Chapter 5
Bir adım sesi... Damla’nın kalbi, göğsünde çarpışan bir davul gibi yükseldi. Karanlıkta belli belirsiz şekiller dans ediyordu; kapının ardında sabitlenmiş soğuk bir göz, sessizliği deliyordu.
Damla yutkundu, parmakları titreyerek kapı koluna uzandı. Kapı yavaşça, gıcırdayarak açıldı.
Baran Yalçın duruyordu. Gözleri buz gibi, ifadesi ise donuk. Yaklaşınca odadaki sıcaklık buz kesmiş gibi çöktü içinde.
“Burada ne arıyorsun?” Damla’nın sesi titredi ama öfke sızıyordu kelimelere.
Baran, tek kelime etmeden içeri girdi, kapıyı arkasından sertçe kapattı. Karanlık oda, ansızın sarayına dönüşmüştü. Güç ve kontrolün ağırlığı her köşede hissediliyordu.
“Baktın zaten, gördün her şeyi.” Baran’ın sesi kısık, ama her kelime bıçak gibi keskin çıktı. “Bu evlilik sadece resmi bir sözleşme, unutma. Hisler değil, çıkarlar konuşuyor burada.”
Damla, derin bir nefes aldı. Ellerini yumruk yaptı. “Ben bu sözleşmeye sadece ailem için evet dedim. Senin dünyan, senin kuralların... Benim olanı almak için kullanıyorsun.”
Baran’ın gözleri daraldı. “Kural koyan sensin, Damla. Evladı, mirası, geleceği olan biri. Unutma, ben sadece çözümleri sunuyorum. Çıkmaz sokaktasın ve kapıyı ben açıyorum.”
Aralarındaki hava gerildi, akciğerler keskin bir buz tutmuş gibi oldu. Damla, dizlerinin titremesine izin vermeden, adımlarını hızlandırdı. “Sen beni hapsedeceğini sanıyorsun. Ama özgürlüğüm, yüzleşmekten geçer.”
Baran, üzerinde giydiği takım elbisenin kolunu sertçe sıyırdı. “Özgürlük mi? Düşünme bile, damgalı olanın kaderine direnmeyi. Sana bir teklifim var, Damla.”
O an kapı tekrar aralandı, koridordan bir ışık sızdı. Damla ve Baran sessizleşti. Kimse odanın dışına adım atmadı ama ikisi de hissetti o anda; bu kavgada sınırlar çoktan aşılmıştı.
Damla’nın gözlerinde, korku ve sadakat arasında sallanan fırtına büyüdü. “Ne istiyorsun?” diye sormadan edemedi.
Baran hafifçe gülümsedi, o gülümseme hem tehditkar hem büyüleyiciydi. “Geleceğini. Taviz vereceğin her şey senin kontrolünde olacak. Ama ben ardından yürüyorum, bilin.”
Damla’nın yüreği sıkıştı. O andaki sessizlikte, kaderin iplerinde bir el daha çekildi.
Ve Baran, tam o anda, cebinden çıkardığı ince telefonu Damla’nın önüne koydu.
“Bugünden itibaren, senin kararların benim dokunuşumla şekillenecek.”
Damla ekrana baktı; üzerindeki bir uygulama, onun tüm hareketlerini, planlarını, randevularını izliyordu artık.
Baran bir adım daha attı. "İmzanı at. Ya kendini zincirle ya da bu zinciri kıracak anahtarı gizle."
Damla gözlerini kaçırmadan, durdu, nefes aldı.
“Bu, ilk kavga değil, son da olmayacak.”
Baran’ın yüzündeki gölge derinleşirken, Damla’nın içindeki isyan daha da büyüdü.
Dışarıdaki karanlık, kapının ardında hapsolan her sırrın üstüne kar yollar gibi çöktü.
Ve Damla, o an anladı:
Bu evlilik bir savaş meydanı.
Bakalım kim kazanacak? Baran mı? Yoksa Damla mı?
Ama en önemlisi, Baran’ın elindeki bu “gözetleme” nasıl bir zincire dönüşecekti?
Kapı tekrar tıklandı. Ve sessizlik, odanın içini doldurdu.