NoveliqaYemin Kırılamaz: Sonsuz Kaderin Savaşçıları / Karanlık Sırlar Ortaya Çıkıyor :0%
Log in

Chapter 7

Karanlık Sırlar Ortaya Çıkıyor

Dudaklarımda titrek bir soluk, ciğerlerim yangınla dolu. Zaman, ağır bir kalebodur gibi göğsümün üstüne çökmüş, her hareketim ağrılar içinde kıvrandırıyordu. Ayakta kalmak için son kalan direncimi zorlarken kapının hemen ardında duran yabancı nefesini hissediyordum.

O ses, karanlığın ilk nefesiydi—Deniz’in sessizcema gelen adımı.

Yıllardır yeminimi kırmamak için direndiğim hayatımın tam ortasında, şimdi içeri adım atarken dünyamın temelleri sarsılıyordu. Parmağım kapının koluna kaydı, titreyen elimi bile güçsüz bırakan o anın ağırlığıyla.

Bir saniye…

Bir saniye daha geçsin.

Ve sonra, kapı açıldı.

*

“Ela.” Ses, bıçak gibi keskin, bir o kadar da içten.

Karşımda, soğuk ve hesaplı bir ifadeyle Deniz duruyordu. Gözlerinde yıllardır biriktirdiği öfkenin derin kuyusu vardı. Adımlarında kararlılık, yüzünde kirli bir tebessüm saklıydı.

“Ne… istiyorsun?” diye fısıldadım, her sözüm ateşle oynuyor gibiydi.

Deniz’in gülüşü, geceyi delen yıldızlar kadar soğuktu. “Senin yeminini kırmanı bekliyorum, Ela. Sen kırılacaksın ki, ben kazanayım.”

Sanki zaman yavaşladı. Kalbim göğsümden sıyrılıp yere düştü. Ellerim kasılıp gevşiyor, içimden kaçacak bin kelimenin hapsini sürüyordum.

Ama sözlerim yalancıydı. Çünkü ben hiçbir zaman elimi tetikten çekmeyecektim.

“Bir adım daha atarsan...”

Fısıltım bir tehditten öteydi. Çünkü ben genelemiş bir karanlığın ucundaydım, hem kendimi hem dünyayı koruyacak tek kalkanım o yeminimdi.

Deniz, hafifçe başını eğdi. “Öyleyse başlayalım.”

*

İçimden kopan fırtına, geçmişin kapılarını aralıyordu yine. Deniz nasıl girerse girsin, bu savaş şimdi başlamıştı. Ve ben, bilmiyordum ki bulunan sırlar, sadece bugünü değil, yarınımı da yıkacaktı.

Sabahın ilk ışıkları, evin tozlu köşelerindeki eski portreleri aydınlatınca, karanlık bir sır gölgesi üzerime çöktü. Annemin odasının çekmecesinden çıkarılan eski bir günlük, sandığım kadar masum değildi.

Sayfalar çevrilirken, her kelime kafatasımı kemiren bir gizemi ortaya çıkarıyordu:

“Ela, yemin sadece söz değil. Her kanat çırpışı, her adımda seni izleyen karanlık var…”

Ve sonra, yazının sonunda parlayan isim:

Deniz Karabulut.

Nefesim kesildi. Kalbim, sanki geçmişle geleceğin arasındaki kırılma noktasında asılı kaldı.

Yanımda bir tıkırtı duyuldu. Başımı çevirdiğimde, kapıya doğru iki adım geride Deniz’in öfkesi vardı.

“Bazı sırlar, sandığın kadar derin değil, Ela,” dedi ince ama yıkıcı bir sesle.

Gözlerimi kitaba çevirdim. Ellerimle, yorgun ve titrek, o sayfaya yeniden tutundum.

“Bu… Bu ne demek?” diye boğukça sordum.

Deniz derin bir nefes aldı. “Sana her zaman söylendiği gibi basit değil; ailenin geçmişi, bizim geçmişimizle karmaşık bir düğüm. Bu günlük, bu bağlantının anahtarı.”

Yeniden titremeye başladım. Sorduğum her soru, sahip olduğum her yemin, yerle bir olmaya hazırdı.

Kapı aniden aralandı.

— Gelen kim?

Ama o an, ben cevap veremezdim; çünkü o günlüğün içinde, Deniz’le bağımızın ötesinde beni bekleyen, en karanlık sır vardı.

Ve o sır, yeminimi sonsuza dek değiştirecekti.

*

[SON]