NoveliqaUnutulmuş Sırlar: Gölgeler İçinde Kayıp / Korhan Deniz'in Gölgesi :0%
Log in

Chapter 4

Korhan Deniz'in Gölgesi

Elif’in ciğerlere işleyen o soğuk tanıdık bakışlarla karşılaşması, anıların sis perdesini yırtarcasına ruhuna yapışmıştı. Soluk soluğa, sanki kalbinin ritmi bozulmuş bir müziğin her vuruşunda biraz daha parçalanıyordu. İçinde kıpırdanan devasa bilinmezlik kıyametleriyle boğuşurken, Korhan Deniz kapı eşiğinde duruyordu.

Geniş omuzları gölgelerle dağılmış, yüzündeki ifade ise ölçülmesi imkânsız karmaşıklıklarla dolu. Karaya vurmuş bir fırtınanın sakin öncesi gibi titrekti. Elif, içgüdüyle geri çekildi ama koşacak kadar gücü yoktu; hafızasının zonklayan boşlukları ona kilit vurmuştu.

Korhan adımlarını sessizce ilerletti, tahta zemin narinçe gıcırdadı, ama sesi yok denecek kadar azdı. “Elif...” diye başladı, sesi rüzgârın uğultusunda asılı kalmış zayıf bir davet gibiydi. “Burada güvendesin. Sana zarar gelmesine izin vermeyeceğim.”

Elif’in gözleri hafifçe kısıldı. Güven sözü dudaklarında nasıl bu kadar boşluk taşıyabilirdi?

“Kim… kim olduğunu biliyor musun bana?” diye fısıldadı Elif, sesinde bir kırılganlık vardı; merakla korku arasında titreyen bir çizgide.

Korhan durdu, kararır gibi gözüken odanın loşunda yüzündeki keskin hatlar sertleşti. “Biliyorum,” dedi, “Hatırlaman için buradayım.”

“Peki neden geçmişim beni hatırlamıyor?” diye sordu Elif, elleri nehir yatağında dolaşan bir çocuk gibi terledi.

Korhan’ın birkaç saniyelik suskunluğu, odada bir ağırlık yarattı. Doğrudan bakmayarak, odanın köşesine fırlatılan eski bir fotoğrafa yöneldi. Siyah beyaz, yıpranmış kenarlarında soluk bir efsanenin başlangıcı gibi. Bir adam, bir kadın, yanı başlarında küçük bir kız.

“Geçmiş” dedi Korhan, sesi harli bir fısıltı gibi. “Görmek istediğin her şeyin üstü tozla kaplı. O tozu kaldırmak için bir kez daha düşmanlarınla yüzleşmek zorunda kalacaksın.”

Elif, ellerini dizlerine bastırarak öne eğildi. İçindeki kırıklar sertleşiyor, gizemli parçalar yer değiştiriyordu. “Düşmanlarım kim?”

Korhan duruşunu biraz daha gevşetti ama gözlerindeki sertlik hiçbir yere gitmedi. “Onlar sadece gölgeler değil. Her ışığın ardında başka bir karanlık var. Korktuğun, adını koyamadığın, hatta hissetmekten kaçındığın... hepsi burada.” Parmağıyla göğsüne dokundu. “Ve ben o gölgelerin en büyüğüyüm belki de.”

Elif yüzünü buruşturdu, korku ve öfke arasında dolanırken istemsizce geri çekildi. “O zaman neden buradasın? Neden bana yardım etmek istiyorsun? Beni susturmak mı istiyorsun?"

Korhan neredeyse kırılmak üzere olan o sert maskenin altında kırpılarak gülümsedi. Bu gülümsemeyle, yüzünde yukarı doğru dalgalanan bir kıvılcımı fark etti Elif. Bir tehdit, hiç yawlaştığı olmayan bir bakış, okyanusun dibinden yükselen bir fırtına kadar sessiz ama yıkıcı.

“Beni dinle,” dedi Korhan büyük bir dikkatle ve aniden bir adım daha yaklaştı. “Koruduğum kadar, seni... sınırlarım. Çünkü hatırlamak, bazen özgürlük değil, hapistir.”

Elif’in yüreği şiddetle atmaya başladı. Korhan’ın gözlerindeki yıldızsız gecenin koruması değil, hayaletlerin dans ettiği karanlık bir hapishane vardı. O anda anladı; bu adam ona hem can hem de zincir olabilirdi.

Tam o esnada, kapı aniden tıkırdadı; Demir sesli, dış dünyadan gelen bir uyarı gibiydi. Elif kafasını kaldırdı. Korhan’ın bakışları keskinleşti, dudaklarının arasındaki sessiz tehdit kelimelere dökülemeden havada asılı kaldı.

Korhan’ın gözlerindeki o derin korku gölgesi... Elif’ten sakladığı neydi?

Kapı tekrar hafifçe titredi. İçeriye kim girecekti?

Ve en önemlisi, Korhan gerçekten kimdi?

Gölgeler, odanın içinde yankılanmaya devam ederken, bütün cevaplar beklemeye alınmıştı. Elif anladı ki, gerçek tehlike ne geçmişte ne de hatıralarda değil, tam da onun yanında duruyordu.

Ve bu gece, en az Elif kadar karanlıktı.