NoveliqaYeminin Karanlık Kanatları / Sadakat ve Şüphe :0%
Log in

Chapter 10

Sadakat ve Şüphe

Bedenine saplanan ihanet bıçağı, görünmez bir zehrin damarlarında yavaşça yayılması gibiydi. Serap’ın nefesi kesildi; gözlerinin önünde dünya yavaşladı, renkler soldu, ama kalbi, “burada bir şeyler yanlış” diye haykırıyordu. Elleri titreyerek, ardında duran ismiyle bakışları buluştu: O an anladı, en yakın bildiği kişi, ona tüm düzeniyle karşı durmuştu.

İçeride, eski panoramik pencerenin ötesinden İstanbul’un gece ışıkları titrek birer parıltı olarak görünüyor; ama Serap’ın ruhunda fırtınalar kopuyordu. Gökyüzü, o an her zamankinden koyu, daha karanlık ve soğuktu. Her adım, her nefes, bir hararetle hızlanıyordu. O yemin, gelenek, sadakat... Hepsi tek bir anda sorgulamaya açıldı.

“Sen...” Sesinin titremesi, buz kesmiş kalbinin kırılganlığını açığa vuruyor. Kaan Demir’in oyununa çekildiğini biliyordu, ama dost sandığı kişiden gelen darbe, acıyı on kat artırıyordu.

“Yüreğimde bir yara daha açtın Serap. Bu şehirde, bu karanlıkta ikinci şansı yok.” Arkasında duran o kişi, gözlerini yere dikti; pişmanlık mı, yoksa hiç gizlemediği acımasızlık mıydı, ayırt etmek zordu.

Serap, ardındaki adamın gerçek yüzünü görmüş, kendine sormaya başlamıştı: “Ya diğerleri? Herkes böyle mi? Sadakat denen şey sadece maskeden mi ibaret?”

Adımlar sessizce ilerledi. Odamın karanlığı onu sarmaladı, fakat her köşe, her gölge, bir zamanlar “güvendiği” anıların haylaz yankılarını fısıldıyordu. Telefonunun titremesiyle irkildi; ekranda tek satırlık mesaj:

“Beni sorgulama. Çünkü benim oyunumu anlayamazsın.”

Serap, derin bir nefes aldı. İşte, şüphe tohumları derinlemişti yüreğinde, ve bu topraklarda, hiç kimse sadece iyilik veya kötülükle var olmuyordu.

O gece, Sadakat ve Şüphe aynı nefeste buluştu; ama Serap’ın gözü, şimdi daha keskin bir gerçeğe açılmıştı: Oyun yalnızca yeni başlıyordu.

Kapı aniden çalındı; soğuk bir rüzgar girdi odaya ve Serap’ın dünyası yeniden, düzensiz bir sarsıntıyla titredi. Kimdi kapının ardındaki? Dost mu, düşman mı? Kalbinin içinde duyduğu o derin boşluk, yavaşça büyüyordu...

Ve şimdi, Serap seçenekler arasında sıkışıp kalmıştı — ama zaman, artık onun yavaşça kayıp gittiğini söylüyordu.

Kapı aralandı... Ve yüzü, gördüğünde, hepsi değişecekti.