NoveliqaSözleşmenin Karanlık Gözleri / İhanetin İlk Kıvılcımı :0%
Log in

Chapter 7

İhanetin İlk Kıvılcımı

Hayatın ve ruhun derinliklerinde aniden çakan bir yıldırım gibi... Hazal’ın ciğerlerinde sıkışan buz parçaları, buz tutmuş bir gölün altında kırılan ince buz tabakaları gibi çatırdadı.

Soğuk, daha önce hiç hissetmediği bir bazalt taşının üzerine yuvarlanmışçasına dizlerinin bağı çözülmüştü. Gözleri, karşısında duran gölgeye kilitlenmiş, bedeninin hafifçe gerisin geriye savrulduğunu hissetmişti. “Beni gördün, Hazal...” o ses geceye sinmişti artık. Derin, keskin ve tarif edilemez bir tehlike kokuyordu.

O an, dünya daraldı; nefes alması güçleşti, mütemadiyen düşen yaprakların hışırtısı bile kulaklarında uğultuya dönüşmüş, yüzünü ıslatan hafif rüzgar bile cildine yapışan soğuk bir ter gibi donmuştu. Gözlerini kırpıyor, bulantının mideye ağır ve keskin bir dalga gibi çöktüğünü hissediyordu. O karanlık, sinsice yaklaşan gölge, Emre’nin sakladığı geçmişin ta kendisiydi. Gerçekler, ağır bir demir ip gibi, onun boynunu sıkıyordu.

İçinde büyüyen telaş ve karmaşa ile arka kapıya yöneldi. Kalbinin ritmi, uçarcasına bir cazibeyle yukarı doğru çekilmekteydi. Ayak izleri bozuk asfaltın sessizliğinden yankılanıyordu. Karanlık, kubbe gibi çökmüştü. Tehlike boynuna sarılan bir yılan gibi kıvrılıyordu. “Neden buradaydı? Neden şimdi?” diye fısıldadı kendi kendine, kulaklarının arasında çığlıklar atarak.

*

Önceki akşamda hissettiği bir huzursuzluk vardı; içgüdülerinin fısıltısı, gece geç saatlerde masasına bıraktığı o mektubun ağırlığı. Arkadaşları arasında en çok güvendiği kişi, Aslı, her zamankinden farklı davranıyordu. Bunu belki biraz daha iyi anlamaya çalışmak için evine uğramaya karar vermişti. İçinde uğursuz bir beklenti saklıydı; hayatın karmaşık örüntüsü içinde kırılgan bir ip gibi gerilmişti.

Aslı’nın kapısı hafif aralıktı. Soğuk demir kulp nazikçe dönerken, içeri sesinizi kısıp girmek istediniz; ama aslında hiç girmek istemiyordunuz. İçeride bir huzursuzluk akıyordu. Hafifçe süzülen ince ışıkların altında duvarlarda sararmış çerçevenin içindeki anılar pırıltılarla titriyordu. Ama her şey bir perde arkasında gizliydi.

Odaya doğru ilerlerken, kulaklarını açtı. Keskin bir nefes alış, fısıltılar, tıkırtılar. Hazal’ın kalbi terazide savrulurken, gözleri Aslı’nın gölgesini arıyordu. Pencereden sarkan gece ağacının gölgesi titreşiyor, içeri sarkan hafif meltem kâğıtların rüyalarını uçuruyordu.

“Sen … bunu nasıl yaparsın?” diyen kısık bir ses...

Aslı aniden telefona eğildi, sesi daha da alçaldı. “Hayır... Sen bana ihanet ettin.”

Hazal’ın derisi diken diken oldu. Kapının ardındaki yumuşak halı ayak seslerini boğsa da, kalbinin sert hızlı atışları odada yankılanıyordu. Göğsünde fırtına ayak sesleri gibi yükseldi.

Kendi adlarını mı yoksa Emre’nin adına ihanet eden kelimeleri mi duymaya çalışıyordu? Artık emin olmalıydı.

Aslı'nın sesi şimdi hıçkırıklarla karıştı: “Sana bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum, ama Hazal... bu işin içinde senin bilmediğin biri var.”

Bir titreme, bir ter damlası, kırılgan bir dünya haritası gibi herkesin sırlarını gösteriyordu.

Hazal geriye çekildi. Ellerini yumruk yaptı; parmak uçları beyazlaşmıştı. Soğuk terler alnından süzülmeye başladı. Kendi içinde büyüyen şüphe, neredeyse kırılıp düşen bir buz kütlesi gibi kıpırdanıyordu.

‘İhanetin ilk kıvılcımı burada mı çakıyordu?’ diye düşündü. Kalbinde bir yerlerde rüzgar yavaş yavaş alevin önüne geçiyordu; kim bilir kaç kişi, kaç sır, kaç yalan onun dünyasını sarsacaktı?

Bir adım geri attı, nefesini boğarcasına tuttu. Aslı telefonda konuşmaya devam ederken, Hazal’ın kulakları buz kesmişti. Çok fazla soru; cevapsız kalmış ve daha fırtınalıydı.

Tam o anda, telefonun diğer ucundan yükselen keskin ve tanıdık bir ses duyuldu:

“Tamam, Emre her şeyi bilmeli. Ancak o öğrenirse hiçbirimiz kurtulamayız.”

Hazal’ın kalbi, bütün güçle göğsünde patladı. Parmakları düğümlendi. Gözlerinin önünde her şey bulanıklaştı.

İçeriye girmemeliydi ama…

Adımları bilinmezliğin dansına doğru kendini sürüklüyordu.

Dışarıda rüzgar birden hızlandı, İstanbul’un gürültüsü yükseldi. Karanlık ve fısıltılar arasında Hazal’ın hayatı artık geri dönüşü olmayan yoluna girmişti.

Kapı aralandı. Buzlu bir gece, eski bir ihanet saklıyordu.

Ve Hazal artık asla bildiği gölgeyle aynı dünyada yaşamayacaktı...