NoveliqaSözleşmeli Yürek: Milyarderle İmkânsız Başlangıç / İlk Karşılaşma :0%
Log in

Chapter 2

İlk Karşılaşma

Oda, Melis'in ellerindeki kalemin bıraktığı titrek izler kadar sessizdi. Öyle ağır bir hava vardı ki, nefes almak bile zorlaşmıştı. Melis, parmak uçlarında gezinen soğuk teri silmek için yanağına eğildiğinde, karşısında beliren adım sesleri sanki fırtınanın habercisi gibiydi.

Kapı aralandı ve o an, yüzünde alabildiğine soğuk bir ciddiyet taşıyan Kerem Karaca belirdi.

İlk bakışları, sanki yıldırım çarpacak kadar keskin ve mesafeliydi. İri yapılı, biraz da ürkütücü duruşu – sadece fiziksel değil, ruhani bir duvar örmüş gibiydi aralarında.

"Melis," dedi Kerem, kelimesi bile havadaki buz kristallerini titretiyordu.

Melis’in dudakları hafifçe aralandı ama ses çıkmadı. Gözleri, gözlüklerinin ardında, hem meydan okurcasına hem kırılgan bir umutla ona kilitlenmişti.

"Buraya gönderildiğinizi söylediler. Ama kimse hâlâ nedenini açıkça konuşmadı. Ben de buradayım, öğrenmek için," dedi Kerem, adımlarını odaya daha da yaklaştırırken.

Melis, vücudundaki ani gerilimi hissetti. Sanki bir kedi, bilinmeyen bir avcının bakışları altında kıpırdanıyor gibiydi. Çaresiz, ama direniş doluydu.

"İşimizi yürüteceğiz. Sözleşmemiz bu kadar basit," dedi Melis, sonuna kadar kararlı olmaya çabalayarak.

Kerem'in gözleri daraldı. “Basit? İş dünyasında ve hayatta hiçbir şey basit değildir, Melis.”

Aralarındaki hava, İstanbul Boğazı'nın en soğuk rüzgarları gibi keskinleşmiş, pusuya çekilmiş bir yılanın hiddetini taşıyordu.

“Isterseniz, size ofisimi göstereyim. İş dünyasının gerçekleri konuşulmalı,” dedi Kerem.

Melis, gözlerinde ufak bir tereddütte olsa da, başını hafifçe salladı. Yalnızca dışarıdaki ışığın vurduğu yüzünde, donuk bir maske olduğu belliydi. Etrafındaki tahtadan koltuğun soğukluğu, onun içindeki kıvılcımı söndürememişti.

Ofise doğru yürürlerken, Melis ellerini sıkıcı dudaklarına götürdü. İçinde bir yangın vardı, fakat bu ateş nasıl sönecekti?

Kerem, düşüncelere dalmıştı. Masasına oturduğunda, Melis’in baktığı yerde duran bir dosyaya göz ucuyla bakmayı ihmal etmedi. Etraf sessizliğe bürünmüştü; sadece kalplerinin atışları, ağır ağır dalga dalga yayılıyordu.

“Geçmişiniz hakkında daha fazla bilgi topladım,” dedi Kerem, üstü kapalı bir tehdit gibi ama sessiz ve soğuk bir ağırlıkla.

Melis'in yüzü bir an dondu. “Ne demek istiyorsunuz?”

Kerem, yavaşça bir zarf çıkardı. Kağıtlar, geçmişe dair gizli bilgilerle doluydu. Sözleşmenin dışındaki karanlık detaylar. Melis’in bir zamanlar saklamaya çalıştığı parçalar açığa çıkıyordu.

“Bu, sana neden ihtiyaç duyduğumu anlatıyor,” dedi Kerem.

Melis için dünya aniden kaydı; bir anlığına sarsıldı, gözlerini kırparak kelime aradı. İçinde bir fırtına patlamamak için mücadele veriyordu.

Söz konusu olan, sadece para ve sırlar değil, aynı zamanda kırılgan bir güven duvarındandı.

Kapı, ağır bir tıkırtıyla açıldı. O anda her şey durdu.

Deniz Karaca sessiz adımlarla içeri girdi; dudaklarında alçak gülümsemesi, gözlerinde hesap dolu soğuk bir ışıltı vardı.

"Sanırım, işler tam da istediğim gibi gidiyor," dedi fısıltıyla, ama sesi odanın her köşesine doldu.

Melis ve Kerem’in gözleri Deniz’de buluştu; aralarında patlayacak sessiz savaşın ilk kıvılcımı.

Kerem, Melis’e doğru dönüp, "Bu daha yeni başlıyor," dedi alçak sesle, gözlerinde hem koruma hem uyarı.

Melis, arkasında kıyametin kopacağını biliyor, ama aynı zamanda bu soğuk dünyaya meydan okumak için kalbindeki o küçük kıvılcımı yakalamaya kararlıydı.

Ve Deniz Karaca’nın varlığı, bu imkânsız başlangıcı, daha da karanlıklaştıracaktı.