NoveliqaYeraltının Kralı: Gölgenin Geri Dönüşü / Eski Dost, Yeni Düşman :0%
Log in

Chapter 3

Eski Dost, Yeni Düşman

Buz gibi bir geceydi. Kaan’ın ciğerleri, derin soluğunda bile karıncalanıyor, göğsünün sertleşen ritmi duvarlarda yankılanıyordu. Adımlarının sesi, terkedilmiş depo binasının paslı metal zemininde ani çarpışmalar gibi patlıyor, karanlığın içine düşen ışık huzmelerinin arasında kayboluyordu.

Yine de en ağır yük, kalbinde kırılan dostlukların sessiz çığlığıydı.

Ahmet… Onunla geçen yılların anısı, şimdilerde bile kaçınılmaz bir düğüme dönüşüyordu. En yakınındaki adamın yüzündeki savaş bulutları, artık basit bir şüpheden çok daha fazlasını fısıldıyordu. O şüphe, yılan misali içini kemiriyordu.

Yanağına çarpan soğuk rüzgar, sanki ruhundaki buzları biraz kırmaya, gerçeklerle yüzleşmeye zorluyordu. Çevrenin sessizliği, aksırmalı öksürükleriyle bozuluyor; yükseklere yükselen sis, şehrin neon ışıklarının soluk aynası gibiydi.

Kaan, elini cebine daldırdı. Telefon… O küçük bağlantı aracı. Ahmet’le defalarca kurduğu sesli köprü, artık bir mahkumun hücresindeki kilit gibiydi; açılması zor, çoğu zaman anlamsız.

"Ahmet," diye mırıldandı kendi kendine. "Neler saklıyorsun benden?"

Bir adım attı. Sonra bir diğeri. Ayak sesleri, betonun soğuk yüzünde yankılandı. Gözlerini karanlıkta kısarak, hatırlamak istediği anılara yelken açtı. O eski günler; birlikte diz çöktükleri yer, çelikten yapılma masanın üstündeki kart destesi, göz göze geldiklerinde hissettikleri güven…

Ama şimdi, o masanın çevresi donuk, gözler uzak ve soğuktu.

Yine de umut ışığı sönmemişti. Bu gece, cevap bekleyen soruları öğrenmek ve en karanlık sırların ağlarını yavaşça çözmek için yapılmıştı.

Birden kulağına hafif bir tıkırtı geldi. Arkasına döndü. Duvara yaslanmış, silueti cılız ama tanıdık bir figür belirdi. Ahmet. Soğuk bir gülümseme dudaklarında, gözlerinde ise eski dostun ışığından geriye kalan ürkütücü bir gölge.

"Gece sefası mı, Kaan?" dedi alaycı bir tonla. "Yalnız yürüyen kurt, kolay av olur."

Kaan’nın çenesindeki kaslar sertleşti. “Ahmet, neden?” diye sordu, sesinde kırgınlık ve öfkenin karışımı.

Ahmet, adanın derinliklerinden gelen dalgalar gibi ince bir sessizlik içinde kaldı. Sonra dar bir tebessümle devam etti: “Beni mahvetmeye niyetli olduğunu biliyorum. Ama eski dostum, gerçekler seni şaşırtabilir.”

Kaan’nın yüreği sertçe sarsıldı. “Neler saklıyorsun? Hainlik mi bu?”

“Belki,” dedi Ahmet, gözlerini kaçırarak, “belki de yeni düzenin kurucusunun gölgesindeyim.”

Bu sözler, Kaan’nın içindeki dünyayı paramparça eden bir bomba gibi patladı. Yeni düzen? Kaan’nın yılların emeğiyle inşa ettiği düzen, şimdi nasıl bu kadar kolayca ayaklar altına alınabilirdi?

“Selim Demir’den mi bahsediyorsun?” dedi Kaan, nefesi kesilerek.

Ahmet başını ağır ağır salladı, yüzündeki maske kayıyor, gerçek yüzün ortaya çıkmasına izin veriyordu. “Evet. Selim’le bir bağımız var.”

Kaan’nın elleri titremeye başladı. İçine işleyen o kurt edasıyla, düşmanının tam kalbine saplanan hançeri hissetti.

“Yıllardır en büyük korkumdu bu...” diye fısıldadı Kaan. “En yakınımın ihaneti... Var mı başka planların ahmak?”

Ahmet soluklandı, gözlerinde karanlık bir derinlik kıvılcımlanıyordu. “Belki de gerçek intikam, uzun zamandır etraftaydı ve sen farkında değildin.”

Kaan, karanlıkta gözlerini daha da büyüterek bakarken, çenenin bir kenarı kırık ve kanlı, titreyen dudaklarıyla haykırdı:

“Yeter artık, Ahmet! Gölge oyunlarınızı bitir. Şimdi, kimseyle paylaşmadan, her şeyi anlat!”

Fakat Ahmet, sakinliğini koruyarak, elini cebinden yavaşça çıkarıp küçük bir elektronik cihazı gösterdi. “Bu sadece başlangıç, Kral. Selim’in planı büyüyor ve biz, onun gölgesinde dans ediyoruz.”

Tam o anda cep telefonunun ekranı ışıldadı; ekranda Selim Demir’den gelen bir mesaj belirdi.

“Kaan, dostunun ihaneti seni kaldıracak mı, yoksa sona mı yaklaşacaksın?”

Kaan ve Ahmet’in gözleri birbirine kitlenirken, geceyi delen siren sesleri uzaktan duyuldu.

Ve kapının çalması... Sert, beklenmedik.

Çatırtılar yükselirken, sözler asılı kaldı; sırlar ve yalanlar, gölgelerin kalbinde titredi.

O an, yeraltının karanlık krallığında yeni bir savaşın kıvılcımı yanıyordu.