NoveliqaZamana Kilitlenen Dedektif / Döngünün İçindeki Yalancı :0%
Log in

Chapter 9

Döngünün İçindeki Yalancı

Kapandığını duyduğu o ağır kapı sesi, Eray’ın kulaklarında çınlamaya devam etti. Boğazına oturan düğüm, kısa bir süre sonra göğsünü kıstıran bir ağırlığa dönüştü. Kardeşi… Konsept. Gerçek yüzü, yılların içine sinsice sızmış bir zehir gibi ortaya çıkmıştı. Bir yandan düşünceleri kurtulmak istiyordu bu kısır döngünün sarmalından, diğer yandan her tekrarın sakladığı oyun, daha da karmaşıklaşıyordu.

Sokakta kalan o daracık arka bahçe, geceyi soğuk bir nefesle kucaklıyordu. Neon ışıkları uzaklardan, sanki gitmek bilmeyen zamanın ellerinden tutuyor gibiydi. Her şey bir kez daha aynıydı ama bu sefer, Eray’ın içinde, geleceğe dair kırgın ve çaresiz bir fısıltı vardı.

Bir bildiri, bir gerçek ortaya çıkması gerekiyordu artık. Hem de hemen.

---

“Sağır kalıyorum sana,” dedi Eray, avuçlarını birbirine ovuşturarak. Gözleri, titrek ama tehditkardı. “Bu işte bir hata yok… bu oyunlar, böyle devam ederse, kayboluruz hepimiz.”

Yanındaki ortağı Aylin’e baktı. Yıllardır yanındaydı, rutin döngünün içinde beraber savaşmışlardı ama o gece… içindeki bir şey Eray’a fısıldıyordu; “Biri, seni aldattı.”

“Ne diyorsun, Eray?!” Aylin’in sesi, soğuk gölgelerin üzerine damlayan buzdan bir bıçak gibi keskinleşti. “Büyük patron Konsept’ten şüphelenmiyorsun, yani?”

Eray, dengesini sağlamaya çalışırken, elleri istemsizce parmak uçlarındaki titremeyle oynuyordu. “Hayır, onu hâlâ arıyorum, nedenini,…” cümlesi yutuldu içinde. “Ama bugün… Kardeşimin kimliği yüzüme tokat gibi çarptı. Ve burada yalnızca o değil.”

“Kime inanacağız o zaman?” Aylin’in şakakları attı sanki. “Döngü sonsuza kadar sürerken… ya başka bir hain varsa aramızda?”

Eray’nın gözlerini hızla kırptığı o an, işte tam da burasıydı: Güvensizliğin en kirli tohumu, ekip arasında büyümek üzereydi.

---

Neon aydınlatmaların altında, dar sokaklarda adımlar yankılanmaya başladı. Her biri, olası bir ihaneti bulmak için sessizlikte bir başka yankıydı.

“Tam da o yüzden,” dedi Eray, sesi düşük ama kararlı, “birini daha gözden geçirmemiz gerekiyor.”

Aylin’in kaşları çatıldı. “Kim?”

Eray, uzun zamandır sakladığı şüpheye işaret eden ismi duyururken, vicdanının ağır yükünü taşıdı:

“Hasan...”

Oda buz kesmişçesine sustu. Hasan, ekipteki en sadık, en sessiz, en derinlerde kalan ajandı. Ama aynı zamanda, en gizemli davranan da oydu.

---

Eray, hafifçe yana kayarak eski, yıpranmış bir hologram ekranı açtı. Dijital parmaklarının titrediği her tetikleme sesi, sanki zamanın boğulmuş fısıltısına karışıyordu.

“Gözlem kayıtları,” dedi. “Bugüne kadar kimse fark etmedi ama algılayıcılar dün gece harika bir şey yakaladı. Konsept’le Hasan arasında birkaç ‘gizli’ toplantı kaydı var.”

Aylin, bilgisayar ekranına doğru uzandı, nefesini tutarcasına geldi kaydırdı görüntüleri.

“Bunu inatla saklamamız mantıklı değil, Eray. Eğer Hasan… eğer o çıkarsa ortaya…”

“Evet, işte o zaman,” dedi Eray, gözlerinde ateşle. “Bizi döngünün içine mahkum eden bu yalancı, gerçeği nasıl çarpıttığını açıklar.”

---

Eray’nın içinde kopan fırtına, ihaneti kabul etmekle başa çıkmaya çalışıyordu. Kardeşi Konsept’in bile gerçek dışı planları arasında yer alması, ona dahi inanmamıştı.

“Hasan’la yüzleşmeden önce,” diye ekledi, “ekibi temizlememiz gerek.”

Aylin sertçe başını salladı. “Sorumluluğun altında ezileceksin Eray.”

Ama Eray’da bir şey değişmişti. Artık karanlığın içinde daha derin bir ışık vardı.

---

O gece, buluşma noktası olarak eski bir depo belirlediler. Neo-İstanbul’un unutulmuş bir köşesi, bir zamanlar buharla çalışan fabrikaların kalıntıları... Şimdi ise terkedilmiş, hayalleri ve gerçekleri bir arada saklayan gri bir mezar gibiydi.

Eray, sokak lambalarının solgun ışığı altında derin nefes aldı. Her adımı, bir sonraki döngüye dair yeni bir ipucu taşımaya yeminliydi.

“Hasan’ın gerçeği ne?” diye düşündü.

“Seni bekliyor olabilir,” diye fısıldadı rüzgar. “Ya da seni gözetleyen bir başka gölge.”

O an Eray’nın telefonundan keskin bir bip sesi yükseldi. Ekranda sadece bir kelime vardı:

“Güvende değilsin.”

---

Ve tam o anda, arkasından hafif bir hışırtı duydu.

Döngünün içindeki yalancı, şimdi ona adım adım yaklaşıyordu.

Eray döndü; yüzünde buz gibi bir kararlılık.

Ama gözlerinde, ısıtılması gereken bir korku vardı.

---

BÖLÜM 9 burada sona erer. Eray, en yakınlarından birinin bile hain olabileceğini anladı. Artık güven, kırılgan bir yasa, sevda ve ihanetin sınırında salınıyordu. Ve o, bu sinsi oyunu bozmak için en büyük mücadeleyi başlatmalıydı.