Chapter 8
Deniz’in kalbi, uğursuz bir marş gibi göğsünde zonkladı. O anın donmuş sessizliği içinde tek duyduğu kendi nefesinin kesik kesik çarpışıydu. Zihin labirentinin o ölümcül dönüşü, karanlıkta beliren gölge gibi üzerine çökmüştü.
Elleri titrerek, yavaşça gözlerini karanlıktan ayırdı. Karşısında, yıllardır yanından ayırmadığı yardımcısı Lara duruyordu. Ama o an, Lara’nın yüzünde tanıdığı o sıcak ifade yoktu. Yerine, donuk, sanki bir maskenin ardına saklanmış birisi vardı. Gözleri Deniz’i dikkatle ölçüyor, görünmeyen ipleri kontrol eden bir kuklacı gibiydi.
Lara’nın sesi, beklenmedik bir soğuklukla çınladı. “Deniz, sonunda buraya kadar gelebildin. Ama aslında çok uzağa gidemezsin.”
Deniz adım attı, bedeninde bir ağırlık hissetti, sanki havadan ağır bir ip onu sabitlemiş gibiydi. “Sen… sen kimsin? Neden bu oyuna beni neden çekiyorsun?”
Lara hafifçe yana eğildi, dudaklarının kenarına sinsice bir gülümseme yayıldı. “Kim olduğumu çok iyi biliyorsun. Sadece sana söylemeye gücün yok. Zaten ben, bu labirentte yıllardır senin içindeki kayıp parça oldum.”
Deniz’in aklı keskin yanık acıyla doldu. “Yardımcım… Ege’nin neyi?” diye başladı, sonra kendini sorgularken buldu. “Sen onun… bir parçası mısın?”
Lara’nın gözleri dalgalandı, derin ve tehlikeli bir okyanus misali. “Ege bana değil, sen bana bağımlısın. Benim sırlarımı çözemediğin sürece, zihin labirentine hapsolacaksın.”
Kalbindeki buz kütlesi erirken, Deniz gözlerini sıkarak ileriyordu — Lara’ya olan güveninin ne kadar yanıltıcı bir perde olduğunu kabullenmek istemedi. Ama gerçek, gölge gibi peşindeydi.
Bir anda Lara, uzak bir kapıdan gelen ince seslere dikkat kesildi. Deniz arkasındaki karanlık koridora bakarken içgüdüleri çığlık attı.
Bir tuzak!
“Lara, buradan gitmek yok, sadece birlikte çıkabiliriz. Sana inandım ama şimdi gerçek zamanı.” Deniz’in sesi sert, ama içtenliğini kaybetmemişti.
Lara’nın yüzünde ani bir tereddüt belirdi. Ama ardından kasvetli bir kararlılıkla, “Demek bu oyunu beraber bitireceğiz.” dedi.
Sokak lambalarının titrek ışığı, koridorun ucunda bir figürü belirsizleştirdi. Gecenin soğuk nefesi, Deniz’in ensesine dikildi. Karşıdaki siluet, Ege’ydi. Gözlerinde alev gibi parıldayan bir zafer hissi vardı.
Deniz hızlıca Lara’nın kolundan çekti, karanlığın içinde yankılanan ayak sesleri kaldan köşelere dolanırken, tuzak kapanıyordu.
“Oyun bitti sanıyorsun, değil mi?” dedi Ege, dudaklarında alaycı bir kıvrım. “Ama asıl şimdi başlıyor.”
Deniz, Lara’yı koruyan bir duvar gibi öne atıldı. Kendi kimliğini ve geçmişini hatırlamak için çıktığı bu yolda, şimdi en zorlu sınavla karşı karşıyaydı: Düşmanın içindeki dostunu kurtarmak için kendi karanlığını yenmek.
Ve tam o anda kapıya sert bir tıklama sesiyle yeni bir gerçek kapıyı aralıyordu.
——
# Bölüm Sonu # Deniz, yardımcısını doğrudan bir tuzaktan kurtarmak zorunda kaldı. Göz göze geldikleri o an, oyunun sadece kendilerine değil, tüm gerçeklere dönüşeceğinin habercisiydi...