NoveliqaYeminin Karanlık Kanatları / Bozulmaz Yemin :0%
Log in

Chapter 6

Bozulmaz Yemin

Kapı gıcırdayarak ardına kadar açıldı. Serap’ın gözleri, o an donup kaldı; karşısında Kaan Demir duruyordu. Yüzünde, gölgesi kadar soğuk ve keskin bir ifade vardı. Çevredeki hafif loş ışık, onun sert hatlarını daha da belirginleştirirken, odadaki hava aniden sıkıştı. Serap’ın elleri istemsizce kasıldı, parmak uçlarında ince bir titreme belirdi.

Kaan, sessizce bir adım attı, ardından bir adım daha. Her hareketi hesaplanmış, keskin bir bıçak gibi keskin ve hedefindeydi.

“Serap...” diye başladı, sesi şehvetli bir tehdit gibi yankılandı odada. “Bu yeminini daha ne kadar sürdürebileceksin?”

Serap, ciğerlerine dolan soğuk havayı yutkundu. İçinde bir yerde, yıllardır beslediği o inanç kıvılcımı, Kaan’ın varlığıyla alevlenmişti. Ama kuşkusuz içinde derin bir sorgulama da uyanıyordu. Gerçekten bu yemin, onu yok etmek üzere olan bu karanlıkta yol gösteriyor muydu?

Kaan’ın gözleri, Serap’ın kalbindeki o çatlağı yakalamak ister gibiydi. “Hep aynı mısra, Serap. Bozulmaz yemin. Peki ya bozulursa?”

Serap’ın bakışları sertleşti. “Yeminim bozulmaz. Öyle kolay kırılacak bir şey değil bu.”

Ama yüreğinde bir çalkantı vardı; sanki yıllardır taş duvarlarla ördüğü bu yemin, incecik bir çatlakla sarsılıyordu. Gözlerini odanın karanlık köşelerine doğru kaçırdı; duvarda asılı eski bir aile tablosu vardı. O tablo, geçmişin yükünü sessizce taşıyordu.

“Sen ne biliyorsun ki benim için değerli olan şeylerden?” diye fısıldadı Kaan, adımlarını daha da yaklaştırarak. “Bu şehir, bu aile... hepsi yalanla örülmüş bir ağ. Benimle yüzleşmeden yeminlerinden söz etme.”

Serap’ın omuzlarına inen karanlıkla baş etme gücü, aniden çöktü. Sanki yılların acısı, tekrar yığıldı üstüne. Gözleri nemlendi ama iradesi kırılmadı. “Yeminim, seni ve bu sahte düzeni yıkmak için. Ne söylersen söyle, vazgeçmeyeceğim.”

O anda, Kaan’ın yüzünde kaybolan bir zafer gülümsemesi belirdi, ama arkadan gelen bir ses ikisinin arasındaki gerilimi yarıp geçti.

“Bunu böyle yapabileceğini mi sandın Kaan?”

Ses, buz gibi soğuk ve keskin, adeta bir hançer gibiydi. İkisi de aniden arkasına döndü. Kapı tekrar açılmıştı. Odaya giren kişi, beklenmedik bir isimdi: Emir Tekin.

Kaan’ın ifadesi sertleşti, dudaklarını bükerek derin bir nefes aldı. Emir ise yüzünde gizemli bir sırıtarak, Serap’a doğru ilerledi.

“Bu gece, eski yeminler çökerse, yeni bir düzen başlar,” dedi Emir, gözlerinin içinde kıvılcımlar dans ederek. “Ama bu artık sizin oyununuz değil.”

Serap, kalbi göğsünde deli gibi atarken, nereden geldiği bile belirsiz bu hamle karşısında soğuk bir ter döktü. Kaan ve Emir’in arasındaki sessiz savaş yeni bir boyut kazanmıştı. Her şeyin bir anda değişebileceği o noktadaydılar.

Serap, derin bir nefes alıp kendi kendine fısıldadı: “Yemini bozmak intihar olur. Ama belki, yeminimi korumak için bir kez daha savaşmalıyım. Bu defa daha zekice, daha karanlık.”

Ve tam o anda, odanın dış kapısından keskin bir tıkırtı yükseldi.

Kimdi?

Ne istiyordu?

O an, Serap için her şeyin yeniden yazılacağı ilk satır yazılıyordu.

---

Bir sonraki sayfayı açmak için parmağını kaydır.