NoveliqaSözleşmeyle Yazılan Aşk / İlk İntikamcı Hamle :0%
Log in

Chapter 5

İlk İntikamcı Hamle

Parmak uçlarının kapıya bıraktığı o keskin tıklama, odanın sessizliğini paramparça etti. Efsun, nefesini tuttu; avuçlarının içinde bir buzul katmanı büyür gibi oldu, kalbi boğazına tırmandı. Ne taraftan geldi bu ses? Ardında ne vardı? Gözleri kapıya kitlenmiş, varlığını kanıtlamadan önce gideceğini düşündüğü bir hayal miydi?

Bir adım daha atıldı koridorda. İnce, soğuk bir ses hafiften kapının ardından süzüldü:

“Efsun Hanım, ben Mert Canbay.”

O ismin ağırlığı, odada aniden çöken karanlık kadar yoğundu. Efsun’un yüzüne bir şimşek gibi çaktı. Kumaş gibi kalın, ağır ve zehirli bir tehdit.

“Sen… Burada ne yapıyorsun?” Dudakları kıpırdadı ama çıkardığı ses titrerken, bedeninin kontrolünü güçlü olmaya çalışarak kaybetmemeye zorladı kendini.

Mert’in varlığı, Demir’in dehşetle örülmüş dünyasından kopup gelen bir zehir gibiydi. Gözleri pür dikkat kesilmiş, yüzünde aşağılamanın, alaycılığın ve gizlenmiş öfkenin dans ettiği bir ifade vardı.

“Demir Bey’in işlerini kökünden sarsmaya adanmış biri olarak, burada durmam şaşırtıcı mı sana? Sana söylediğim sözleri, hâlâ hatırlıyor musun? ‘Geri çekilmek yok.’” Mert, hafifçe gülümsedi ama o gülümseme, bir yırtıcı gibi derine sızıyordu.

Efsun, kalbindeki buzun çözülmesine izin vermedi. “Buraya seni çağıran kişi ben değilim. O yüzden, işini bitirmen için Demir Bey’e değil, bana hesap vermelisin.”

“İyi deneme,” diyerek Mert kapının eşiğine doğru ağır adımlarla ilerledi. “Ama onu korumakla kendini kandırıyorsun. Asıl mesele sensin, Efsun. O yedi yıl önce sakladığın sır. Ve bu sır açığa çıkar çıkmaz, Demir’in imparatorluğu yıkılışa geçecek. Sana söylemezsem günahım olurdu.”

Efsun’un yumrukları sıkıldı. İçini bir ateş sardı; korkudan değil, öfkeden. “Neyi göze aldığını mı sanıyorsun? Kimse benim ailesime dokunamaz.”

“Ah, Efsun,” dedi Mert, daha da yaklaştı. “Bak, buraya sırf Demir için gelmedim. Benim işim, seni kırmak. Gerisi Demir’in problemi.”

Gerginlik havayı örerken, dışarıda kapının altından çok ince bir kağıt kaydı. Efsun dizlerinin bağı çözüldü, yere çömelmemek için kendini koltuğa yasladı. Ayaklarının dibinde düşen o zarif kağıda eğildi. Üzerinde sadece iki kelime yazılıydı:

“Biliyoruz.”

Gözlerini kaldırdığında, Mert Canbay’ı sadece bir düşman değil; hayatını altüst edecek bir fırtına olarak yeniden görüyor gibiydi.

O anda, telefonunun titreşme sesiyle odanın içinde yankılanan bir başka gerçek belirdi.

Efsun, ekrandaki mesajın sahibini gördü ve bütün dengeler kaymaya başladı.

“Bu işte sadece Mert yok,” diye fısıldadı, titrek bir sesle.

Ve kapı aniden aralandı, ardında beklenmeyen birinin gölgesi belirdi.