NoveliqaSözleşmenin Gölgesi: Milyarder Aşkı / Saklanan Sırlar :0%
Log in

Chapter 4

Saklanan Sırlar

Kapıdaki gölge, ağır adımlarla ilerleyip tam ışığın önüne çıktığında, Gözde’nin kalbi göğsünde hırsla çarpmaya başladı. Ani bir soğukluk, avuç içlerine yayıldı. Silüetin yüzü, tanıdık ama bu kadar karanlık ve ölümcül olacağını hiç düşünmediği biri: Serdar Demir.

“Gözde...” dedi, sesi naylon gibi sert, soğuk ve keskin.

Gözde’nin dudaklarından bir kelime çıkamadı. Sadece gözlerine inanmak istiyordu, ama gerçek o an, kule gibi yıkıcıydı.

Serdar, odanın ortasında bir an bekledi. Tüm bakışları üstünde toplandı, gözlerindeki parıltı korkutucuydu. “Uzun zamandır peşindeydim. Şimdi anlıyorum, senden çok daha fazlası var elimde.”

Gözde yutkundu, boğazında düğümlenen kelimelerle savaştı. Sözleşme, Emir, her şey… Ama bu an, sakladığı sırrın ağırlığını daha da derinden hissettirdi ona.

“Beni neden izliyorsun, Serdar?” diyebildi sonunda. Sesi titriyordu ama duruşu dimdikti.

Serdar yerinde hafifçe gülümsedi, o gülümseme ki içinde ölüm ve tehdit vardı. “Senin sırrını biliyorum, Gözde. Ve bu sır sadece seni değil, Emir’i de kökünden sarsacak.”

Bu sözler, Gözde’nin içinde fırtınalar kopardı. Serdar’ın elinde onu yok edecek pimi çekilmiş bir bomba vardı sanki.

Bir adım daha yaklaşınca, oda aniden soğudu. Gözde, Serdar’ın yüzündeki o oyunu çözdü. “Sen, her şeyi planladın. Ailesinin onurunu kurtarmak için buraya gelmen sadece bir başlangıçtı.”

Serdar başını hafifçe salladı. “Biliyorum. Karanlıkta ne yaptığını, ne gizlediğini... Tek bir hata, her şeyin sonu olur. Bu yüzden uyarıyorum.”

Gözde, kendini toparlayıp adeta bir kalkan gibi içindeki korkuyu bastırdı. “Söyle bakalım Serdar, bu sır ne? Neden bu kadar önemli?”

“Göbek bağı gibi eski, kökleri çok derinlerde. Sen bunu saklarken, Emir’in en zayıf noktası haline geldi. Patlarsa, sadece sen değil, o da yok olur.”

Gözde’nin ciğerlerine buz gibi bir hava doldu. Aklında bir sürü anı, yarım kalan hesaplar, örtülmüş gerçekler canlandı. O an tam anlamıyla anladı: Bu sır, onun yükü olmaktan çıkıp, koskoca bir fırtınaya dönüşmüştü.

Ancak açıklayacağı her şey, beraberinde ölümcül bir riski getiriyordu.

“Emir bilmiyor değil mi?” diye fısıldadı, sesi zeminde yankılanan bir gizem gibi.

“Henüz değil,” dedi Serdar. “Ama öğrenecek. Ve benden önce öğrendiği gün, ipler kopacak.”

Gözde’nin gözleri doldu, elleri titredi. Bu sır onun kalesiydi; yıkılmaması gerekiyordu. Ama şimdi o kale, dibinden çatlıyordu.

Bir anlık sessizlik çöktü. İki yabancı, bir odanın içinde, binlerce kelimenin ağırlığında. Sonra Serdar, derin bir nefes aldı ve hızla kapıdan çıktı.

Gözde, geriye kalan sessizlikte tek başına kaldı. Kalbindeki buz, çatlamaya devam ediyordu. Sözleşmenin gölgesi artık sadece bir evlilik meselesi değildi. Başına gelecekler, tüm hayatlarını değiştirecekti.

Ve o sır, daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir tehlike fısıldayarak hatırlatıyordu kendini.

Kapı kapandı.

Gözde oturduğu yere yığılarak nefesini tuttu.

Önünde, daha karanlık ve çok daha ölümcül bir oyun bekliyordu.