Chapter 16
Kapının ardında, şehrin karanlık gölgeleri gibi, geçmişin ve geleceğin felaketi sessizce bekliyordu.
---
Son nefesimi aldım, titreyen ellerimle kapıyı hafifçe araladım. Koridorun loş ışığı, eski ahşabın yıpranmış dokusunu vurguluyordu. İçerde birisi vardı; varlığını duyumsamak için gözlerimi kısarken, kalbimin dayanılmaz hızını susturmaya çalıştım.
“Eylül…” Hafif, ama keskin gelen ses, beni bir anda eski anıların girdabına sürükledi. Korhan’dı. Ayak sesleri, soğuk ve hesaplı, ama altında gizlenen bir acı vardı. Görünmeyen zincirler gibi etrafımı sarmaya başladı.
“Sen…” Sustu bir an. “Beni duymadın bile, değil mi?”
Yutkundum. Kelimeler boğazımda düğümlendi.
“Yeminlerimiz,” dedi Korhan, “Sadece sözde mi kaldı?”
Nefesimin kesildiğini hissettim. Kalktım, adımlarım ağırlaştı, ama geride duramıyordum artık.
“Gerçek neyse o olmalı, değil mi?” diye fısıldadım, ama kendi sesim bile bana yabancı geliyordu.
Korhan bir adım daha yaklaştı. Gözlerindeki eski tanıdıklığı ve yenilmişliği görmek, kalbimi bıçak gibi kesti. “Sana yemin ettim. Sana ve ailene. Ama o yemin... belki de yalanlar üzerine kuruldu.”
O an, odanın köşesindeki eski masaya çarpan bir ışık huzmesi, kamufle edilmek istenen sırların üstünü açar gibi parladı.
“Karanlıkta saklanan bir gerçek var, değil mi?” dedim. “Ve biz, o gerçeğin içinde kaybolduk.”
Durdu. Uzun süre sessiz kaldı. Sonra, avcunun içi gibi soğuk bir kağıt çıkardı cebinden ve bana uzattı.
“Bunu gördün mü hiç?” dedi. “Ailemizin yemin defteri. İçinde yazanlar, bizim bildiğimiz her şeyi değiştirecek.”
Elleri titredi. Kağıdın üzerinde dökülen mürekkep ve yılların karanlığı birbirine karışmıştı. Satırlar birbirinin üzerine çöküyordu sanki. Korku ve umut arasında asılı kalan bir titizlikle okumaya başladım.
Ve o anda, gerçek paramparça oldu.
Yalnızca yeminler değil, bütün hayatım yalanlar üzerine kurulu muydu? Korhan'ın gözlerindeki o eski ateş, artık benim de içimde yanıyordu.
Tam bu noktada, kapının ardından ani ve güçlü bir tokat sesi çınladı.
Bizi takip eden başka biri vardı. Ve o kişi, yeminlerimizi altüst edecek sırların taşıyıcısıydı.
---
Gölgeler içindeki şehir, sessizce kendi yazgısını bekliyordu. Ben ise, artık neye inanacağımı bilemeden, yeminlerimin gölgesinde kırılan kaderimle baş başa kalmıştım.