NoveliqaYeraltının Kralı: Gölgenin Geri Dönüşü / Çifte Oyun :0%
Log in

Chapter 14

Çifte Oyun

Kaan, karanlık ofisin ağır havasında ağır ağır nefes alıyordu. Her nefes alışında sanki göğsüne bıçak saplanıyordu—inanmak istemediği, yüreğini delen o gerçek sızlıyordu içeriye.

Hasan’ın gözleri bir anlığına eski dostun gözlerine baktı. Ama o bakışlarda artık tanıdık sıcaklık yoktu; yerine soğuk, hesap dolu bir sinsi parıltı vardı.

Fısıldadı Hasan, kelimeleri keskin bıçaklar gibi:

“İkimizin de oyunu var, Kaan. Bunu anlamalıydın artık.”

Kaan’ın kalbi, fitil gibi ateşlenmişti. Duyduğu bu ihanet kelimesi — "ikimizin de oyunu var" — gecenin karanlığında yankılanıyordu kulaklarında.

“Ne diyorsun, Hasan?” dedi, sesi kurumaya yüz tutmuştu. “Beni, yani beni mi... satıyorsun?”

Hasan’ın gülümsemesi, eski dostun hatırasıyla alay eder gibiydi. “Satmak mı? Hayır. Sadece doğru zamanda doğru tarafı seçiyorum. Sonunda kim kazanacaksa... yanında olmak gerekiyor.”

Kaan, yumruklarını sertçe masaya vurdu. Masanın yüzeyinde çatlaklar oluşacak gibi titriyordu. Dedi ki:

“Bana yıllardır kardeş gibi davranan sen, benim düşmanım mı oldun?”

Hasan, ağır ağır kalktı sandalyeden, gölgelerin içinde siluetini kestirmek zordu. Ateş kadar soğuk bir tonla cevap verdi:

"Her zaman söylüyorum, Kaan. Kimseye tam anlamıyla güvenme. Özellikle de eski dostlarına."

O anda Kaan’ın içindeki bütün duvarlar yıkılıyordu. Güvendiği, sırlarını paylaştığı kişi, onun sırtından hançerini saplıyordu.

“Peki ya Selim?” diye sordu Kaan, sesi titreyerek, “Onun oyunu ne zaman başladı?”

Hasan, gözlerini karanlığa dikti. “Dediğim gibi, oyun uzun süredir devam ediyor. İpucu nereden öğrendiğini tahmin bile edemezsin, çünkü ağlar her yöne örülmüş. Selim de benimle, ben de Selim’le…”

Kaan’ın beyninde tüm iplikler birbirine dolaşmıştı. Her şey karanlık bir oyunun içinde, hamle hamle ilerleyen ölümcül bir satranç tahtasından ibaretti.

Derin bir nefes aldı ve sonunda, soğuk ve sert bir sesle söyledi:

“Beni yıkmak istiyorsan, bu sefer kazanamayacaksın. Bu oyun burada bitmeli.”

Hasan, kısık bir gülümsemeyle yaklaştı Kaan’a, neredeyse fısıltı gibi duyuldu:

“Ama hatırla Kaan, oyunun dışında kimse yok. Ve bu kez... gerçekten yalnızsın.”

Kaan, gözlerini kapattı. İçinde bir yerlerde, çelikten bir kararlılık yükseliyordu. Yalnızlık, bazen bir güçtü.

O anda telefonunun ekranı kırmızı bir mesaj sesiyle titredi. Bildirim ekranda belirdi:

“Temas sağlandı. Karşı hamle devreye giriyor.”

Kaan'nın yüzüne düşen neon ışıklar, aklını döndürürcesine titredi. Selim’in mesajıydı bu. İhanetin büyüklüğünü gördü. Selim, Hasan’dan aldığı ipucu ile karşı hamlesini hazırlıyordu.

Arka planda ofisin kapısına güçlü bir vuruşun sesi yankılandı.

Kaan, başını kaldırdı. Nefesler kesilmişti. Işıklar alt üst olmuştu.

Kapı yavaşça açılmak üzereydi.

Ve o anda, her şey dondu.

---

Bölüm Sonu.