Chapter 3
Sokak lambalarının titrek ışığı, Serap’ın yüzüne düşerken, nefesinin bulut bulut buğulaştığını gördü. Kalbi, sarsılmaz sandığı yeminle dolu zırhının içinde, neredeyse çaresizce çarpıyordu. İstanbul’un soğuk gecesi, içindeki fırtınayı dindiremiyordu.
Kaan’ın yıllar boyunca sinsice ördüğü ağı, şimdi kendi hayatının en kıymetli dokusuna sızmıştı. İçi hesaplaşmayla doluydu. Her anısı birer mermi gibi beyninde patlıyor, geçmişin kamburunu omuzlarına çökertiyordu.
Sokaktan süzülen huzursuz adımların sesiyle irkildi. Hafifçe arkasına döndü. Sessizlik, kelimelerle dolduğu halde hâlâ cevap aramıyordu. Kendi yeminini, aklında bir film şeridi gibi gözden geçirmeye başladı.
“Neden bu kadar derin, bu kadar sarsılmaz bir yemin?”
Çocukluğunun tozlu sayfaları açıldı bir anda. Annesinin kesik nefesi, babasının donuk bakışları, kardeşinin ölüm sessizliği... Çok gençti, hayatının en masum anlarını çalan o gece.
Yemin etmişti. Ailesinin adına, onuruna, kara namların şehrinde parlayan tek ışık olacağına. “Ölene kadar mücadele edeceğim” diye fısıldamıştı o anda kendi içindeki boşluğa.
Parmak uçlarını sandviç eden soğuk camın üzerine bastırdı. Ellerindeki titreme tesadüf olamazdı. Bu yemin, sadece kelimelerden ibaret değildi; kalbinde saplanan bir hançerdi.
“Bu kentin karanlık köşelerinde, kimse güvenmez kimseye. Ben de buna alışmalıydım.”
O an kapı hafifçe aralandı. İçeriye girmeden önce tereddüt etmişti. Serap’ın gözleri hemen o sessiz varlığı yakaladı.
“Sen,” dedi boğuk bir sesle, “Sen nasıl böyle bir oyunda yer alabilirsin? Gerçekten bu kadar kalleş mi oldun?”
Ayhan’dı.
En yakınındaki adam.
Güveninden zerre şüphe etmemişti. Oysa şimdi, onun gözlerinde bir şeyler söyleniyordu; gizli bir bıçak parlaması, sessiz bir ihanetin habercisi...
Serap’ın nefesi dondu.
“Nasıl? Neden?” kelimeleri birer düğüm olmuştu boğazında.
Ayhan ağzını açtı ama kelimeleri çıkmadı. Sadece bir adım daha yaklaştı, gözlerindeki değişim her şeyi anlatıyordu.
Serap, yeminini korumak için savaşırken, en büyük cepheden saldırı yaklaşıyordu.
Ve şehri saran gece, karanlık kanatların altındaydı.