NoveliqaSözleşmeyle Yazılan Aşk / Geçmişten Gelen Gölge :0%
Log in

Chapter 4

Geçmişten Gelen Gölge

Adımların çıkardığı hafif gıcırtı, Efsun’un kalbinde yankılandı. Gri ceketiyle o adam kapı aralığında dururken, odamın loş ışığı yüzündeki gölgeleri daha da keskinleştiriyordu. Çenesini hafifçe kaldırmış, neredeyse soğuk bir meydan okuma ile bakıyordu. O an, dünyadaki tüm sesler bir süreliğine durdu, tek duyduğum nefes alışlarım ve damarlarımdaki kanın hızla akışıydı.

"Buraya gelmen... sürpriz oldu," dedi sesinde sessiz bir tehdit vardı, ama yüzü ifadesizdi. Sanki yüzyıllardır bekliyormuş gibi, ama gözlerinde hâlâ tanıdık bir karanlık parıltı.

Efsun hafifçe geri doğru çekildi, kalbi göğsünde hapsolmuş gibi çarpıyordu. Parmak uçlarındaki titreme, soğuk bir sis gibi yayılıyordu; fark etmeden elini masa kenarına bastırdı, tırnakları eteğine bastıran diken gibi battı.

"Sen... Mert." Kelime boğazında düğümlendi fakat sonunda çıkmayı başardı.

Adam dudaklarını bükerek hafifçe gülümsedi, ama o gülümseme sahteydi, keskindinin bıçak gibi. "Öyle görünüyor. Uzun zaman oldu, değil mi Efsun?"

O anda, zihnimde yavaş yavaş kıvrılan hafızalar, karanlık tonlarda netleşmeye başladı. Mert... Ailemden bir bağlantı gizliyordu, bir sır vardı. Babamın eski iş ilişkileri, kırık hayaller ve Efsun’un hayat çizgisini değiştiren bir olay.

"Seni burada görmek... niyetin nedir, Mert?" sesim titrese de, gözlerimin içine baktığında onu kırgın ve korkak değil, dimdik karşılamak istiyordum.

Gri ceketli adam adımlarını yavaşça attı, odanın içine süzüldü; tam karşıma oturdu ama mesafe kadar soğuk bir hava da aramızda belirdi.

"Sözleşmeli hayatını biraz bozmak için buradayım. Demir Bey'i üzersen, işte o zaman her şey ortaya çıkar, Efsun." Soğuk bir tehditten fazlasıydı bu; bu bir müzakereydi, sessiz bir savaşın başlangıcı.

Kalbim, beynimden önce hareket etti; burnumun dibinde sıcak bir huzursuzluk yükseldi. "Demir’le benim aramda bu kadar basit bir ilişki değil. Sen geçmişi kazıdıkça, ben sadece yaralarımı açıyorum."

O an anladım; Mert’in adamı olarak gelmesinin ötesinde, ailemin pusuda bıraktığı hayaletler vardı. Gizlenmiş gerçekler ve kimsenin bilmeyi göze alamadığı sırlar.

Mert eğildi, bir zarafeti koruyan ama vücudu hala bir tımarhanedeki bir kurt kadar tehlikeliydi. "Senin sırrın benim elimde, ve o sır Demir’in hayatına dokunursa, işte o zaman düşmanın kim olduğunu unutacaksın."

Yutkundum, kelimeler dudaklarımda çatlayacak gibiydi. Bu sır, bu yük, beni hem koruyor hem de prangalıyordu. Ailemin kirli ellerinden gelen bu gölge, Demir’e sıçrarsa ne olurdu?

Efsun’un ciğerlerine buz serpilmiş gibi bir soğukluk indi. İçimdeki ateş, alevin uzaklaşıp soğuduğunu hissettiriyordu. Gözlerimin önünde kararan görüntü, geçmişin o karanlık yan yollardan biri daha kapısını aralıyordu.

Ve şimdi... o sır sadece benim değil, Demir’in hayatının da ipine dolanıyordu.

"Vazgeçmek ister misin, Efsun?" sorusu, karanlıkta yankılanan bir çakı gibi indi yüreğime.

Ama hala cevap vermemiştim.

O an kapı ansızın tıkladı; birinin parmak uçlarıyla hafifçe dokunduğu bu küçük ses, içimdeki fırtınanın hemen dışında, en tehlikeli ikinci sır olarak yankılandı.

Sır, yavaşça büyüyordu.

Ve oyun, bundan sonra çok daha karanlık olacaktı.