Chapter 5
Karanlık koridordan yayılan adımlar yavaşça ses veriyordu; sanki zamanın akışı bile çekilmiş, nefesler boğazda düğümlenmişti. Ela, Arman'a bakarken, gözlerinin kenarından yaş istemsizce süzüldü. Anın ağırlığı, iki kalbi kıvrandırıyor, yaralı bir sır gibi geceye karışıyordu.
“Kimdi o?” diye fısıldadı Ela, sesi neredeyse duyulmayacak kadar ince. Arman’ın gözleri, karanlıkta bir düşünce fırtınası gibi hareket etti.
“Bilmiyorum. Ama bunun bizimle ilgisi var,” dedi Arman, gözlerini Ela’dan ayırmadan.
İkisi de, kapının ardında duran gölgelerden gelen serinliği hissediyordu. Tökezleyen kalpleri, bilinmezliğin sarmalında sıkışmıştı.
Ela, ayağa kalktı, elleri hafifçe titriyordu. Karanlıkta yankılanan ayak sesleri, bir yandan merakını körüklüyor, diğer yandan korkusunu büyütüyordu.
“Arman, git ve kontrol et. Ne olursa olsun, güvende olmalıyız,” dedi, sesinde beklenmedik bir kararlılık vardı.
Arman’ın çenesindeki çizgi sertleşti. O, hayatında ilk kez bu kadar kırılgan ve aynı zamanda bunu aşmak için hazır hissediyordu.
Kapı aralandığında, içeri o odanın ışığı doldu. Bir adam belirdi, yüzü gölgelerle örtülüydü ama bir anlığına, gözlerindeki tanıdık korku parıltısı Ela’nın yüreğini sıkıştırdı.
“Ela Hanım...” Adamın sesi çatlak ve tedirgindi. “Bununla ilgili sana söylemem gerekenler var.”
Ela donup kaldı. Elindeki kıyafetlerin arasından bir zarf uzandı ona. Zarfın üzerindeki kalın mühür, eski ama sağlamdı.
“Ne… nedir bu?” diye sordu Ela, elleri zarfa uzanmaya tereddüt etti.
“Bu, aileniz hakkında senin bilmen gereken… gerçekler,” dedi adam, gözlerini Ela’dan bir an olsun kaçırmadan.
Ela’nın kalbi hızlandı. Mühür bozuldu, zarf açıldı ve içinden bir dizi eski belge çıktı. Sararmış, kırışık ama büyük bir itina ile korunmuşlardı.
Birini aldı; üzerinde ailesinin adını taşıyan kayıtlar, şirket senetleri ve garip simgeler vardı. Gözleri belgeyi tararken, içinden bir ses fısıldadı: “Bu, kesinlikle sıradan bir evrak değil.”
Sayfalar ilerledikçe, anlatılanlar Ela’nın bildiği her şeyi altüst edecekti.
“Bu... bu ne?” diye fısıldadı Ela, avuçlarının arasında titreyen belgeye bakarken.
Belgenin metnindeki satırlar, yıllar önce kapatma kararı alınmış bir dosyaya, gizemli bir finansal hareketliliğe ve aile adına gizli tutulan bir anlaşmaya işaret ediyordu.
Kendi elleriyle bir imza attığı, yıllarca etkisinden habersiz kaldığı bir geçmişin yükü üzerindeydi.
“Gerçek şu ki, senin ailenin sırları, şehri ve belki de senin hayatını değiştirecek kadar derin,” dedi adam.
Ela’nın gözlerine karanlık çöktü. O an, zihninde bir yığın soru işaretiyle birlikte geçmişin ağır perdesi bir anda açığa çıkmıştı.
“Beni neden şimdi ve neden sen getiriyorsun bunu?” dedi, sesi ürpererek.
Adam adım attı. “Çünkü bu oyunda artık yalnız değilsin ve düşmanların eski değil, çok daha yakında.”
Ela, Arman’a döndü, gözlerinde bir haykırış vardı.
“Biliyor mu Arman? Bu... bizimle ilgili büyük bir sır.”
Arman, derin bir nefes aldı, omuzlarına binen yükü hissetti.
“Öyle görünüyor. Ve bununla yüzleşmek zorundayız.”
O an, kapı tekrar çalındı. Bu ses, koridorun sessizliğine çakan bir yıldırım gibi yankılandı.
Ela ve Arman, birbirlerine baktılar; şimdi sırlar değil, açık savaş başlamıştı. Ve o kapı arkasında bilinmezlikten çok daha fazlası vardı.