NoveliqaSözleşmenin Karanlık Gözleri / Soğuk Bir Teklif :0%
Log in

Chapter 2

Soğuk Bir Teklif

Hazal’ın kalbi, göğsünün içinde öyle bir kopuş yaşadı ki, sanki birkaç saniyeliğine tüm dünya durdu. Odaya yayılan soğuk sessizlik, kapının ardından gelen gizemli teklifle birlikte ensesine soğuk bir nefes gibi üflendi. Hala nefesini toparlayamayan elleri, hafifçe titrerken duvara yaslandı. Gözleri, önündeki büyük ofisin geniş camlarından sızan puslu İstanbul ışıklarına takıldı; rüzgar, yıkık dökük sokaklardan değil, bu katın yüksekliğinden çekip geçiyordu.

Ses yine geldi. Yavaş, kontrollü, son derece soğuk bir adamın cümleleri gibi; Emre Demirhan.

“Hazal, kararın aslında ne?”

Bıçak gibi keskin ve doğrudan.

Kadın, yanıt vermekten kaçındı; dudaklarını ısırdı. Gözlerini yeniden toparlayıp arkasına döndü. O, şu anda tam anlamıyla bir yabancı adamın karşısında duruyordu. Bu adam, sadece zenginliğin kaynağı değil, aynı zamanda bir labirentti. Karanlık, soğuk, ulaşılmaz.

“Bu teklif tam olarak neyi kapsıyor, Emre Bey?” diye sordu, sesi kuru, kırılgan ama direnen bir tonla.

Emre parmaklarını hafifçe masaya vurdu. Derin düşünceli bir nefes aldı ve gözlerini Hazal’dan kaçırmadan devam etti.

“Burada durmak istemiyorum sadece finansal destek vermekle. Bu, seninle aramızda özel bir anlaşma. Sözleşmeli bir evlilik. Senin ve ailenin tüm finansal sıkıntılarının çözümü. Ailemle karışık ilişkilerim, onları seninle tam olarak bağlanma sebebimiz haline getirdi.”

Hazal, kalbi hızıyla atarken yüzüne hafif bir şaşkınlık yayıldı. Söylediklerinin ağırlığını ölçmeye çalışıyordu. Bu basit kelimeler arkasında bir kargaşa mı saklıyordu? Kendi geçmişinden bile daha karmaşık, daha incelikli bir şey. Hayatının en karanlık sınırında şimdi bir kapı daha aralanıyordu.

Emre parmaklarını birleştirdi, ardından sağ elini yavaşça kaldırıp masanın soğuk yüzeyine yerleştirdi. “Sözleşme uzun sürelidir ancak oldukça detaylı şartlar içerir. Öncelikle, bu evliliğin ekonomik olup olmadığını tartışmayalım. Bu yaşanan bütünüyle çıkarlarımız doğrultusunda.” Gözleri, karanlık bir gece gibi derindi. “Sen bu sözleşmeyi imzaladığında, ailen finansal olarak yeniden dirilecek. Ancak karşılığında, ben her zaman öncelikli olacağım. Senin özgürlüğün belli sınırlar içinde olacak.”

Hazal soğuk bir rüzgarın içeri süzüldüğünü hissetti. Sözler, adeta buzlu bir nehir gibi boğazından aşağıya akıyordu. “Özgürlüğüm sınırlar içinde mi olacak? Yani, peşimi bırakmayacak ve beni kontrol edeceksiniz?” Sorusunun ince bir sivriliği vardı.

Emre yerinden hafifçe kalktı. “Kontrol, güvenden değil midir? Güven, sınırlar koymakla sağlanır. Sana vereceğimiz yeni hayat… Yeni bir başlangıç.” Sesinde sertliğin yerini hafif bir ikna edicilik aldı. “Ama unutma, bu bir anlaşma. Her iki taraf da kazanmalı. İmzadan sonra, kendi geçmişini unutmalısın. Bu yeni hayat, karanlık ve belirsizlikle örülü.”

Hazal dudaklarını sıkı sıkı kapattı. O an, gerçekten dikkati dağıldı; yüzündeki kararlılığın gölgeleri odaya yayılıyordu. Yine de yüzünde, karanlık ideallerinin ve kendi sırlarının döngüsü kıpırdanıyordu.

Sonunda, Emre masaya bir dosya koydu. Kapağı deri kaplı, içinde kalın sayfalarla dolu. “İşte, tüm şartlar burada. Okumalısın. Tüm haklarını, kısıtlamalarını. Her maddeyi ayrıntılı şekilde yazdım. Sana gönderdiğim mesajların sonuncusuna ekledim ama yüz yüze anlatmak önemliydi.”

Hazal, dosyanın üzerine hafifçe dokundu; soğuk ve ağırydı. Baş parmağı altında, sayfaların hışırtısını duydu. “Ve bu anlaşmayı… İmzalamazsam ne olur?” diye sordu. Sahip olduğu son umudun kıymetini biliyordu.

Emre’nin gözlerindeki karanlık hafifçe parladı. “O zaman, bu kapı kapanır. Ailene yardım elimi uzatmam. Sen kendi başının çaresine bakarsın. Hazal, şu bir gerçek ki, İstanbul’un kalbinde yalnız kalmak, karanlıktan daha tehlikelidir.”

Bir anda odada sessizlik çöktü. Bomboş, derin ve sorularla dolu. Dışarıdaki soğuk İstanbul akşamı, bu ağır anlaşmanın gölgesinde daha da soğuk ve gizemli görünmeye başlamıştı.

Hazal, bütün bedenini saran donuklukla içine çektiği havayı yediğine pişman gibiydi. Emre’nin yanındaki koltuğa eğilerek, gözlerini derinlemesine devirdi. Bu yabancı, cesur ve karanlık adamın ardında, yırtıcı bir sır vardı. Bu sır, onun hayatını ya kurtaracak ya da sonsuza dek yok edecekti.

İşte tam o anda, masanın tam ortasında duran dosyaya yeniden baktı. İçinde hayatını değiştirecek karanlık bir seçim yatıyordu. Baktığı her harf, karanlığın içinde söylenmemiş güçlerin fısıltıları gibiydi.

Hazal dudaklarını açmak üzereyken, iç kapının metal tokmağı yavaşça, sessizce çevrildi.

O sırada yüzündeki ifadede endişe, merak ve cevap bekleyen tüm kalpleri saran bir haykırış vardı.

Kapı açıldı ve içeriye adım atan kişi, odadaki buzlu havaya farklı bir yön verdi.

Hazal, o adamın yüzüne ve sakladığı sırlara bakmak için gözlerini kırpmadan hazırlandı.

Bu soğuk adamın ardındaki gizemin ne olduğunu… şimdi öğrenecekti.