NoveliqaYemin Kırılamaz: Sonsuz Kaderin Savaşçıları / Yemin ve İrade :0%
Log in

Chapter 6

Yemin ve İrade

Buz gibi bir sessizlik çöktü odanın üzerine. Kapı arkasındaki gölge, birkaç saniye hareketsiz durdu; bir nefes kadar uzun, ama aynı zamanda sonsuz gibi gelen o an... İçimde yankılanan kalp atışlarımla birlikte, o gölge bana ağır ağır adım attı.

Parmağım titriyordu. Dizlerim gevşemiş, neredeyse yere çökecektim. Nefesimi tutmuş, her an gelen darbe ya da hakikat yunusunu bekliyordum. Gözlerimi kırpmadan, o karanlık siluetin yüzünü seçmeye çalıştım. Ama o, karanlık ve puslu şehir ışıklarını ardında bırakarak, benden çok daha fazla şeyi saklıyordu.

"Ela..." diye kısık, tanıdık fakat yıpranmış sesini duydum. Ses öyle keskin, öyle yılların tüm yükünü taşıyan cılız bir kılıç gibiydi ki.

Gözlerimi kırptım, ardından kendimi zorlayarak doğruldum.

"Kimsin sen?" sorusu dudağımda çatladı, ama boğuk çıktı.

Adımlar daha da yaklaştı. Gölgede bir yüz belirdi.

Deniz Karabulut.

Soğuk ve sinsi bir gülümseme dudaklarını kıvrandırıyordu. Gözleri ise, bir savaş alanının ortasında çöken son kale gibi kararlı ve sinsiydi.

“Ne bekliyordun, Ela?” dedi. “Kaç kabus seni bekliyor, haberdar mısın?”

İçimde, o büyük Yemin’in ağırlığı sarsıldı. Bir anlığına yüreğimin derin karanlıklarında bir çatlak belirdi. Bugüne kadar sustuğum, sorgulamadan bağlandığım o yemin, şimdi bir ateş çemberinin ortasında eriyordu.

Deniz’in gözlerinde bir şey vardı: sadece düşmanlık değil, bir davanın, bir intikamın yanıp tutuşan ateşi. Bundan sonrası hiçbir şeyin aynı olmayacağını biliyordum. Çünkü Yemin artık sadece bir söz değil; bir esaret, bir cehennemdi.

---

O gece, şehrin soğuk rüzgârı üzerime vururken, evimde oturmuş elimde yeminimin kopyası olan eski parşömeni tutuyordum. Defalarca okuduğum, içimde kudretli bir koruyucu ruhu çağıran o kelimeler bugün başka bir anlam kazanıyordu.

“Bu yemin, sonsuza dek değişmeyecek bir yoldur.”

Sözlerin altındaki gerçek, bugünle beraber samimiyetinden geriye adamımsı bir karanlık bıraktı.

Elim paramparça olmuştu sanki. İçimdeki sızıtı yenmeye çalışırken, aklıma sürekli tek bir soru takılıyordu:

Ben bu yemin için mi yaşarım, yoksa yemin beni mi yaşatır?

Dışarıda gecenin derinliği, şehir ışıklarının arasında yolunu bulmaya çalışan bir sokak köpeği misali meşalesiz bir yolculuktu.

Fısıltılar baş gösterdi beynimde. “Yeminin kölesi olan nasıl özgür olabilir ki?”

---

Karanlığa karışan düşünceler arasında ayağa kalktım. Ellerimi yüzüme götürdüm; gözlerimi ovuşturarak gerçekliği şekillendirmeye çalıştım.

O an aniden telefonum titreşti. Ekrana baktım; bilinmeyen bir numaraydı.

Tir tir titreyen parmaklarımla telefonu açtım.

“Ela...” sesi az önce kapıda gördüğüm Deniz’in sesiyle titriyordu.

“Bana inanmanı istiyorum,” dedi. “Yemin sadece bir yoldan ibaret değil. O yol, seni tüketirse başka biri seni kurtaramaz.”

Kalbim karşı koyamadı; yemin ve kendi iradem arasında binlerce çığlık attım. Her biri mücadele eden bir savaşçı gibiydi.

“Nasıl olur?” diye fısıldadım, “Ben zaten yeminimi kırmamayı seçtim.”

“O zaman seçmedin,” dedi Deniz soğukça, “Sadece kendini kandırıyorsun.”

---

Ay ışığı perde aralığından odaya süzülürken, karşı karşıya durduğumuz o anı bir sahnenin içinde hissettim.

Yaşam, yemin ve iradenin kıyısında dans eden kılıçtır.

“Ela,” dedi Deniz tekrar, çünkü onu dinlemekten başka çarem yoktu, “Kararını ver. Ya yeminini korursun, ya da hayatını… İkisi bir arada olamaz.”

Büzülmüş dudaklarımı ısırırken, aniden kapı çarptı. Sarsıldım. Göz titreyerek kapıya döndüm.

Kapı zorla açılmaya çalışılıyordu.

“Kim var orada?” diye bağırdım, ama sesim çıkmadı.

---

O an, yeminimi sorgulamaya başladığım anda, kimliğim saldırıya uğradı.

Karanlıkta beliren eller, üzerime çöktü. Bedenimdondu, kalbim yerinden çıkacakmış gibi çarptı.

Yemin ve irade, şimdi test ediliyordu; sınır çizgileri silinmişti.

---

Ve tam o anda, karanlığın içinden fısıldayan kişi, adıyla değil, yeminimle çağırdı beni.

“Ela.”

Kalbimde bir yerde, kırılmış bir yemin parçası düştü.

İçinden çıktıktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ve şimdi, her şeyin başlangıcı oradaydı.

* Bir sonraki nefesimi tutarken, sızlayan bedenim ve ağır sessizlik içinde tek bir gerçek vardı:

Yemin kırılırsa, dünya karanlığa teslim olur.

Ve o karanlığın ilk nefesi, kapımda bekliyordu.

— BÖLÜM 6 SONU —