Chapter 7
Adımların sesi keskin, sanki duvarda yankılanan bir çığlık gibiydi. Lara’nın kalbi bir anlığa bile ritmini kaybetmiş gibi attı; nefesi düğümlendi, boğazında harcanmamış kelimeler boğuldu.
“Kim o?” diye fısıldadı, kendi sessizliğine yenik düşercesine.
Kapı yavaşça aralandı. Gri tonlar içinde bir silüet belirdi. Emniyet hissiyle değil, ölümcül bir şüpheyle doldu Lara’nın bedenini; içinde bir yerlerde, bu adımların onun geçmişinin, ailesinin karanlık sırrına dokunduğunu hissediyordu.
“Emir,” dedi adam, nefesini tutmuş, ama sesi soğuk ve netti. “Geçmiş seni yakalıyor.”
Lara gözlerini kırptı. Ses… Tanıdığı ama uzun zamandır unutmaya çalıştığı bir ses. Kalbinin bir köşesi düğümlenirken, diğeri yanan bir ateş gibi sarsılmaya başladı.
Emir Kara kapıya adım attı, yüzünde alışıldık kontrol ve soğukkanlılık maskesi vardı. Ama gözlerinin derinliği, içeride kopan fırtınayı anlatıyordu. Kısa bir karışıklık, sonra bri an sessizlik. Üç kişi… aralarında kırılacak bir çizgi.
“Nasıl geldin buraya?” Emir’in sesi, sessizce silinen bir tehdidi taşıyordu.
Adam hafifçe gülümsedi ama gözlerindeki karanlık, hiç de tebessüm getirmiyordu: “Biliyordum buraya geleceğini. Çünkü o, yani… Lara, senin ailenin borcunun altında sadece rakamlar değil. Sırlar var. Senin bilmediğin.”
Lara, ellerini yumruk yaptı. Yüreği sıkıştı. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadı. Ailesinin adı mı? Yoksa bir yalan ağı mı?
Emir adımlarını ileri attı, aralarındaki mesafeyi kapattı. “İstememiştim bu işin içine dahil olmalarını. Ama sen ve senin yüzünden karanlık bir oyun başlamış.”
Lara’nın gözlerinden kaçamadı bu itiraf. İlk defa Emir’i tam anlamıyla kırılgan görüyordu. Ama diyordu ki; “Belki... belki de senin korumak istediğin şey, yalnızca kendin değil.”
Adamın varlığı artık bir tehditten öteydi. Orada, orijinal hikâyenin kalbine dokunan bir tuzak vardı. Lara’nın içindeki uyanan şüphe bu kez sarsılmazdı.
“Bak,” dedi adam, cebinden çıkardığı eski bir fotoğrafı gösterirken, “bu adamı tanıyor musun?”
Lara’nın yüreği o an durdu. Fotoğraf, Emir’in eski ortağı… ve Lara’nın çocukluğunu, ailesinin geçmişini derinden etkileyen isimle doluydu.
Gözleri büyüdü, içindeki en derin korkulara doğru yol aldı.
“Bu kişi... Emir’le bağları olan tek kişi değil. Aynı zamanda senin ve ailenin borcunun anahtarı…”
Emir, Lara’ya yeniden baktı. “Ve eğer bu sırrı çözemezsek, sadece sen değil, ben de kaybedeceğim her şeyi.”
Yüreklerindeki karanlık sırlar daha da görünür hale gelmişti. Ailelerinin borcu çoktan bir mali kayıtlar ve imzalar dosyasından çıkmış, köklü bir ihanet ağının ötesine geçmişti.
Lara’nın yüzüne ilk defa soğuk bir kararlılık yerleşiyor, geçmişin gölgeleri yavaşça aydınlığa çeviriliyordu.
Gökyüzünde hafif bir rüzgar esti. Kapı tekrar çarpmadan önce sessizlik yerleşti.
Bir adım daha atıldı odaya doğru.
“Bu oyunu kim başlattı?” Lara sordu, sesi çünkü içindeki direniş tekrar alev alıyordu.
Adamın yüzünde kaybolmuş bir sır gizleniyordu. “Benden çok daha güçlüsü.”
Ve tam o anda, dışarıdaki ışıklar aniden sönüp tekrar yanarken, telefonun ekranında bir mesaj belirdi.
Mesajdan yalnızca şu birkaç kelime okunuyordu: “Yalnız değilsin. Geçmişin gölgesi seni bekliyor.”
Lara, Emir ve adam arasında, ağır bir suskunluğun içinden fısıltılar yükseldi.
Ancak kapı bir kez daha vuruldu.
Bu defa kimse o kapının ardından gelecek sarsıntıya hazır değildi.