NoveliqaUnutulmuş Sırların Gölgesinde / Düşman Yaklaşıyor :0%
Log in

Chapter 14

Düşman Yaklaşıyor

Göğsümün üstünde ağır bir taş vardı sanki; nefes almak, hareket etmek, düşünmek her zamankinden daha zordu. O hayaletin gölgesi hâlâ zihnimin en karanlık köşelerine sızmıştı. Sandığım gibi yalnız değildim. Ellerim titriyordu ama bu sefer korkudan değil, çaresizlikten. Her köşede bizi izleyen gözler vardı. Her adımım eski bir karanlığı uyandırıyordu ve o karanlık, beni sindirmek için bekliyordu.

İstanbul’un sokaklarına düşen sis, gecenin sessizliğine karışarak kentin kalbini sarmıştı. Sararmış taksim lambalarının altında yürürken, ayak seslerim yankılanıyordu. Kalabalığın içinde saklanmak imkânsızdı artık; bir bilinmezlik içinde ilerliyordum. Her adımda gölgeler daha da uzuyor, beni sarmalayan soğuk ve karanlıkta kayboluyordu. Hangi sırların içinde boğulacaktım, bilmiyordum ama yaklaştığını hissedebiliyordum; düşman, çok yakındı.

*

Selim Karataş’ın o soğuk bakışlarından bir an bile kurtulamadım. Şimdi İstanbul’un dört bir yanında ajanları vardı. Onların dudaklarından saçılan küçük fısıltılar bile, içime düşen pusu gibi kıvrılmıştı.

"Bulmalıyız onu, Emir’in izi İstanbul’da kaybolmayacak," dedi Selim, odasının loş ışıkları altında, yüzü bulanık gölgelerle kaybolurken. Parmaklarını masaya vurması odadaki havayı keskinleştirdi. “Onu kontrol etmeden planlarım yarım kalacak.”

Ajanlardan biri eğildi, gözleri soğuk bir hesaplama ile parladı: "Emir Bey, şehirdeki eski tanıdıklarıyla görüştüğünü bildiğimiz bazı mekânlarda iz bıraktı. Bazı sokaklar onun adımlarını takip edebileceğimiz yerler olabilir."

Selim’in yüzündeki gülümseme kıvrımı, bıçak gibi soğuktu. “O… hafıza kaybı mı yaşadı? Zayıf olduğunu sanmıştı. Halbuki ne kadar güçlü bir ağ ördüğümüzü bilmiyor.”

“Bizi görünce hemen kaçacak,” dedi ajanın sesi ise mekanın içinde sessiz bir kükreme gibi yankılandı.

“Şimdi değil, onu bulduğumuz an,” diye düzeltti Selim. “Saklandığı her köşe bizimle karşılaşacağı yeni bir hüzün getirecek ona.”

*

Benim için şehir, bir labirent gibi derinleşiyordu. Her köşede bir geçmiş, her sokakta bir anı vardı. Hatırlamamak için mücadele ettiklerim zihnimi yıpratıyordu. Fakat şimdi anladım ki geçmişin zincirleri beni tekrar sarıyordu. İstanbul’un dar sokakları, yorgun bedenime rağmen kaçmamı engelliyordu.

Tatlı bir yağmur başladı. İnce damlalar yüzüme çarpıyor, ıslak kaldırımlar sırlarını fısıldıyor gibiydi. Sis iyice çökmüş; lambaların solgun ışıkları kırılıp kırılıp gözlerimi alıyordu. Titrek adımlarla, eski bir kahvenin arka sokağına saptım. Burada biraz nefes almak zorundaydım.

O anda, arkamdan gelen belirsiz bir ses tüylerimi diken diken etti: “Adam mı arıyorsunuz?”

Nefesim bodur bir boğuklukla kesildi. Arkama dönüp baktığımda, karşımdaki adamın gözlerinde oyun ve tehdit vardı. Gecenin içinde bir tuzak mıydı yoksa gerçek mi?

*

“Ben… yalnızım,” dedim, yemin ederim sesi titriyordu ama gözlerim düşündüğımden daha keskin bakıyordu ona. “Burada kimseyle işim yok.”

Adamın dudaklarından çıkan o gülümseme, beni tanıyan ama asla dostundan öte olmayan biri gibiydi.

“Seninle çok ilgileniyorlar,” dedi, fısıltısı geceye karışırken. “Bazı kişiler peşinde. O yüzden biz buradayız.”

Yudumladığım küçücük umuttan nefret ettim. Şimdi anladım: İzim bulanmıştı. Saklanacak yer aramalıydım.

*

Sis, hafifçe çıtırdayan sokak lambalarının altında kalırken, ben geri çekildim. Kalbim göğsümde bir davul gibi atıyordu. Her anın anlamı, her nefesin ağırlığı varoluşumu hissediyordu. Bir adım bile attığımda arkamdaki sessizlik çökmeye hazır, bir çağrı gibi beni buluyordu.

“Emir…” dedi kendi kendime. “Kendi geçmişinden kaçamazsın.”

Ellerim cebimde, derin bir nefes aldım. Gecenin karanlığında, izimin bulunduğunu bilmenin acısıyla, saklanacak bir yer aramak için hareketlendim.

Uzaktaki bir kapının kapandığını duydum.

Kalbim, içimde büyüyen o karanlık fırtınaya inat, hızlı hızlı çarparken, bilinmezliğe doğru atılan her adımı daha da keskinleştirdi.

*

Karanlık sokaklarda, bir kaç damla yağmur içinde kaybolurken, düşmanumun beni yaklaştığını hissettim.

Ve tam o anda…

Bow ! Kapıya tık tık tık…

*

Bölüm sonu. Devamı gelecek...