Chapter 6
Emir’in yüzündeki o zafer gülümsemesi hala donuk bir yankı gibi Gözde’nin hafızasında gezinirken, odanın soğuk havası boğucu bir sessizliğe dönmüştü. Kalplerinin hemen üstünde, yıllardır içinde büyüyen kırılgan bir ittifak, hayattaki en ince iplerin üzerinde gidip geliyordu. Gözde, odanın köşesinde küçük bir hareketle nefesini düzeltti. Parmak uçları hâlâ cebrine sıkışmıştı; o an yaşananların ağırlığını hâlâ taşıyor gibiydi.
Emir, kaşlarını hafifçe çatmış, masasının üzerindeki dosyalara doğru eğildi. “Her şeyi ayarladım.” dedi, sesi alçak ve emin. “Ancak bu sadece savaşın başlangıcı, Gözde. Sen de bilmiyor musun? Dışarıda hâlâ bugün toparlamamız gereken çok fazla şey var.”
Gözde, gözlerini onun üzerinden kaçırmadan karşılık verdi. “İş dünyasına dair her şeyi bilmiyorum, Emir. Ama biliyorum ki, seninle olmak kolay değil.” Boğazındaki o gergin düğüm, sözcüklerin peşinden yavaşça çözülmek istiyordu. “Ama deneyeceğim. Çünkü bırakacak hiçbir şeyim yok.”
Emir’in bakışları, o an içinde sakladığı karanlık sırlarla dolup taşıyordu. “Ben senin için bir sığınak olmalıyım, biliyorum... ama biliyorsun ki benim dünyamda kimse güvenle duramıyor.” Elini hafifçe uzattı, ama Gözde kendi sınırlarından emin olarak geri çekildi.
“Bu anlaşma sadece kağıt üzerinde olan bir şey değil artık.” dedi Gözde, cesaretini toplayarak. “Sözleşmeden fazlası. Senin gölgen altında hapsolmuş bir kurban değilim.”
Emir hafifçe gülümsedi ama o gülümsemenin içinde tüyler ürperten bir ciddiyet gizliydi. “Biliyorum. İşte o yüzden, bizi bekleyenler karşısında birlikte durmalıyız. İkimiz de yalnız değiliz artık.”
O sırada kapı birden ağır adımlarla açıldı. Odaya karışan o sert rüzgar gibi, dışarıdan gelen bir ses duyuldu. “İşte bunu bekliyordum.” Serdar Demir’in soğuk ve hırslı sesi, odanın atmosferini aniden değiştirdi.
Emir ve Gözde göz göze geldi. Karşılarında, İstanbul’un karanlık iş dünyasının en tehlikeli adamı vardı. “İttifakınız ne kadar sağlam bilmiyorum...” dedi Serdar, dudaklarını sinsi bir kıvrımla büzerek. “Ama ben, tahtımı korumak için her şeyi yapacağım. Ve sen, Gözde...”
Gözde’nin kalbinde o an bir buz parçası erirken, gözlerinin içine doğru gelen o tehdidi hissediyordu. “...benim hareket alanımı daraltmaya çalışan herkes gibi, seni de oyunun dışına atacağım.” sırıttı Serdar.
Emir soğukkanlılığını korudu, ancak alt dudak hafifçe titredi. Gözde’nin omzuna hafifçe dokundu. “Hazır olmalıyız.” dedi sakin bir emir tonuyla.
Gözde, nefesini derin bir şekilde aldı. “Bu kaçınılmaz.” diye fısıldadı. “Ama birlikte başaracağız.”
Ve tam o anda, dışarıdaki İstanbul sokaklarından yükselen siren sesi, aralarındaki kırılgan ittifakın test edilmek üzere olduğunu tüm dünyaya haykırıyordu.
Ortaklıkları, dışarıdaki tehdidi durdurmaya yetecek miydi? Ve daha önemlisi, dahili düşmanlarının ördüğü ağlar ne zaman tüm gerçekleri ortaya dökecekti?
Odanın ışıkları yavaş yavaş solarken, herkesin beklediği o an geliyor gibiydi. Ama savaş, henüz yeni başlıyordu.