmiştir. Yeminin şartı basittir ama acıtır: söz verdiği adamı koruyacaktır; kim olduğunu bilmeden, nedenini bilmeden ve hatıraları eksikken. Koruması gereken kişi, şehre demir yumrukla hükmeden ve herkesin geçmişini kontrol eden Mert Argun’dur. Mert gözü kara, hesapçı ve Leyla’nın sonuyla yakından ilgili bir adam; ama onunla yakınlaştıkça Leyla, yeminle örülmüş bir ağın sadece iki beden arasında değil, bütün bir ailenin, şirketin ve şehrin kaderini bağladığını keşfeder. Gün geçtikçe yeminin sınırları genişler: söz, sadece korumayı değil aynı zamanda fedakârlığı, susmayı ve gerektiğinde kendini yok etmeyi de emreder. Leyla’nın unutkanlığının ardında saklı kalan gerçekler yüzeye çıktıkça hem Mert’in hem de şehrin en karanlık sırları gün ışığına çıkar—ölü sayılan akrabalardan çıkan miras komploları, bir kayboluşun arkasındaki yalanlar ve Leyla’nın kendi kanıyla yazdığı bir geçmiş. Her ifşa, yeminin bağlarını daha da sıkılaştırır; Leyla’nın tek seçeneği, geçmişinin külleri arasında gerçeği bulmak ya da yemin uğruna her şeyi kaybetmektir.
1
Güç Sıralaması
0
Güç Taşı
0
Alınan Hediyeler
Topluluktan detaylı incelemeleri okuyun
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Giriş Yap