NoveliqaSözleşmeli Milyarder: Kalplerin Kiralık Savaşı / Soğuk Ve Mesafeli Arman :0%
Log in

Chapter 3

Soğuk Ve Mesafeli Arman

Kapının tıkırtısından sonra dünyadaki sesler aniden azalmıştı. Ela’nın nefesi kesilmiş, kalbi göğsünde başka türlü bir ritme dönmüştü. Ellerini masanın üzerinde kenetleyip belki de ilk kez, sadece kelimelerin değil, bakan gözlerin de içine sinen bir ciddiyeti fark etti. Kapı aralandı ve Arman Kılıç yavaş, ölçülü adımlarla odaya girdi.

Üzerinde en pahalı kumaşlardan dikilmiş koyu lacivert takım elbise vardı; mükemmel oturuyordu. Ancak o an Ela’yı en çok etkileyen, sert ve mesafeli ifadesiydi; sanki karşısındakini tartıyor, ama hiçbir şeyini ona vermek istemiyordu. Gözleri, odanın soğuk ışıkları altında donuk bir demir parçası gibiydi.

Ela, bir an için nefesini tuttu, sonra zoraki gülümsedi. “Arman Bey…”

O kısık, ama keskin “Ela,” karşılık verdi. Söylediği her kelime kafasında tıpkı buzlu bir camdan süzülmüşçesine ağır ve yavaştı.

“Seninle bu kadar soğuk ve mesafeli konuşacağını tahmin etmiyordum,” dedi Ela.

Arman’ın dudaklarının kenarı hemen hemen fark edilmeyecek kadar kalktı; alaycı mı, yoksa sadece keskin bir tebessüm mü, belli değildi. “Burada iş görüşmesi yapmıyoruz. Burada bir anlaşma var. Sözleşme. Hisler değil.”

Ela’nın kalbi yeninden sarsıldı, ama bu sefer korkudan değil, şaşkınlıktan. Beklediği tepkilerden çok farklıydı bunlar. Daha dün geceden beri zihninde kurduğu hayal kırıklıkları, korkular bu kadar budalaca, bu kadar kolaycaydı sanki.

Arman masanın ucuna elini koydu, parmaklarının ucuyla yüzeyi yoklayıp sonra Ela’ya döndü:

“Acı gerçekleri ertelememiz mümkün değil. Beni ilgilendiren tek şey, bu sözleşmenin işlemesidir. Senin varlığın, beni karşımda dengede tutabilmen — bundan fazlası kendimizi kandırmaktan başka bir şey değil.”

Ela'nın dili tutulmuşken, gözleri birden Arman’ın gözlerinden kaçan küçük bir harekete takıldı; göz pınarında patlamaya hazır, neredeyse fark edilmeyecek ince bir korku ya da belki de suçluluk kırığı. İçgüdüleri ona fısıldıyordu: bu adamın altındaki buz tabakası, göründüğünden çok daha derindi.

“Beni neden bu kadar uzak tutuyorsun?” diye sordu Ela.

Arman, yüzündeki bu tekinsiz gerginliği hemen bastırmaya çalıştı ama nafileydi. “Çünkü hayatımda karşıladığım en büyük tehliken seni sevmek. Oysa ben, duyguların işe karıştığı işlerde hep kaybettim.”

Ela, aniden Arman’ın bu itirafı gibi görünen sözlerinin altında yatan gerçek anlamı kokladı. Yüzeyin altında, sert duruşun ardında bambaşka savaşlar, saklı kalmış anılar olduğunu artık biliyordu.

Arman’ın gözlerinden kayıp giden bakışlar, üzerini gizlediği ağırlığını neredeyse görünür hale getiriyordu. Ela, söylenecek kelimeleri kendinden saklarken, gözleriyle soru sormaya başladı. “Ne oldu sana, Arman? Seni böyle yaralayan neydi?”

Bu defa Arman, kendisini dış dünyaya kapatmak yerine, sanki bir an için duvarlarını yıkmaya karar vermişçesine, sessizce derin bir nefes aldı.

“Beni kimse böyle sormadı,” dedi, sesi düşük ve kırılmıştı. “Ve ben anlatamam, Ela. Anlatmak, kaybettiğim bir şeyi geri getirmez.”

Ela, yüreğine batan bir buz sarkacının soğukluğunu hissetti. Bu adamın alnında, bir zamanların güveniyle dolu gülümsemesinin yerini, soğuk, mesafeli ama derin bir acı almıştı.

“Peki, biz bu kadar uzak ve kırgınken, nasıl bu sözleşmeyi yaşayacağız?” diye ısrar etti Ela.

Cevap vermedi. Gün ışığı aralıklarla ona çarptığında, Arman derinlerden gelen bir çaresizlikle gözlerini kapattı. “Bilmiyorum, Ela. Bilmiyorum.”

Bu sözler kalbinde bir fırtına kopardı. Ancak o an, odanın başka bir köşesinde, Arman’ın unuttuğu küçük bir kağıt parçası rüzgârla hafifçe titredi. Ela’nın gözleri o an, masanın kenarına ilişen yıpranmış ve karmaşık sembollerin yer aldığı notu fark etti.

Bir imza ya da bir tarih değil, çok daha fazlasıydı; gizli, karanlık bir sır.

Ela’nın içindeki merak alevlendi; Arman’ın suratındaki o sert duvar, altında neyi saklıyordu? Ve o sır, ona anlatmaktan neden bu kadar korkuyordu?

Tam o sırada kapı tekrar hafifçe aralandı, dışardan gelen bir ses duyuldu.

Ama o ses, hiç beklemediği bir şeyi getirecekti.

Ela, gözlerini notun üzerindən hızlıca kaldırıp kapıya döndü. Yüreği buz tuttu.

Ve o an, sözleşmeli evliliğin çok ötesinde bir savaş başlamıştı bile.