NoveliqaUnutulmuş Sırların Gölgesinde / Deneyin Karanlık Yüzü :0%
Log in

Chapter 13

Deneyin Karanlık Yüzü

Arka kapının gıcırtısı, karanlığın çelik soğukluğunu kırmaya yetiyordu. Işık, seğiren bir hayalet gibi odanın içine sızdı; titreşerek, ansızın söndü. Nefesim, donmuş bir aynanın yüzeyinde tercüman olamayan kelimeler gibi takılıp kaldı.

Gözlerimi kırpmadan, o anın içine hapsolmuştum. Ellerin titremeye başladı. Göğsümün içinde, yavaşça bir karıncalanma, sonra derin bir sancı yayılıyordu. Meltem gibi esen sessizliğin ardında, bilinmeyenin soğuk nefesi vardı.

“Kim o?” diye fısıldadım, sesim rutubetli duvarlara yapışırken.

Yavaş bir adım, ardından başka bir adım. Gölge, kapının eşiğinde durdu. Silüet, belirsizlik içinde kıvrılıp büzülüyordu.

“Emir… seni bekliyordum," dedi boğuk, keskin bir ses.

Gözlerim, o karanlık şeklin içinde arandı. Tanıdık mıydı? Korku mu, yoksa bir parça umut mu? Yanıt bulamadan göğsümdeki sıkışma büyüdü. Nefes almak zorlaştı.

“Bu odanın dışına çıkmalıyız,” dedi adam. Sesi, sabaha karşı çalınan bir çan gibi yankılandı.

“Sen… sen kimsin?” diye sordum, sesim sarsılıyordu.

“Selim Karataş,” dedi. “Ve artık gerçekleri öğrenmenin zamanı geldi.”

Derin bir sessizlik. Karanlık, odayı yeniden yutmaya başladı. Kelimeler birer birer diz çöktü. Her harf kalbime çakılmış bir hançer kadar ağırdı.

“Beni neden böyle yaptınız?” kelimelerim, hüznün labirentlerinde kayboldu.

Selim’in yüzündeki ifade, soğuk bir laboratuvar masasından fırlamış bir katı bilim adamı gibiydi. Gözlerindeki merhametsizlik, ölüm gibi pürüzsüz, keskin.

“Bu bir kaza değildi, Emir. Teknoloji ve insan sınırlarının korkunç bir birleşimiydik. Hafızan, planlı bir deneyin sonucu.”

Göğsümün içi, bir sis dalgası gibi titredi. Hafıza, unutulmaz anılarımı yutmuş; yerini bilinmezlik ve ihanetin girdabına bırakmıştı.

“Deney mi? Bana ne yaptınız?” diye haykırdım, sesim çatladı.

Selim, gürültüyü yutan derin bir nefes aldı, sonra avuçlarını masaya sertçe vurdu. “Sadece sen değil, Emir. Binlerce kişi... Hafızaları, kimlikleri, hayatları—hepsi bizden.”

Vücudumda elektrik çarpması gibi bir his yayıldı. Duyduklarım gerçek olamazdı. İnsanlık tarihinin en karanlık dönemi, bu ani itirafla yeniden yazılıyordu.

“Bunu neden?” diye sordum, sözlerim mücadele eden bir çocuk kadar çaresiz.

“Kontrol,” dedi Selim, gözleri alev gibi parıldayarak. “Kaos içinde düzeni sağlamak için. Karanlığın hüküm sürdüğü bu şehirde... yeni bir başlangıç için.”

Sayfalarca yazılmış yalanların üstü kalkıyordu. Artık ben; sadece kaybedilmiş bir kişi değil, planın içinde oynanan bir piyon değil, aynı zamanda bu karanlık oyunun anahtarıydım.

“Kimse bize güvenemez artık,” dedi Selim. “Ama sen… sen bu oyunu kıracak adamsın. Hafızanın parçalarını birleştirebilirsin. Eğer istersen.”

Kalbim çözüldü, acı ve öfke arasında kıvranırken Selim’in sözleri buz gibi çarptı bana.

Dışarıdan bir gürültü yükseldi. Kapı aniden tekrar açılıp kapandı. Gecenin içinde bir fısıltı duyuldu: “Ondan önce bizi durdurmalısın.”

Adımlar hızlandı, gölgeler kıvrıldı, dikkat kesilmiştim.

Selim, bana son bir bakış attı:

“Bu sadece başlangıç, Emir. Hafıza savaşının kapıları aralanıyor.”

Ve o anda, tüm hafızamda benzer şekilde kaybolmuş yüzlerin hayaleti zihnime düştü.

Sandığım gibi yalnız değildim.

Belleği silinmiş, hayatı çalınmış birçok kişi… Hepsi oyun alanının içinde.

Hangi sırların karanlığında kaybolduk?

İlk ölüme davet edilen biz miydik?

---

Bölüm sonu. Devamı gelecek...