NoveliqaSözleşmeyle Yazılan Aşk / Sözleşmenin Karanlık Yüzü :0%
Log in

Chapter 2

Sözleşmenin Karanlık Yüzü

Ayak sesleri, odanın soğukluğunu delercesine yaklaşırken kalbim göğsümde defalarca çarpıyordu. Neredeyse dışarı çıkacakmış gibi duran nefesimi, Demir’in karanlık bakışlarına tutunarak zor tuttum. Gözlerimize kilitlenen o an, zamanın yavaşladığı anlardan biriydi. Kelimeler söylememi bekliyordu; onay mı, ret mi? İkisi de senden ağırdı.

“Efsun,” dedi, sesi derinden, alçak ve kesin; düşlerimi ve kabuslarımı aynı anda besleyen bir melodi gibi. “Sözleşmenin şartlarını biliyorsun değil mi?”

Başımı kaldırdım, o kocaman odada, devasa masa ve iskelet gibi sırıtıp duran cam duvarlar arasında kendimi çok küçük hissediyordum. Demir’in önünde, suskun ve savunmasız. “Sanırım,” dedim, sesim incecikti, kendi irademden şüphe eder gibiydim.

“Sanmak yetmez,” diye çıkıştı, gözlerindeki soğuk kırıcı bir ışık yansıyordu. “Biliyorum, korkuyorsun. Ama bu, sadece bir başlangıç. Sözleşme... seninle benim aramdaki buzları eritebilecek tek şey.”

Kalbimde sıkışan korku, sessiz bir fısıltıya dönüştü. Sözleşmenin karanlık yüzü, ardında ne fırtınaların cirit attığını az çok sezmiştim. Ailemi koruma arzusu ve kendi ayaklarım üzerinde durmaya duyduğum güç, beni buraya getirmişti. Ama ya bedeli? Bu kazanılan güç, sonsuza dek bana hizmet eder miydi, yoksa karanlıkta benden koparacak mıydı?

“Demir, ne yazıyor o kağıtta?” diye sordum, ellerim titriyordu. “Gerçekten ne istiyorsun benden?”

Kasıntılı bir gülümseme yayıldı dudaklarında. “İşte orası önemli, Efsun. Bu sözleşme sadece evlilik değil, güven, sırlar, güç... Hepsi bir arada. Ama asıl mesele şu,” elleri masanın üzerinde oynuyordu, parmakların dansı gibi bir ritmi vardı. “Bu ortaklıkta, ben de bir şeyler kazanacağım. Sadece sen değil, ben de…”

Onda bir sır vardı. Gözlerindeki gölgeler, samimiyetle harmanlanmış aldatıcı bir oyun izlenimi veriyordu. “Ve bu... intikam planımın en önemli parçası,” diyordu sessizce, kelimelerin altında başka anlamlar saklıydı.

İçimde ağır bir ateş yandı. Teklif, öyle masum, öyle basit görünmüyordu. Öylesine bir anlaşma değildi; Demir’in hesapları, geçmişin karanlık izleri, benim ise temiz kalbiyle korumak istediğim ailem, orada bir yerde tehlikeli bir dansa tutulmuştu.

“Tereddüt etmek doğaldır,” dedi Demir, gözlerindeki sertlik hafifledi ama asla tam anlamıyla yumuşamadı. “Ama şunu unutma: sana bu hayatı sunuyorum, ama karşılığında sadece... benimle yürümeni istiyorum. Sözleşmenin şartlarına sadık kalacaksın. Yoksa…”

“Yoksa ne olur?” diye sordum fısıltıyla. İçimden gelen bir ses, bu cümlenin tamamlanmamış karanlık tehdidini duyuyor gibiydi.

Demir, bir an durdu. Sonra yavaşça masanın çekmecesini açtı. Oradan elime uzattığı belge, sözleşmenin kendisiydi. Üzerinde küçük, ince harflerle yazılmış maddeler, daha fazla sır ve gizemi saklıyordu.

“Okuyup düşünmen için sana bırakıyorum,” dedi ve dışarı çıkmak üzere kapıya yöneldi.

Kalp atışlarım yankı yapıyordu odanın içinde. Elimde o ince, soğuk kağıt; her satırı geleceğimi şekillendirecek, beni ya özgür bırakacak ya da zincire vuracaktı.

Gözlerim maddeler arasında kayarken, Demir’in arkasında bıraktığı gölge de kalbime yapıştı. Bu teklifin ardında sadece evlilik değil, çok daha karanlık, çok daha acımasız bir plan gizliydi ve ben büyük bir ipucunun tam ortasındaydım.

“Belki de bu, benim için ölümle dans etmek demek,” diye fısıldadım kendi kendime, adımların koridorda yankılanışını dinlerken.

O an kapı arkasında bir tıkırtı duyuldu.

Kimse değildi. Ya da öyle görünüyordu.

Ama ben biliyordum ki, bu sözleşme boğar gibi değil, sömürürcesine içine çekiyordu ve Demir’in teklifinde saklı olan intikam planı, bir gün gelip en derin yara yerine saplanacaktı.

Karanlık, daha yeni başlamıştı ve ben o karanlığın içindeydim.

Şimdi karar verme zamanıydı.

Ya kabul edecektim, ya da hepsi yıkılacaktı.