NoveliqaSözleşmeli Yürek: Milyarderle İmkânsız Başlangıç / Sözleşmenin Kolları :0%
Log in

Chapter 4

Sözleşmenin Kolları

Melis’in kalbi sinirli bir ritimle atıyordu; odanın soğuk havası ciğerlerine dolarken, nefes alışverişi neredeyse duyulur hale gelmişti. Deniz’in bakışları hâlâ üstündeydi, içten içe bir yılan gibi sarmıştı etrafını. Sözleşmenin sınırlarını çoktan aşmış, sahneye koyduğu oyun, Melis’in dengesini alt üst etmişti.

Kerem’in odanın diğer köşesinde beliriveren silueti, her şeyi daha da ağırlaştırıyordu. Göz göze geldiklerinde aralarında bir volkan patlayacak gibi hissettirdi. Ama Melis, koridorun karanlığından kaçamayacağını biliyordu şimdi.

“Bu kadar endişe etmene gerek yok,” dedi Kerem’ın sesi, buz kadar soğuktu, fakat bir kıvılcım gizliyordu içinde. “Deniz sadece korkutmaya çalışıyor. Ama benimle bir bağ kurmadan, senin kim olduğun hatta ne yapabileceğin hakkında en ufak fikri yok.”

Melis, dudaklarını ısırırken, o bağın ne kadar gerçek ve kalıcı olduğunu sorguluyordu. Tekrar sözleşmeye baktı. Yazılı saçma kelime yığınlarının arasında küçük, gözden kaçan bir madde vardı; Deniz’in ihmal etmediği, Kerem’in ise utançla sakladığı maddeydi…

Madde 17: “Taraflar, sözleşme bitimine kadar birbirinin kişisel alanına müdahale etmeme ve özgürlükleri kısıtlamama yükümlülüğünü kabul eder.”

Ama ilave bir cümle daha vardı, paragrafların arasında kıvrılarak:

“Ancak taraflardan birinin davranışları, diğerinin itibarını, iş ilişkilerini veya kişisel güvenliğini tehlikeye atacak nitelikte olduğunda, karşılıklı özgürlük sınırları yeniden değerlendirilir ve gerektiğinde kısıtlanabilir.”

Melis’in ciğerlerine buz gibi su serpildi. Kerem’in gözleri, yazılı sayfaya takılı kaldı. “Bunu görmemiştim,” dedi fısıltıyla, kaşlarını çatarken. “Ve sanırım bu, Deniz’in oyun kurmasının anahtarı.”

“Demek ki…” Melis’in kelimeleri titriyor, neredeyse kopuyor, “Benim özgürlüğüm, Deniz’in seni hedef alması yüzünden kısıtlanabilir?”

Kerem ağır bir nefes aldı, ellerini masaya bastı. “Evet. Bizi korumak adına böyle bir önlem aldım. Ama bu sınırlar içinde kalmalıyız. Bir adım yanlışa atarsak, her şey karma karışık olur.”

Oda bir anda sessizliğe büründü; gerginlik, Melis’in teninde iğneler gibi dolaşırken, Kerem’in gözlerindeki kararlılık dayanılmaz bir ağırlığa büründü. Bu, sadece ekonomik bir evlilik anlaşması değil; iki kişinin hayatını, özgürlüklerini, hatta kimliklerini sınayan bir kural zinciriydi. Deniz’in elindeki koz, bir kere oynandığında geri dönüşü olmayan bir yol açabilirdi.

Melis, dudaklarının arkasında nefes alırken çağrışımlar onu ayakta tutan en ince ipi gerdi. Bu bağlılık, içinde güvende hissetmekle terfi etmişti, fakat bu aynı zamanda bir prangaydı. Kendi ayakları üzerinde durma hayali, yavaş yavaş kayıyordu.

“Tüm bunların içinde sen ne hissediyorsun, Kerem?” diye sordu Melis, gözlerinin içine bakarak.

Kerem, uzun bir süre cevap vermedi; kaşları çatık, dudakları hafif kıvrılmıştı. “İtiraf etmeliyim, bu mantıksız bir birliktelik,” dedi sonunda, “Ama hislerim… Bunları anlamak, zor. Seninle her gün yeniden tanışmak gibi.”

Melis’in omuzlarından o anda dev bir yük kalktı, ama bunun yerini başka bir yük aldı. Bu hisler, içinde kırılgan bir umutla birlikte giderek büyüyordu. Kalbinde atılan her kıvılcım, sözleşmenin mimlediği sınırlar içinde ufkunu zorluyordu.

Tam o anda, kapı çaldı. Ses, odada yankılanarak Melis’in içindeki korkuyu haykırdı. İkisi birden masaya, evraklara kilitlenmiş gözlerini kaldırdılar.

Kerem’in sıkı sıkıya kapattığı yumrukları, gözlerinde yükselen tehlikeyi ele veriyordu.

“Kim o?” diye sordu Melis, sesi şimdi fısıltıya dönmüştü.

“Sanırım bizim için yeni sıkıntılar geliyor,” dedi Kerem. “Ve bu sefer, özgürlüğün en büyük düşmanı olabilir.”

Kapı kolu yavaşça, ama kararlı bir şekilde indirildiğinde, koridorun karanlığından yükselen siluet, Melis’in nefesini kesmişti.

Ve sözleşmenin kolları, en keskin haliyle onu kendi içine çekmekteydi…