NoveliqaYeminin Karanlık Kanatları / Kaan’ın İlk Hamlesi :0%
Log in

Chapter 2

Kaan’ın İlk Hamlesi

Kapı yavaşça aralandı; Serap’ın kalbi göğsünde birden hızla atmaya başladı. O an bedenindeki tüm damarlar, gözlerini aralayan o gölgeye kilitlendi.

“Sen…” diye nefesi kesildi.

Karanlıkta zarif bir silüet belirdi ve ardından yüzü, adeta istemediği halde ona bakan bir hayalet gibi ortaya çıktı: Kaan Demir.

Kaan’ın bakışları, soğuk ve hesapçıydı. Yanında taşıdığı o eski deri çanta, cebinde tuttuğu gizemli planların habercisiydi.

“Yıllardır seni izliyorum, Serap. Çocukluğundan beri, bu şehrin her köşesinde, her adımında.” Kaan’nın sesi, her kelimesine yüklediği tehditten titriyordu.

Serap’ın vücudu donmuştu; içinde kıpırdayan korku değil, buz gibi keskin bir uyanış vardı. Söylenmeyen cümleler, düşmanın oyununu anlamaya çalıştı.

“Kimin peşinde olduğunu düşünüyorum. Ama... senin peşinde olan benim, unuttun mu?”

Serap dudaklarını bastırarak toparlandı. “Neler istediğini çok iyi biliyorum, Kaan. Fakat bil ki, bu yemin beni sende tutacak, seni değil.”

Kaan hafifçe gülümsedi. “Yemin... Hah! O yemin seni çaresiz bırakacak kadar ağır, Serap.”

Serap adım attı, karanlıkta beliren eski yılların yükünü omuzlarında hissetti. “Bana oyunlarını bırak. Benim adım temizlenecek. Ve senin sırların karanlığında kaybolacak.”

Kaan’ın gözleri kıvrıldı. Cebinden çıkardığı ve ortaya koyduğu bir zarf, odanın sert havasını daha da soğuttu. Zarfta, Serap’ın çocukluk fotoğrafı, el yazısıyla yazılmış bir mesajla bir aradaydı.

“Bunu bulmasını istemen tesadüf mü?” Kaan alçak bir sesle sordu. “Ben seni asla bırakmadım, Serap. O karanlık sokaklarda, o yırtık hayatında bile...”

Serap kalbinin derinliklerinde hissediyordu; o an, tüm geçmişiyle yüzleşiyordu.

O zarfla gelen mesaj, ona Kaan’ın yıllardır peşinde olduğunu ve planlarının çok daha derinlere indiğini fısıldıyordu. Bu sadece bir başlangıçtı.

Ve tam o anda, kapının mihenk taşı gibi çarpan bir tokmasıyla, odanın sessizliği paramparça oldu.

Serap’ın gözleri dehşetle açıldı. Kaan’a baktı. Kaan da ona, küstah ve emin.

“Peşindeyim, Serap. Bu kez bırakmam seni.”

Serap’ın nefesi boğazında düğümlendi. Bu yemin, bu karanlık… artık bir savaştan daha fazlasıydı.

---

Gölgeler ardına saklanmış İstanbul, dev bir satranç tahtasıydı. Ve Serap, şimdi tam orta sahadaydı.

Ama bilmiyordu ki, Kaan onu çocukluğundan beri izlemekteydi. Her adımı planlanmıştı; hayatına sızmıştı. Ve şimdi, suskun şehirde korkunç bir oyun başlamak üzereydi.