Chapter 6
Gölgelerin arasından çıkan yüz, odanın soğuk havasını aniden değiştirdi. Gözlerin içine dehşet karışık bir anlam yayıldı. Asya’nın kalbi, sanki sesizce kıstırılmış bir kuş gibi hızlı hızlı çırpınıyordu; nefes almak birden zora girmişti.
Kapı, bir daha kapanmadı. Hala aralık olan o tek kapı, sanki tüm yılların minik ama dev duvarını ve aralarındaki buz tutmuş mesafeyi gözler önüne seriyordu.
Mete, tereddütle adımlarını attı. Asya’nın yüzündeki kaygı, onun yüzündeki sertliği biraz yumuşatmış gibiydi, ama gözlerinde hala soğuk bir kış fırtınası geziniyordu.
"İşte o, beklediğin miydi?" diye seslendi, sesi alçak ve keskin. "Yine sürprizler içinde buldun kendini, Asya."
Kadının eli istemsizce kapıya doğru gitti, ama o an tuttu elini. Parmakları soğuk terle kaplıydı. Yumuşaktı ama kapanmaz bir pencere kadar sertti.
Asya, titreyen sesini toplamaya çalışarak, "Sen... buraya neden geldin?" dedi. Kelimeler dudaklarından zor çıkarıyordu, ama gözlerini kaçırmadı.
Gelen yüz, hayatının en karmaşık labirentinden geçen bir harita gibiydi: içinde umut, nefret, kırgınlık, karşı konulmaz bir kararlılık vardı. "Senin doğruyu gördüğünden emin misin, Asya?" derken, omzuyla kapıya yaslandı. "Bazen görmek istediğimiz değil, gerçekten içinde olduğumuz gerçek daha önemlidir."
Mete’nin kaşları çatıldı. "Ne demek istiyorsun?" diye bastırdı.
Gözleri kapının eşiğinde asılı kaldı. "Bu evlilik... bu sırlar... Etrafındaki herkes bir oyun oynuyor. Sen dahil."
O anda odanın köşesinde hafif bir yankı duyuldu. Saat, dakika kaydırırken herkesi gerçekliğe geri çekti.
Asya'nın yüreği, ağır bir taş gibi göğsüne çökmüştü. Sözleşmenin gölgesinde başlayan bu hayat, şimdiye kadar gördüğünden çok daha karmaşıktı.
Mete, geri çekilip elini cebine itti. "Bizim aramızda artık mesafe var, Asya. Görmezden gelmeye çalışsak da büyüyor, katlanıyor. Bu 'sevgi' dediğin şey burada yitip gitti."
Asya’nın gözleri doldu ama kuru kaldı. "Bana ne kadar soğuk olduğunu göstermekle beni kaybedeceksin, farkında mısın?" dedi, sesinde kırılgan ama sarsıcı bir hava vardı.
Bir an için, iki yabancı kadar uzak, iki savaşan taraf kadar hazırdılar. Bu evliliğin ipleri kendi ellerinde değil, bu yüzden kopmak üzereydi.
Mete’nin yüzündeki sert çizgiler yumuşarken, gözlerinde yeni bir savaş filizlendi: "Belki de artık seninle değil, bu savaşla ilgilenmem gerekiyor."
O gürültüyle kapı bir kez daha çarptı; odadaki tüm umutlar paramparça olmuştu.
Sessizlik, kalplerinin içinden sızarak duvarlarda yankılandı.
Aralarına çizilen çizgi, epey kalın ve derindi.
Asya, nefesini tutarak, "Bu soğukluk aramızda kalıcı bir duvar mı yaratacak?" diye fısıldadı.
Ve cevabı, odanın dışından gelen yeni bir sesle beklemeye kaldı.