NoveliqaSözleşmenin Ardındaki İhanet / Geçmişin Gölgeleri :0%
Log in

Chapter 6

Geçmişin Gölgeleri

Kapı ağır ağır aralandı ve gölge, o sarsıntılı sessizliği doğrudan merkezine indirircesine, odaya süzüldü. Azra’nın ciğerlerinde birden soğuk bir rüzgâr esmeye başladı. Gecenin karanlığı, cildinde yükselen tüylerle birleşiyor, kim olduğunu görmeden önce hissettiriyordu tehditin varlığını. Hareket edemedi, korku bedenini felce uğratmıştı; kalbinin her atışı sanki odanın derinliklerinde yankılanıyor, ritmi gitgide bozuluyordu.

Arda ilk adımı attı, adımları güven doluydu ama gözlerinde barınan fırtına büyümüştü. O gölgeyi tanıyordu. Korku ve öfke, içini kaynatırken, sesini titretmeden usulca konuştu:

"Sen... neden buradasın?"

Gölge hafifçe başını kaldırdı. O an Azra’nın dünyası tersine döndü. Yabancı olmayan, ürkütücü bir yüz beliriyordu karanlığın içinden.

"Azra,” dedi adamın sesi, keskin, soğuk ve tehditkâr. "Geçmişin seni buldu. Saklayamazsın artık."

Azra, nefesi düzensiz bir şekilde kesildi. Karanlık oda, her saniye daha da daralıyor, sessizliğin içinde fısıltılar yükseliyordu. Gözlerini kırpmadan bakıyordu adama; o ses, o ifade herkesin unutmaya çalıştığı kabus gibiydi.

Arda, Azra’nın hemen yanında duruyordu. Yumruklarını sıkmıştı; gözleri demir gibi parlıyor, koruyucu ve uyarıcıydı aynı anda.

"Azra, bana ne sakladığını söyledin... Ama bu başka bir şey. Ona gitmemeliyiz," dedi fısıltıyla, keder ve hiddet karışımı bir sesle.

Adamın yüzündeki gölgede kaybolan sırlar, sıcak bir nefes gibi Azra’nın ensesinde hissediliyordu. İşte tam o an, geçmişin karanlıkta kalan sırları, beyaz bir tabloya karanlık lekeler gibi yayılmaya başladı.

“Ne istiyorsun benden?” Azra’nın sesi zar zor duyuluyordu, ama içinde büyüyen korku şimdi doğruca yüzüne çarpıyordu.

Adam, gözleriyle odayı süzdü ve sinsi bir tebessümle devam etti: “İhaneti görmezden gelme. Oğlun gerçek değil, Azra. Dünyanı altüst edecek asıl gerçek de bu.”

Azra’nın kalbi bir anlığına durdu. O sır, o yürek burkan bir yalan... Bunca yılın yükü, yüzüne tokat gibi indi. Oğlunu ve ailesini korumak için verdiği mücadele, yerle bir olma tehlikesindeydi.

Gözlerinde bir damla yaş birikti. İfadesini topladı, elleri titreyerek Arda’nın kolunu tuttu ve fısıldadı:

“Bunu seninle paylaşamam... çünkü... eğer öğrenirlerse, her şey biter.”

Arda, derin bir nefes aldı. O an gözleri yumuşadı; Arda için Azra hem bir silah hem de kırılgan bir insan demekti.

Ama dışarıdan gelen boğuk bir ses, ortamın gerginliğini ikiye katladı. Telefonun mesaj sesi.

Azra’ya baktı, ve o anda herkes fark etti—gerçekler, sır perdelerinden kopmaya başladı.

Azra, telefonu aldı. Ekranda sadece tek bir kelime vardı: “BILIYORLAR.”

Boğazı kurudu. Vücut titredi. Gecenin karanlığında, beliren o mesaj, şimdiye kadar sakladığı sırrın tehlikeli bir şekilde gün yüzüne çıkmasına ramak kalmıştı.

Arda, Azra’nın gözlerine kilitlendi, nefesler birbirine karıştı. Oda bir anda korkunun, ihanetin ve beklenmedik bir aşktan doğan karmaşanın tam göbeğine dönüşmüştü.

Ve Azra anladı, o sırrı artık saklamak, hayatta kalmak için yetmeyecekti.

Kapı arkasında, geçmişin ve geleceğin gölgeleri birleşiyordu. O sır, ortaya çıkacak... Çok yakındı.