Chapter 16
Kapı kapanırken, hücrenin soğuk ve buz gibi duvarlarında yankılanan kalp atışları, Deniz’in kulaklarında uğultuya dönmüştü. Bir an için sessizlik odayı sardı, ama bu sessizliğin içinde bir fırtına gizleniyordu. Havada asılı kalan soğuk, tenine iğneler batıran bir buz gibi dokunuş gibiydi.
Deniz, yere kapanmış ellerini yavaşça dirseğine dayadı. Parmak uçları titriyordu; gözleri, karanlığın içinde küçük bir kırılma arayan çaresiz bir yumruk gibiydi. Dudaklarının arasından ağır bir nefes çıktı. “Evet, sen...” diye mırıldandı kendi kendine, kelimeler boğazında düğümlenirken.
Hücredeki bu soğuk, ona yalnızca fiziksel bir hapishane değil, zihninin derinlerinde inşa edilen tuzakların bir yansıması gibi geliyordu. Ege’nin oyunu, sadece dışarıda değil, Deniz’in içinde de devam ediyordu. Gölgeler uzuyor, havadaki çıtırdamalar kalp atışlarına karışıyordu.
Deniz yavaşça doğruldu. Gözleri etrafta çaresizce bir çıkış arıyordu, ama karşılaştığı sadece demir parmaklıklar ve beton duvarlardı. Yine de o an, içinde kıvılcımlanan bir şey vardı; umutsuzluğun ortasında, kılı kırk yaran bir plan… Hapishanenin rutiniyle uyum sağlayana kadar bekleyecek, en zayıf anlarını kollayacaktı.
Karanlıkta birden, kapının dışından hafif bir ses duyuldu. Deniz hemen harekete geçti, kulaklarını gerginleştirdi. Ses, çizgili üniformalı bir gardiyanın ayağının tahta zemine sürtünmesi gibiydi. Ama o da ne? Birden kapının kilidinde garip bir tıklama sesi yükseldi.
Deniz’in kalp atışları hızlandı. Bir fırsat mıydı bu? Yoksa yeni, daha derin bir oyun mu? Her neyse, beklemekten başka çare yoktu. Sessizce ayakta durdu, soğuktan titreyen ellerini avuçladı. İçinde kocaman bir yangın belirmiş gibiydi: kaçmalıydı.
Gardiyanın gözetiminden kurtulmak için zihnindeki haritayı, hücrenin zayıf noktalarını tekrar gözden geçirdi. Duvarlarda küçük çatlaklar vardı, avantaj sağlayacak kadar büyük olmasa da, dikkatle ilerlerse kaçış için ipuçları yakalayabilirdi. Uzunca bir süre bekledi, tüm duyularını açarak başlayacak anın işaretini aradı.
O anda, kapının aralık bıraktığı küçük camdan alev alev bir bakış sızdı. Deniz, gözlerini kısıp kaybetmemeye çalıştı; göz göze geldikleri an, tüm bedeninde buz gibi bir ürperti dolaştı. “Ege,” diye fısıldadı kendi kendine, “sen buradasın…”
Karanlıkta bir gülümseme beli verdi. Ege’nin sesi, az önce her zamankinden sert ve tehditkar bir fısıltıyla hücrenin içine doldu: “Topu kaçırdığını mı sandın Deniz? Oyun henüz başlamadı.”
Deniz, nefesini kesti. Ege’nin sesi ona hiç olmadığı kadar yakın, hiç olmadığı kadar kişisel geliyordu. Bu, fiziksel bir hapis değil, zihinsel bir prangaydı. Ege, Deniz’in her hamlesini önceden bilip karşılayacak, onu kendi zihin labirentinde tuzağa düşürecekti.
Kendi kendine fısıldadı: “Kurtulmak için ne gerekiyorsa yapacağım. Bu kez de senin oyununa gelmeyeceğim.”
Ama kapı aniden aralandı. İçeri giren kişi bir gardiyan değil, Ege’nin en güvendiği adamlarından biriydi. Yüzündeki ifade, Deniz’in uzun zamandır görmediği kadar katıydı. Ellerinde plastik kelepçe vardı, ellerini teslim etmesini bekliyorlardı.
Deniz hızla geriye doğru çekildi, mantığı tehlikeyi sezmişti. Adımlar bastırınca ardındaki dar koridor alevlenmiş gibi gürlüyordu. Kalbi kıymetli bir saz teli gibi gerilmiş, gözleri karanlıkta parıldıyor, zihni yeni bir mücadeleye hazırlanıyordu.
O an, kaçış planının birdenbire nasıl çöküşe geçtiğini fark etti. Kaçış için açtığı kapılar, aslında Ege’nin hayalet pençelerine daha da yaklaşmaktan başka işe yaramıyordu. Fısıltılar kulaklarında çınladı yine: “Güzel düşündün ama ben her zaman bir adım öndeyim.”
Deniz soluk soluğa, ellerini geri çekerek iç sesine karşı meydan okudu: “Buradan çıkmalıyım. Hem de şimdi...”
Ama hücreden çıkmaya çalışırken, ayakları demir parmaklıklara çarptı ve üzerine düşen karanlık, ani bir kapanmış yırtıcı gibi üstüne çöktü. Tuzağa düşmüştü. Adımlarından çıkan sesler, artık yardımsız ve umutlarından kopmuş bir hapsolmanın yankısında kayboluyordu.
Ve o anda, kapı sertçe kapandı.
Deniz, derin bir nefes aldı. Labirentin içinde, daha derinlerdeydi. Kaçışın sonu, aslında başlangıcın ta kendisiydi.
---
Beklenmedik bir mücadele başlamıştı; peki şimdi hangi çapraz çizginin kilidini çözebilirdi?