NoveliqaSözleşmenin Ardındaki Sır / İlk Karşılaşma :0%
Log in

Chapter 2

İlk Karşılaşma

Baran’ın bakışı hâlâ üzerindeydi; koyu kahverengi gözleri, karanlıkta parlayan küçük bir ateş gibi Damla’nın üzerine odaklanmıştı. O an, damdan düşer gibi titreyen hislerle dolup taşan bir sessizlik vardı aralarında. Damla, nefesini yavaşlatmaya çalışırken alkollü mekânın puslu havası burnuna yanıcı bir esans gibi doluyordu. Öyle büyüleyici ve aynı zamanda tehditkardı ki, kaçmak mı yoksa burada kalıp yüzleşmek mi gerektiği aniden karıştı.

“Size isminizi sordum da,” dedi Baran, yüzünde hafif alaycı bir tebessüm, sesi ise soğuk ve dengeliydi. “Ama hâlâ cevap alamadım.”

Damla dudaklarını ısırdı, kelimeler boğazında düğümleniyordu. Ona gülümseyen adamın yüzünde tonlarca şey gizliydi ve bu gülümsemede sıcaklık yoktu; daha çok hesaplanmış bir oyun planının parmak izi gibiydi. “Ben Damla,” dedi sonunda, sesi alçak ama netti. “Ve ben burada bir duygudan çok sorumluluk için varım.”

Baran kaşlarını kaldırdı, bu sözlerin arkasında ne kadar yük olduğunu anlar gibi. “Damla,” tekrar etti. Adın, kelimeler arasında bir tılsım gibi yankılandı. “Zor bir adın varmış, taşıması. Özellikle de bu gece.”

Kalabalığın uğultusu, çatal bıçak tınlaması ve bir köşeden yükselen caz müziği Damla’nın kulaklarında genişleyip daralıyordu. Nefes almak zorlaştı. Adeta görünmez bir el kalbine bastırıyordu. “Zor ama kaçınılmaz... her zaman bulunuyorlar.”

Baran, bardağını hafifçe kaldırdı; içindeki berrak sıvı, basit bir buz kırıntısı gibi parlıyordu. “Kaçınılmaz... hoş bir kelime. İnsanlar tarafından yaratılmış, ama asla tam anlamıyla kabul edilmeyen.”

Damla, onun bu sözlerinde derin bir anlam olduğunu seziyordu. Bu adam sadece bir oyun kurucu değildi; sakladığı sırlar, çözülmeyi bekleyen bir bilmeceydi. Ve aynı zamanda, o bilmeceyi çözecek kişi gibi de görünüyordu.

“Senin gibi güçlü ve mantıklı bir kadın neden bir sözleşmeye ihtiyaç duyar ki?” diye sordu Baran, dudağının kenarında alaycı gülümsemesini koruyarak. “Paran mı bitti, yoksa başka bir amacın mı var? Yoksa sadece birinde tahmin edemediğim bir zaaf mı var?”

Damla’nın kalbi hızla çarpmaya başladı. Baran’ın soruları keskin bir bıçak, kelimeleri ise etrafında dolaşan sessiz bir kurt gibiydi. Ona karşı koymak istiyor, kendini savunmak istiyordu ama kelimeler düğümleniyordu. O an, geçmişindeki sessiz gölge duvarda silüet gibi belirdi; saklı sırları açığa çıkaracak kelimeler dudaklarında duruyordu ve akıp gitmek bilmiyordu.

“Bazen insan, gücünü değil, çaresizliğini saklamak zorunda kalır,” dedi Damla, gözlerini kaçırmadan karşısındakine. “Çünkü gerçek güç, bazen en karanlık köşelerde gizlidir.”

Baran kaşlarını çatarken hafifçe yana çekti dudaklarını. “Etkileyici. Ama söz konusu hayatların değiştiği yerde sadece etkileyen değil, hakim olan kazanır.”

O anda Damla, Baran’ın gözlerindeki değişimi yakaladı. Soğuk, bencil ve tam anlamıyla kontrolü elinde tutan bir adamın gölgesi çökmüştü gözlerine. Bu adam, sadece fiziksel olarak değil, ruhen de güçlüydü. Ona boyun eğdirmese bile tartışmaya dayanabilecek kadar keskin.

“Senin niyetin ne, Baran?” diye sordu Damla ironiyle, kırılan ama direnen bir ses tonuyla. “Burada sadece bir anlaşma ya da yürütülen bir oyun yok. Senin buradaki amacın beni... nasıl desem... yakından tanımak mı?”

O anda Baran hafifçe ilerledi; sesi alçak ama vurucu. “Senin kadar cesuru pek azdır, Damla. Ama unutma, ben buradayım ve seni izliyorum.”

Damla’nın dudaklarında titrek bir gülümseme belirdi. “Beni izlemek... ilginç bir takıntı.”

Sessizce aralarındaki hava gerildi, o an sanki mekândaki herkes dondu, sadece onların arasında yükselen beklenmedik gerilim duyuluyordu. Baran’ın gözleri yerinden kıpırdamıyordu; sanki Damla’nın her hareketi beynine kaydediliyordu.

“Peki, neden?” diye fısıldadı Damla, kelimeler kısılmış bir nefes gibi. “Neden beni bu kadar dikkatle izliyorsun?”

Baran’ın yüzü biraz sertleşti, gözleri bir anlığına karanlığı yuttu, ama hemen yerini derin ve sarsıcı bir gizeme bıraktı. Ardından, ayak sesleri ve kapı kolunun çıtırtısıyla cam kapı aniden hafifçe açıldı.

O karmaşık, imkânsız gecede, Damla’nın gözleri en büyük bilmecesine kilitlendi. Baran’ın sırlarının derinliği, Henüz görmediği bir fırtınaya davet ediyor gibiydi.

“Daha şimdi başlıyoruz, Damla.” dedi Baran soğukça.

Ama o an, Damla'nın zihninde ardındaki o en gizli soru yankılanıyordu:

Baran, onu neden bu kadar dikkatli izliyordu?