NoveliqaSözleşmeli Kalpler: Milyarderle Sır Düğümü / Tanışmanın Soğuk Rüzgarı :0%
Log in

Chapter 2

Tanışmanın Soğuk Rüzgarı

Zilin keskin sesi, Elif’in ciğerlerine buzlu bir bıçak gibi saplandı. Her şey bir anda duraksadı; odadaki hava ağır, tavana asılı kristal avizeden süzülen ışıkların titrek dansıyla bile donmuş gibiydi. Parmaklarının titremenin acısına aldırmadan kapıyı açmaya yöneldiği anda, kalbindeki çarpıntı öyle yükselmişti ki, sanki göğsünü parçalayacakmış gibi hissediyordu.

Kapı gıcırtıyla açıldı ve karşında kendinden emin, kelimenin tam anlamıyla bir fırtına gibi duran adam duruyordu. Kaan Arslan. İstanbul’un en güçlü ailelerinden birinin mirasçısı; soğuk bakışlarında adeta bir fırtınanın habercisi vardı.

Gözleri, sakin görünmeye çalışan ama içinde fırtınalar kopan Elif’in gözlerine ilk bakışta dikildi. O anda, iki farklı hayatın yolları kesişiyor, ama birlikte yürünecek yol dikenlerle doluydu.

Kaan’ın sesi, odanın sessizliğini parçaladı. “Sen Elif Yılmaz olmalısın. Beni boşuna bekletmedin, iyi.” Sıcaklığı olmayan, adeta keskin bıçaklar gibi kesen bir ton.

Elif, yutkunarak adımını bir geri çekti ve gözlerini kısarak cevap verdi, “Evet, ben Elif Yılmaz. Ve sanırım bundan sonra seninle bazı şeyleri açıkça konuşmak zorundayız.”

İki kalp arasındaki buz tabakası, ilk çatlaklarını burada vermeye başladı ancak ne biri ne de diğeri geri adım atabilecek bir durumda değildi.

Kaan, kaynakçılardan alınmış, kalın siyah ceketin düğmelerini usulca kapattı. Yüzündeki gülümseme, samimiyetten çok alaycıydı. “Sözleşmemizden bahsetmiyorsun, anlaşılan. Uygun.”

Elif’in titreyen elleri cebine gitti, içinde sakladığı sözleşme kâğıdını dokunaklı bir şekilde tuttu. “O birkaç satırlık kâğıttan çok daha fazlası var arkamda. Yani, uyarı yapıyorum; bu iş sandığından daha karmaşık,” dedi.

Kaan’ın gözleri, hafifçe daralmıştı. “Senin gibi biri için kolay olduğunu sanmıyorum. Ancak, ben de seni az çok tanıyorum artık. Sadece borcun için buraya gelen sıradan bir kadın değilsin, değil mi?”

Elif, dudaklarının arasından kaçan kısık nefesi sıkılaştırdı, kalbindeki rahatsızlık katlandı. “Ne demek istiyorsun?”

“Bir sır... Kendi içine sakladığın, kimseye anlatamadığın bir şey. Duygularından, geçmişinden, kaçtığın karanlıktan... Bunu biliyorum.”

Bu cümle, odadaki hava sert ve donmuş bir buz parçası gibi sertleşti. Elif’in gözbebeği aniden büyüdü, teni soğuk terle kaplandı. Kaan’ın kelimeleri, onun kim olduğunu ve neyi sakladığını dikkate almadan, içine kadar işlemişti.

“Gizlediğin bu karanlık, benimle başa çıkabileceğini sanıyorsan, yanılıyorsun.”

Kaan’nın sesi öyle keskinleşti ki, Elif’in içindeki direniş paramparça oldu. Öfke, korku ve kendini koruma içgüdüsü bir arada yükselirken, sözleri birdenbire çıkageldi: “Beni tanıdığını sanma. Ben buradayım çünkü tek seçeneğim bu. Ve senin oyunlarına gelmeyeceğim.”

Kaan, kaşlarını çattı, ama içinde kıvılcımlanan merakı gizleyemedi. “Bir oyundan bahsediyorsan, bu oyunun kurallarını ben koyarım. Sen ise daha ilk günden teklif ettiklerinden fazlasını istemeye kalkıyorsun. Beyhude.”

İkisi arasında havada asılı kalan kelimeler, kapının arkasından gelen ayak sesleriyle bozuldu. Her ikisi de bir an için dondular. Kaan, kapının yanındaki anahtarlığa baktı ama Elif’in gözleri onun içeri girmesine izin vermedi.

Birdenbire Kaan, eğildi ve dudaklarının ucuyla fısıldadı: “Sana bir sır vereceğim, Elif. İçindeki o gizem sadece benim değil, başkalarının da dikkatini çekiyor. Ama ben, bu oyunun içinde kazanmak isteyenim.”

Elif, titreyen elleriyle elini kapıya bastırdı, aralıktaki boşluktan dışarıya baktığında, İstanbul’un ışıkları ona bilinmezliklerle dolu bir savaş alanı gibi görünüyordu.

“Kim olduğunu hâlâ bilmiyorum,” dedi alçak ama kararlı bir tonda.

Kaan ise soğuk gülümsemesini saklamadan devam etti: “Öyle sanıyorsun, ama içindeki karanlıkta ben çoktan yolumu buldum.”

Ve o an kapı sertçe kapandı; arkasından da sonsuz bir sessizlik yankılandı.

Ama Elif’in kalbinde, Kaan’ın fısıltısının bıraktığı soğuk rüzgar hâlâ esiyordu.

Bir sır düğümü daha sıkı sarılmıştı; çözülmesi çok daha zor olacaktı.

Ve şimdi, ne Elif ne Kaan, bu buzu kolayca kırabilecek güce sahip değildi. Ancak gerçek savaş yeni başlıyordu.