NoveliqaSözleşmenin Gölgesinde: Milyarderin Masalı / Asya’nın Zorlu Kararı :0%
Log in

Chapter 7

Asya’nın Zorlu Kararı

Odanın dışında yükselen o ses, Asya’nın ciğerlerine kadar işledi. Kapının aralığından sızan soğuk hava yanı sıra, kelimeler de sanki üzerine ağır bir buz tabakası serilmiş gibi ağır geliyordu. Nefesi titredi, parmaklarının ucundaki hafif ter, hiç olmadığı kadar yoğun ve sessiz bir kaygının habercisiydi.

Erdal’ın sesi miydi? Yoksa başka bir türlü bir sitem mi?

Bir adım geriye çekildi, arkasına dönerken yüzündeki çizgiler daha da keskinleşti. Gözleri, odanın loş aydınlatmasında karanlıkla boğuşuyordu. “Bu soğukluk aramızda kalıcı bir duvar mı yaratacak?” diye fısıldamıştı. Şimdi o duvar, belki de onun kendi elleriyle ördüğü bir kale haline gelmeye başlamıştı.

Beklemenin yıpratıcı ama kaçınılmaz bir an olduğunu bilerek yürüdü kapıya doğru. Kollarını hafifçe göğsünde kavuşturup dışarı çıktı. Koridor, ofisin aksine beton griydi ama burada da bir gerilim dolanıyordu hava boyunca.

“Seninle konuşmamız lazım,” dedi Erdal, sesinde beklenenin çok ötesinde bir ciddiyetle, yüzünde ise alışılmadık bir kararlılık. Asya, gözlerini kaçırmadan onu süzdü; o eski tanıdık sertlik, bugün yerini korkutucu bir dinginliğe bırakmıştı.

“Neden?” sözleri, dudaklarından zar zor çıktı. ‘Neden’ değil de, ‘Hangi bedel geliyor peşimden?’ diye sordu aslında kendi kendine.

Erdal, bir anlık duraksadı. Başını hafifçe yana eğdi, gözlerindeki yangın alevlenmeden önce soğuk bir fırtına gibiydi. “Biliyorum, senin için zor. Ailenin durumu... Ama eğer buradan sağ çıkmak istiyorsan, büyük bir fedakarlık yapman gerekecek.”

Asya’nın kalbinin ritmi hızlandı, bir şeylerin kırılma sesi duyulsaydı o an odada, kesinlikle onun içinde yankılanırdı. “Ne istiyorsun benden?” diye sordu, sesi kırılgan ama direngen.

“Benden değil, Mete’den. Seninle kurduğumuz bu bağ...” Erdal’nın bakışları karanlıkta parladı, “Bu bir oyun. Ve oyunu kazanan taraf, hayatlarını yönetecek.”

Asya, çaresizce etrafına baktı, herkesin ve her şeyin içinde bulunduğu bu karmaşa, kendisini bir güç savaşının tam ortasına çekmişti. “Ya ailem?” diye fısıldadı. “Onların güvenliği... senin bu oyunun içinde, onlar ne olacak?”

Erdal’ın ifadesi donuklaştı. “Eğer ileri adımını doğru atmazsan, hiçbiriniz güvende olmayacak.”

Birden yere bakarak yürüdü, ayak sesleri adeta duvarlardan geri tepiyordu. Kafasının içinde birden fazla düşünce, kaybolmuş bir sonsuzluk gibi döner dururdu. Her şeyin tam ortasında, yıllardır aklından bile geçirmediği karanlık bir seçenek vardı şimdi.

“Kabul edersek... neyi feda edeceğim?” diye sordu. Sesine hakim olmaya çalışırken, yutkunması yetmiyordu endişesini gizlemeye. Gözleri, onu izleyen Erdal’a kilitlenmişti.

Erdal, aniden iki adım yaklaştı. Aralarındaki mesafe ısı kaybına rağmen irileşiyor, görünmez iplerle daha da germek istiyordu. “Sadece zaman değil. Güven de feda edeceksin. Hem kendi güvenin, hem de sevdiklerinin.”

O an Asya odaya döndü. Küçük salonun köşesindeki camdan dışarıya baktı, İstanbul’un gece silueti gözlerinde büyüdü. Işıklar parlak, hayatlar hareketli ama her ışığın arkasında bir gölge vardı. Kendi hayatının gölgesi, belki de en karanlık ve en uzun olanıydı.

“Bazen, hayatta seçim dediğin şey, sadece hangi acıyı kabul edeceğine karar vermektir,” dedi Asya, sesinde kırılgan bir güçle. “Ben bunu yapacağım. Ama sadece bir şartla...”

Erdal, kaşlarını çattı, bekliyor gibiydi.

“Asla tamamen teslim olmayacağım. Sözleşmenin ötesinde bile... Kendi yolumu bulacağım.”

O an ne kadar cesur, ne kadar kırılgan olduğunu bile bilmiyordu.

Erdal hafifçe gülümsedi, ama gözlerindeki karanlık aynen duruyordu. “O zaman, sözleşmenin koşullarını yeniden yazalım. Bu iş güle oynaya olmaz, Asya. En azından istesek bile.”

Asya, derin bir nefes çekti, ciğerlerine dolan havanın serpentin gibi keskin ama temizleyici olduğunu hissetti. “Öyleyse bugün bitecek ilk adım, yarın başlayacak zorlu yol.”

Birden kapı tekrar çalındı, bu kez sesi binlerce olasılığa açık bir kapı aralığı gibi yankılandı.

Asya ve Erdal birlikte kapıya dönüp, aralarındaki çizgiye bakarak derin bir nefes aldılar. Gözlerindeki sorular ve korkular birbirine karışıyordu.

Bu fedakarlık, ilişkilerini nasıl etkileyecekti? Cevaplar kapının ötesindeydi.

Ama hiçbirisi o cevabı duymaya hazır değildi henüz.