Chapter 8
Elektrik aniden kesilince şehri saran neon ışıklar söndü. Siyah bir boşluk içinde nefes alış verişlerin, uzaktan sirenlerin, devasa camdan yansıyan yağmurun ritmik sesi… Eray’ın kalbi göğsüne sıkışmıştı. Elleri hafif titriyordu, gözlerini karanlığa alışmaya zorluyordu. Kulağının dibinde hala uzaktan gelen o donuk, boğuk bir uğultu vardı.
Ay takvimindən sıyrılmış, zamanı yitirmiş Neo-İstanbul’da bu karanlık an, Eray’a başka bir gerçeğin kapısını aralıyordu.
“Dışarı çıkmam gerekiyor...” diye fısıldadı kendine, sesinin titremesini zor kapatıyordu. “Bu sefer her şey farklı... bir ipucu bulmalıyım.”
Ayağa kalktı; zemin altında kırık cam parçalarının üzerine bastığında tırnaklarının ucundaki taşlı küçük çizik birkaç damla kan bıraktı. Ellerini cebine daldırdı, derin bir nefes çekti—soğuk hava akciğerlerine sancı gibi çöküyordu.
---
Adımlarının ritmi düzensiz ve hızlıydı, kentin terk edilmiş banliyölerine doğru ilerliyordu. Yollarda eski hologram reklamları yanıp sönüyor, karanlıkta belirsiz figürler kayboluyordu. Ama Eray’ın zihninde tek bir düşünce vardı: Kardeşim...
Ne zaman kayboldu, ne oldu ona... Ve neden Konsept, onun hakkında bu kadar çok şey saklamak istiyordu?
Zaman döngüsünün tam ortasında, kayıp kardeşiyle ilgili belirsizlik içten içe kemiriyordu Eray’ı. Şimdi, o karanlıkta, her şeyin cevabı elini uzatır gibi yakındı.
---
Bir iz yakalamak için en güvenilir adres: eski depolar bölgesi.
Buraya sık sık Konsept’in adamları uğrardı; ama şu an elektrik kesintisi sayesinde gölgeler kadar görünmezdiler. Eray dikkatle ilerliyordu. Soğuk hava ciğerlerini parçalıyor, donuk adımları ıslak asfaltta yankılanıyordu.
Birkaç sokak ötede, eski bir depo kapısının hafif aralık olduğunu gördü. Çıt çıkarmadan kapıya yanaştı—arabanın farlarının sönmesiyle içinde başka bir dünya, unuttuğu Soğuk Savaş dönemi güvenlik kameraları ve paslanmış asma kilitler vardı.
Eray eliyle kilidi itip açtı. Kapı, ince metal sürtünmesiyle aralık kaldı.
İçeriden yapay bir ışık sızıyordu.
---
Sesler geldi… Hafif hışırtı, fısıltılar, sonra derin bir sessizlik.
Gözlerini kısarak içeriye baktığında, küçük bir odada holografik bir projeksiyon görünüyordu. Eray dondu kaldı.
Projeksiyonda kim vardı? Eski kıyafetleriyle, yüz hatları ona o kadar tanıdıktı ki.
“Bu... o olamaz...” diye mırıldandı. Gözleri buz kesti.
Yaygın şehir söylentilerinde adı geçen kayıp kardeşi, yıllar önce gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştu. Ama orada, bu soğuk odada yaşayan simülasyon kaydı... Kendisinden başkası değildi. Daha da fazlası vardı.
Projeksyon hafiften hareket etti; bu, sadece eski bir kayıt değildi. Bazen anlık hareketler bırakıyordu, sanki orada canlıymış gibi.
---
Tam o anda, Eray’ın kulaklarında kötü bir tını yankılandı.
“Hoş geldin, Eray.”
Ses sinek vızıltısı gibi karanlık oda boyunca dolaştı.
Eray dondu kaldı, kulakları yandığı gibi kalbi göğsünden fırlamaya hazırdı.
“Nasıl… nasıl mümkün olabilir?” diye dedi yerinden kıpırdayamadan.
“Beni arıyordun. Ben hep buradaydım.”
Gözleri karanlıkta bir çift yakut gibi parladı.
Ve karanlıkta belirginleşti gerçek yüz.
Konsept.
Ama bu sefer yansımadaki tanıdık yüz, o bildiği düşmandan çok daha fazlaydı.
Yüz hatları, son kertede, Eray’ın çocukluğunu, delicesine koruduğu o kayıp kardeşinin ta kendisiydi.
Kimsin sen? Benim kardeşim misin? diye haykırmak istedi ama kelimeler dilinde düğümlendi.
Söze girerken Konsept’in sesi titreyerek devam etti:
“Evet, Eray. Ben senin kardeşinim. Zamana kilitlenen bu kâbusa beraber düştük. Ve ben seni koruyamamaktan, hatta bu döngüyü sonsuza dek sürdüren bir karmaşa yaratmaktan sorumluyum.”
Eray’ın gözleri şok, korku ve kötüye dönmüş umutla doldu.
O an yasal bilincinin karşısına dikilmiş o çocukluk anısı ile bağlandı.
Ama zaman — onun en büyük düşmanı — sonunda bir sır perdesini aralamıştı.
Konsept, küçük kayıp kardeşi, aynı zamanda en kudretli düşmanıydı.
Ve Eray’ın beyninden bir sorusu yankılandı: “Peki ya şimdi, döngünün kırılması için ne yapmalıyım?”
---
Oda karanlıktaydı, iki kardeş arasında sessizlik çöktü.
Ve kapı, arka planda aniden ağır bir şekilde kapandı. Bir tık sesi.
---
BÖLÜM 8 burada sona erer. Eray, kardeşi Konsept’in gerçek kimliğini öğrendi. Bu hayal kırıklığı mı? Kurtuluşun kapısı mı? Ve şimdi, döngüyü kırmak için nasıl bir oyun başlayacak?