NoveliqaUnutulmuş Sırların Gölgesinde / Sevda'nın İzleri :0%
Log in

Chapter 7

Sevda'nın İzleri

Oda, Sevda’nın o küçük, titreyen sesini taşıdıktan sonra bir anlık durgunluğa gömüldü. Loşluk, yüreğimin ribattaki kalbini soğutur gibiydi. Nefesim, boğazımda düğümlenmiş; sanki ağzıma kapanan bir kapının ardında gizlenen sessiz fısıltılar vardı. Gözlerimi ona diktim; yüzü, hem hatırlanmak isteyen ama bir o kadar da sığınan bir sır gibi titriyordu.

“Sen... gerçekten... Sevda mı?” diye seslendim, dudaklarımın arasında çıkan cılız bir fısıltıyla.

Gözlerindeki korku ve tanıdıklık birbirine karışmıştı. Evet, o Sevda’ydı. Hafızamın tozlu haritalarında, arada parlayan bulanık bir ışık gibi duruyordu ayakta. O an, belki tamamen mango olan anılarımın içinden geçen bir umut kıvılcımıydı... ya da tuzak.

Başımı hafifçe salladı, cevabı yavaş ama kesin: "Evet, Emir."

Kalbim, göğsümde kıyasıya bir ritimbazlıkla atarken, adımlarımın ince gıcırtısıyla mesafeyi kapattım. Sol elim, unutkanlığıma meydan okuyan ışıltılarla darbelenen suratına dokundu; elleri titredi, çenesi hafifçe titrek.

“Beni niye buraya çağırdın?” dedim. Sesi, ani bir fırtınanın eşiğindeydi. Kaçamak gözlerle etrafa bakarken, hayatım boyunca terk ettiğim sessizlikleri duyar gibi oldum.

Sevda’nın dudaklarında bir o kadar isyan, bir o kadar korku vardı: “Bu şehir artık eskisi gibi değil, Emir. Seni izliyorlar. Burada güvende değilsin.”

Bunu söylerken, göz ucuyla kapıya, pencereden içeri sızan bir sinmiş gölgeye bakıyordu. Ardından hızla, hiç beklemediğim bir hareketle cebinden küçük bir zarf çıkardı. Üzerinde, adımın sadece bir kez yazılmışti, o da bir uyarı gibiydi.

“Elinde ne var?” diye fısıldadım.

“Çok önemli. Ama bunu seninle yüz yüze konuşmam gerekirdi. Artık çok geç, Emir.”

Tam o anda, bir televizyonun eski modelinden gelen tiz bir cızırtı kesildi. Odayı kaplamış olan sessizliği sarsan ince bir tıkırtı duyuldu. Korkudan donakalmıştık. İkimizin de kalbinde sessiz alarm çalmaya başlamıştı. Kapı arkasından, tanıdık ama tehlikeli bir nefes duyuldu.

“Yardım etmek istiyorum ama...” dedi bir ses, “Ama dışarıdaki adama dikkat etmelisin, Emir. Sevda'nın peşindekiler sandığın kadar uzakta değil.”

Gözlerimi hızla dört bir yana çevirdim ama odanın köşesinde solgun bir adam duruyordu; yorgun ama gözlerinde açılamayan bir tehdit. Selim Karataş’ın hayalini her seferinde yeniden çekmekten vazgeçemiyor gibiydi zihnim.

Sevda, bana doğru eğildi, sesi neredeyse işitilmezdi: “Son mesajım bu olacak... Beni takip etme, çünkü tehlikedeysin.”

O an, dış kapının demir tokmağı inceden, ürkütücü bir şekilde çaldı; ritmi kalbimin atışıyla uyumlu ama çok daha hızlıydı.

“Kim o?” diye fısıldadım, gözlerim karanlıkta formasını seçmeye çalışırken.

Sevda cevap vermedi. Gözleri korkuyla dolmuştu.

Kapı, aralandı.

Ve karanlığın içinde...

---

Gölgeler birbirine karışıyor, şehir uykusuzluğuyla nefes alıyordu. İstanbul’un eski sokakları, kendi unutulmuş sırlarını fısıldarken biz, karmaşanın kıyısında durmuş, kıyasıya bir kovalamacanın tam ortasında kalmıştık.

Emir’in elleri hâlâ o hafif titremeyle, Sevda’nın bıraktığı zarfa sıkı sıkı tutunuyordu. Elindeki kaçamak ışık, içinde yazan harfleri seçmeye çalışırken zihninde binlerce soru fırlıyordu.

“Sevda,” diye mırıldandı, gözleri uzaklara dalmış. “Neden korkuyorsun? Kim bu seni takip edenler?”

Ama dışarıdan, adımların yaklaştığı o sessiz koridorun ucundan, başka bir gölge sessizce süzülüyordu. Gözleri parlayan bir ihanetle, hepimizi sarmaya hazırdı...

Ve bu gece, daha sona ermemişti.

---

Karanlık, yalnızca güneşin gitmesi değil, aynı zamanda gerçeğin üzerini örten katmanlardı. Sevda’nın son sözü, kulaklarımda çınlıyordu: “Beni takip etme, çünkü tehlikedeysin.”

İşte tam o anda kapının aralığından içeri süzülen kişi, Amca Cemil’di. Eskiden bildiğimiz, şimdi yüzü yeni korkular ve karanlık sırlarla yontulmuş adam. Gülümsedi ama gözlerindeki parıltı, hiçbir zaman dost olmadığını fısıldıyordu.

“Emir,” dedi yumuşak ama keskin bir sesle, “Bu şehirde kaybolmak istemiyorsan, şu zarfı dikkatle oku... Ancak unutma, herkes dost değildir.”

---

Ve böylece gölgeler, geçmişin, ihanetin ve tehlikenin içinde birleşiyordu.

Sevda’nın izleri, Emir’i karanlık için yeni bir oyuna çekiyordu—bir kez daha unutulmuş sırların gölgesinde.