NoveliqaSözleşmenin Ardındaki Sır / Baran'ın İntikam Planı :0%
Log in

Chapter 7

Baran'ın İntikam Planı

Damla, pencereden içeri süzülen serin rüzgarın etkisiyle irkildi. O an, sanki derinlerden, ona doğru akan soğuk bir nehir misaliydi. Elleri hâlâ titriyordu. Ne yapmalıydı? Geleceği, yıllardır taşıdığı sırlarının ağırlığında çatırdıyordu. Kalbi hızla atarken, iç sesini dinledi: “Şimdi ya da asla.”

Dışarıdaki İstanbul, binbir ışık huzmesiyle göz kırpıyordu. Şehrin ritmi devam ediyor, kendisi ise tam ortasında, bir girdabın içine çekiliyordu. Bu girdabın adı Baran Yalçın’dı. Sözleşmenin gerçek yüzü… Daha doğrusu, ardındaki sinsi plan.

Baran, kendisine ait büyük ve soğuk odasına adım attığında, yüzündeki ifade ciddi, damarlarındaki kin seçiliyordu. Gözleri, Damla’nın sırlarını çözercesine kararlıydı. O an, geçmişte yarım kalan acıların üzerine hiçkimsenin görmediği bir sis gibi çöktü.

“Her şey hazır,” dedi kendi kendine, masanın üzerindeki dosyaya bakarken.

Dosyanın içinde, yıllar önce yaşanan ihanetin detayları vardı. Baran’ın ailesine yapılan hainlikler, unutulmayan gözyaşları, solgun hatıralar… Her kare, her belge bir nevi ölüm fermanıydı geçmişin.

Baran’ın annesi ve babası, kalleş bir iş ortağının ihanetiyle yok olmuştu. O iş ortağı, bu ailenin en güvenilen kişilerindendi ama aldatmanın en acımasızını yapmıştı. Baran, çocukluğunun o masum günlerinde attığı küçük adımların sonunda bu ihaneti iyice kavramıştı: Olası tek bir intikam planı vardı. Sözleşmenin arkasındaki asıl güç buydu.

Salondaki ağır halıların üzerinde yürürken, Baran’ın düşleri ve korkuları aynı anda çatışıyordu. İçindeki canavar, adım adım kalkıyordu. Sessizce ama kesin bir biçimde. Zaten tüm hesaplar, Damla’yı bu oyunun içine sürüklemek için tasarlanmıştı.

“Damla…” diye fısıldadı, kendi kendine, “Sen, o kaybın anahtarı olacaksın.”

Çünkü Damla, aslında Baran’ın geçmişiyle ve ailesinin düşmanı ile doğrudan bağlantılıydı. Yıllar önce Baran’ın ailesine ihanet eden kişiyle bir şekilde yolları kesişmişti. Ve bu, Baran’ın elinde büyük bir kozdu. Ancak Damla’nın bilmiyor olması gereken tek şey, Baran’ın aslında onu koruyor gibi görünürken, aptalca da olsa kalbini kazanıyor gibi yaptığını…

Sözleşme, basit bir düzen değildi; içinde gizlenen bir intikam hikayesiydi. Baran, her gün Damla’nın yanına yaklaştıkça, kendi kalıplarını da yıkıyordu. Ama arkasında bıraktığı enkaz, onun en büyük korkusuydu.

O gece, Baran’ın ofisinde, duvar saati titrek ama kararlı tiktak sesleriyle ilerlerken, elindeki telefon çaldı.

Ekrana baktı. Arayan… Damla.

Buz gibi bir hava çöktü odaya. Telefonu açtı, sesi düştü; soğuk ve sessiz.

“Damla?”

Öte yanda, Damla’nın mırıldanan sesi vardı, korku ve belirsizlik dolu: “Baran... Bu sözleşmenin ardında ne var? Bana söylemelisin… Yalanlar mı? Yoksa intikam mı?”

Baran’ın nefesi kesildi. Cevap vermedi, çünkü o anda fark etti ki planı, Damla’nın hayatını sadece altüst etmekle kalmayacak, onu tamamen değiştirecekti.

Telefonun ucundaki sessizlik, karşılıklı duyulan kaygının sesi gibiydi.

Ve tam o anda kapıdan bir gölge girdi; bilinmeyen, kırılgan o anın üzerine düştü.

Baran, sessizce telefonu kapatırken, gözlerinde yeni bir kararın kıvılcımı parladı.

Damla’nın hayatı artık tamamen farklı yöne evriliyordu.

İntikam planı sahnedeydi.

Ve bu planın ardından ne gelecekti?

Kimse bilmiyordu. Henüz.