Chapter 3
Kerem’in odası soğuktu, yalnızca klimadan yayılan nemli hava hafifçe boğuk bir sessizlikle doluyordu. Elif, beyaz mermer masanın kenarına oturmuş, dizleri birbirine sıkıca bastırıyordu. İçinde, kelimeler patlamaya hazır volkan gibi bir yerlerde kıpır kıpır dans ediyordu.
Kerem dosyayı uzattı. “Başlayalım.”
Elif gözlerini hızla dosyanın üstündeki kalın kağıtlara çevirdi. Evlilik sözleşmesinin metni, ağır resmi harflerle yazılmış, sayfalar dolusu madde arasında bir labirent gibiydi. Her kelime, her cümle bir tuzak, bir sınav, biraz daha aşağı çekiş gibi hissediliyordu.
“İlk madde,” dedi Kerem, sesi buz gibi sakin, “maddi sorumluluklar. Aniden iflas ederse herhangi bir taraf, diğerinin adını itibara karalama amaçlı kullanması yasaktır.”
Elif dudaklarını ısırdı. “Anladım.”
“Sözleşme aynı zamanda mal paylaşımını net olarak belirler. Eğer boşanma olursa, tarafların sahip olduğu tüm varlıklar, ortak hesaplar ve nesneler resmi olarak tasfiye edilir. Tekrar mal edinme hakkını yalnızca evlilik sonrası gelir getiren işler için elde edersin.”
Elif kaşlarını çattı. Omadık maddeler, giyotine kadar inen cezalar gibi...
Kerem masanın üzerinden katlanmış bir zarfa uzandı, içinden ikinci bir dosya çıkardı.
“İkinci olarak, davranış kuralları. Sosyal medyada, basında veya halkla ilişkililerde tarafların birbirine zarar verecek açıklamalarda bulunmaları yasaktır.”
“Elbette,” diye mırıldandı Elif, sesi hafif titreliyordu. “Ama beni en çok ilgilendiren başka bir şey var.”
Kerem başını kaldırmadan devam etti, “Konuşma hakkı. Sözleşme süresince her iki taraf da bireysel özel hayatını sınırlama hakkına sahiptir. Ama şunu unutma, birlikte yaşadığımız sürece ikinci bir kişinin hayatına adım atman mümkün değil.”
Elif derin bir nefes aldı. Manzara, İstanbul’un gece ışıklarının altında bile son derece boğucuydu.
Sonra, sayfaları tararken gözleri beklenmedik bir maddeye takıldı. Paragraf arasında karanlık bir gölge gibi duran o satır, diğerlerinden tamamen farklıydı.
“Burada, madde 17...” Elif hafifçe dudaklarını araladı. “’Bu sözleşmenin geçerlilik süresi boyunca, taraflardan biri diğerinin özel dosyalarına, elektronik kayıtlarına veya kişisel cihazlarına gizlice erişmeyecek, ancak özel izni olmadıkça üçüncü şahıslarla bu bilgileri paylaşmayacaktır.’”
Kerem kaşlarını kaldırdı. “Şaşırdın mı?”
Elif başını yavaşça salladı. “Hayır. Ama devamında şu yazıyor: ‘Sözleşmenin ihlalinde, ihlal eden taraf, tazminat ve cezai yaptırımlarla birlikte, sözleşmenin ikinci maddesindeki tüm haklarından feragat etmiş sayılır.’”
“Yani,” dedi Kerem, yüzünde hafif bir gülümseme belirdi, “gizlilik, bu anlaşmadaki en hassas madde.”
Elif gözlerini kaldırdı, Kerem’in karmaşık bakışlarında saklanan bir tehdidi sezer gibiydi.
“Peki, madde 19?” Elif kapak arasında bulduğu satıra parmağını getirdi. “Burada bir garanti var mı? Sadece ben değil, sen de sözleşmeden doğan sorumluluklarının tam bilincinde misin?”
Kerem başıyla onayladı. “Tabi ki. Bu sözleşme sadece bir başlangıç. En az üç yıl, her koşulda birbirimizin yanındayız.”
Elif kalbinin derinlerinde ufacık bir kıvılcım yanıyordu; bu sözler umut değil, zincirlerdi.
Sözleşmenin sert dili ve katı maddeleri arasında biraz hapsolmuş hissetti. Ve o an, en çok korktuğu satırla karşılaştı.
‘Madde 21: Sözleşme boyunca taraflardan birinin ciddi sağlık sorunları veya psikolojik rahatsızlıkları tespit edilirse, diğer taraf tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme ve tazminat talep etme hakkına sahiptir.’
Elif’in yüreği sıkıştı. Kalemle altı çizilmişti, dikkatle not edilmiş gibi.
Kerem konuştu, sesi beklenmedik bir ciddiyetle doluydu: “Bu madde başta kulağa sert gelebilir ama bu, gerçek hayatta hayatta kalmamızı sağlayacak.”
Elif gözleriyle sayfalar arasında ilerlerken, içinden şu soruyu sordu: “Benim karanlık sırlarım... bu madde onları devreye sokarsa, gerçekten kaybedecek miyim her şeyi?”
Tansiyon odada yükseliyordu. Arkalarında İstanbul’un ışıkları sanki daha da donuk, donuklaşmış; zamandan ve duygulardan yalıtılmış gibiydi.
Kerem dosyayı geri masaya bıraktı. “Şimdi imza atacaksın. Unutma, bu sadece bir başlangıç.”
Elif kalemi eline aldı, eli beklediğinden çok daha sert titrese de, derin bir nefes çekti.
Ve tam o anda, kapının hafif tıklamasıyla irkildi. Arkasına dönüp baktığında, karanlıkta bir gölge, beklenmedik bir varlığın belirdiğini fark etti.
Yavaşça, neredeyse fısıltıyla duyulan ses geldi:
“Bu sözleşmenin arkasında, düşündüğünden çok daha fazla sır var Elif...”