NoveliqaYeminin Gölgesinde Kırılan Kaderler / Yanlış Kanıtın Bedeli :0%
Log in

Chapter 12

Yanlış Kanıtın Bedeli

Kapı, derin bir gıcırdama ile açıldığında, Eylül’ün kalbi aniden sıkıştı. Odayı saran sessizlik, ağır bir buz tabakası gibi tüm vücudunu sardı. Gözlerini o kirli camdan ayırmadan, sessizce içeri giren adamın adımlarını takip etti. Korhan’ın gölgesi kadar soğuk bir varlıktı o.

Adımlar derin koridorun sonunda yankılanırken, Eylül’ün içindeki kararlılık inceldi, konuşamaz oldu. Soluk alışverişleri, boğazında düğümlenmiş bir yemin gibi takılı kaldı. “Kim o?” diye kısık sesiyle fısıldadı kendi kendine. Cevap, ağır ağır yaklaştı: “Senin sonun, Eylül…”

Bir an için zaman dondu. Odanın basit lambası, yüzündeki ter damlalarını ve titreyen ellerini aydınlattı. Gözlerindeki korku ve öfke bir aradaydı. Böyle bir an, yıllardır her şekilde hesapladığı planın çöküşünün ilk adımıydı.

*

Sabah güneşi, İstanbul’un gri siluetini yavaş yavaş uyandırıyordu. Eylül, mahkeme salonunun önünde deri ceketinin cebinden çıkarıp incelediği belgeyi hala kavramaya çalışıyordu. Yanlış bir kanıt.

Üstünde, hem kendi ismi vardı hem de ailesinin adı… Hayatını sonsuza dek değiştirebilecek, üzerinde oynanmış, kurgulanmış sahte bir delil.

Avukat tişörtü terlemiş omuzlarına yapışırken, elektrikli kalemini masaya vurdu. “Nasıl? Neden? Kim yaptı bunu?” dedi sessiz dudaklarıyla. Yanındaki genç yardımcısı Melis, gözlerini kıstı, “Eylül Hanım, bu delil ortaya çıktığında, dava tamamen dönüyor. Savcılık pes etmeyecek, zaten gergin olan basının gözünde siz hedef olabilirsiniz.”

Eylül’un yüreğinde buz gibi bir çukur oluştu. Adalet diye inandığı şey, bir anda onu boğazına kadar batırdığı karanlıkta bırakmıştı. Her ileri attığı adım, onu daha da derine çekiyordu.

*

Kafasını kaldırdığında salonun kapısı gürültüyle açıldı, Korhan Demir içeri girdi. Koyu takım elbisesi, soğuk ve hesapçı bakışlarıyla odanın havasını hemen değiştirdi. Eylül’ün göz bebeğindeki korkunun kıvılcımı sanki ani bir tepkiye dönüştü.

“Bu yanlış kanıtla oynayan kişi senin peşindeyse, önümüzde büyük bir fırtına var” dedi korunaklı sesiyle. “Ama unutma, sen asla tek değilsin. Eğer birlikte hareket edersek, bunu bozabiliriz.”

Eylül, gözlerini yorucu uykudan yeni uyandığında kadar canlı açtı. Kendisinden emin adımlarla Korhan’a doğru yürüdü, “Senin yardımın mı? Yoksa yeni bir tuzak mı bu?” diye sordu, sesi hem korkuyla hem de meydan okumayla dolu.

Korhan hafifçe gülümseyerek cebinden bir dosya çıkardı. “Bakalım, içinde ne var?” dedi. Eylül dosyayı alırken, sayfalar arasında gezinirken bulduğu fotoğraf, yüzünde kırılma yarattı. Fotoğrafta eski bir tanıdığı, yıllar önce yaşamını kurtardığı adam vardı ve onun elinde gizemli bir belge vardı. Kimsenin bilmediği bir sır.

*

O anda kapı tekrar açıldı. Kapıda, mahkeme savcısından gelen sert bir bakış vardı. “Eylül Kara, bu kanıt size karşı kullanılacak yeni delil olarak kabul edildi. Bu konuda savunmanızı bekliyoruz.”

Sözcükler iğne gibi delip geçti kulaklarından. Gözleri doldu, boğazı kurudu. Bir yanda yıllardır koruduğu aile onuru vardı, diğer yanda ise özgürlüğü, hayatı…

“Bu kanıt, özgürlüğümü riske atar mı?” diye fısıldadı kendine. Dışarıdaki kalabalığın uğultusu, onun içindeki karmaşayı bastırıyordu. Herkes doğrudan bu yalana inanacak mıydı?

Korhan ona sinsi bir gülümsemeyle yaklaştı, “Cevabımızı mahkeme verecek, ama unutma, bu oyun henüz bitmedi, Eylül.”

Eylül, bütün gücüyle derin bir nefes aldı. Kendi yeminine sarıldı. Bu karmaşanın içinden çıkacaktı. Ama… Ya bu yanlış kanat Eylül’ün kendisini, kendi elleriyle ördüğü kaderi boğacak olursa?

O an, odadaki tüm ışıklar sanki karardı. Sadece kalbinin attığı ve anbean yükselen gerilim vardı.

*

Kapının önünde kýsa ama keskin bir tıkırtı duyuldu. Eylül titredi; dönüşü olmayan bir kapı aralanıyordu.

Kimin geleceğini o an bilmiyordu. Ama biri kapıda bekliyordu. Belki de sırları, belki de hayatlarını tamamen değiştirecek olan kişi.

Ve bu kanıt…

Özgürlüğünü riske atacak mıydı?

Bir saniyelik sessizliğin ardından, kapı bir kez daha aralandı.

“To be continued…”