NoveliqaYemin Kırılamaz: Sonsuz Kaderin Savaşçıları / Gölgedeki Tehdit :0%
Log in

Chapter 2

Gölgedeki Tehdit

Kapının ardındaki o adım sesi, Ela’nın kalbindeki tüm nabzını tek bir çatırtıyla sıktı. Bir saniye bile geçmeden, odanın soğuk havası daha da ağırlaştı; nefes alması zorlaşmış, ciğerleri buzdan sarmallarla çevrilmiş gibiydi.

Ela, bir an gözlerini kapattı. Işığı aramadı, gizlenmedi. Yerinde donup kalmak, tüm iç dünyasında karanlık bir fırtına kopmasını izlemekten başka çaresi yoktu.

“Kim o?” dedi sesi, tinek bir kovukta yankılanan kezpsiz bir fısıltıdan farksız. Yine vardı, oradaydı - birisinin nefesi, sanki yanı başındaymış gibi hissettiriyordu. Kalbi ikiye bölünen Ela, irkildi.

Gözlerini çabucak açtı. O anda ışıklar odanın iki köşesinde titredi. Uzun gölgeler belirmeye başladı, tıpkı kendisi gibi kaçak ve korkutucu.

Kapı yavaşça aralanıyordu.

Ve karşında durdu: Deniz Karabulut.

Uzun bir gölge gibi, siyah ceketini ve keskin bakışlarını taşıyarak içeri adım attı. Gözleri Ela’nın üzerine mermi gibi saplandı.

“Geleceğini gölgelemek için buradayım, Ela Yılmaz.” dedi, dudaklarının kenarında soğuk bir gülümsemeyle.

Ela’nın avuçları terlemeye başladı. Elleri titriyor, fakat sesi hala sağlamdı: “Sen kimsin? Daha önce hiç karşılaşmadım.”

Deniz, adeta varlığını duyurmak için değil, sessiz tehdit savurmak için oradaydı. “Bana ‘hiç’ dediğin yılların çok ötesinden geliyorum.” dedi. “Yeminini ne kadar kutsal tuttuğunu bilmek ilginç.”

Ela, bir an düşüncelere dalarken, Deniz’nin gözlerinde zayıflık görmedi. Her kelimesi keskin, planlıydı.

“Yeminimin kırılmasına izin vermeyeceğim.” dedi Ela, arkasını düzeltti, sesi bir taşı kıracak kadar sertti.

Deniz kaşlarını kaldırdı. “O yemin sadece söz değil. Aynı zamanda bir zincir.”

“Ne zinciri?” diye sordu Ela, dikkatle.

Deniz cebinden cüretkar bir hareketle eski, sararmış bir fotoğraf çıkardı.

Ela’nın kalbi o fotoğrafa baktığı anda, sanki göğsüne bıçak saplandı.

Fotoğrafta, küçük bir çocuk gözleriyle ona bakıyordu. Yüzü tıpkı Ela'ydı ama bir zamanlar unutulmuş, gizlenmiş bir gerçek...

“Annenin çocukken seni bıraktığı geceye dair hatırladığın bir şey var mı?” dedi Deniz, sesini alçaltarak. “Ya da neden seni kimse o gece aramadı?”

Ela nefesini tutarak dikleşti. Gözleri dolu doluydu ama kelimeler sözcüklerden çok daha ağrılıydı.

“Bu... nasıl mümkün olabilir?” dedi sadece.

Deniz derin, soğuk bir nefes verdi. “Sadece başlangıç, Ela. Bu gece yükselen karanlık, senin kaderindeki gölgeyi derinden sarmaya başladı.”

Tam o anda, kapının arkasından yankılanan bir tıkırtı, odanın bütün gergin havasını yırtarak içeriye başka bir gölgenin yaklaştığını haber verdi.

Ela ve Deniz, bir an için birbirlerine kilitlenmiş gözlerle baktılar.

Ve o an… Gerilim, tüm hücrelerine yerleşmişken, Deniz’nin sesi yeniden döndü, çok daha alaycı ve ölümcül:

“Gerçek yeminini bilmeye hazır mısın, Ela?”

Kapı ardında duran gölgenin adımları hızlandı.

Ve karanlık çoğaldı.

---

Bir sonraki sayfaya geçmeye hazırlan. Ama önce… Gözlerinizi kırpmayın!