NoveliqaSözleşmeli Kalpler: Milyarder ve Gizemli Anlaşma / Saklanan Gerçekler :0%
Log in

Chapter 6

Saklanan Gerçekler

Kapının tıkırtısı kesildi, geriye kalan tek ses, odanın havasına sinmiş derin nefeslerdi. Emir’in gözleri, karanlıkta aniden büyürcesine dikkat kesilmişti. Elleri titremiyordu ama kalbindeki çarpıntı, sessiz bir kasırga gibi dalgalanıyordu. Lara, nefesini tutmuş, bu anın içinde asılı kalmıştı. O anı, zamanın yavaşladığı bir gölge gibi çökmüştü üzerlerine.

“Hazır mısın, Lara?” diye tekrar fısıldadı Emir, sesi avaz avaz değil, ama derin bir vurgu taşır gibi.

Lara’nın boğazı kurumuştu; kelime arıyor ama bulamıyordu. “Evet,” diyebildi sonunda, sesi korkuyla ve tuhaf bir kararlılıkla kırılmıştı.

Emir kapıyı ardına kadar açtı. Işık, içeri dolarken odadaki bazı gölgeleri çekip alıp başka yerlere götürdü. Arka planda duran eski bir koltuk, kalın keten perde, raflara dizilmiş kitaplar… Hepsi şimdi çok daha netti. Ama dikkatini onu asıl çarpan detay çekti: odanın köşesinde, üzeri yıpranmış, kahverengi deri bir sandık.

“Buraya gel,” dedi Emir, sert ama kırılgan sesiyle.

Lara tereddüt etti. Adımlarını ağır ağır attı, sandığın yanına yaklaştı. Her şey buradaydı; hava mis gibi odunsu, eski kâğıt ve pas kokusuyla doluydu. Sandığın kapağı, yumuşak ama sert bir tık sesiyle açıldı. İçinden birkaç kağıt, fotoğraf ve bir eski defter çıktı.

Emir, titrek elleriyle eski defteri aldı ve sayfalarını yavaşça çevirmeye başladı. Gözleri, yılgınlıkla karışık bir acıyla doldu. "Bunu kimseye göstermedim," dedi.

Lara kapağı daha çok açtı; sayfalarda sıkışmış bir fotoğraf dikkatini çekti. Fotoğraf siyah-beyazdı, eskiydi; küçük bir çocuk ve bir kadın... çocuk Emir’e çok benziyordu.

“Bu... kim?” diye sordu Lara, sesi fısıltıya dönüştü.

Emir başını hafifçe yana çevirdi, gözlerindeki çakıl taşları yara izlerine dönmüştü. “Benim oğlumdu,” dedi aniden.

Lara dondu kaldı. Cümle bir top gibi düştü odanın sessizliğine. Oğlundan mı bahsediyordu? Emir’den? Bu yeni, bilinmez bir serüvenin kapısını aralıyordu.

Emir devam etti: “Ama... bu fotoğraf, acıdan başka hiçbir şeyi temsil etmiyor.” Gözlerindeki karanlık, kelimelere sığmaz bir tarihi açık ediyordu.

Lara, titreyen elini hafifçe Emir’in koluna dokundurdu. “Ne oldu ona?” dedi, kelimeler neredeyse çatırdıyordu.

Emir bakışlarını onunla buluşturdu. Gözlerinin derinliklerinde, açıklanmayı bekleyen bir fırtına vardı. “Zamanında, buradaki herkesin bilmesini istemediği bir sır vardı,” diye fısıldadı. “Ve ne yazık ki, o sır seni de ilgilendiriyor, Lara.”

Lara kalbi hızla atmaya başladı. Kendisini anlamaya çalışan bir parça içinde kıpırdanıyor, o parçanın hayatındaki diğer kırıklarla birleşip neye dönüşeceğini merak ediyordu.

“Nasıl yani? Ben…?” kelimeler boğazında düğümlendi. Gözlerini Emir’den alamıyordu. Dilinin ucunda patlamaya hazır bir soru vardı. “Benimle ne ilgisi var bu... şeyin?”

Tam o anda, odanın kapısı aniden sertçe çarptı ve dışarıdan uzak ama belirgin bir ayak sesi duyuldu. İkisi de birden irkildi.

“Bu... yabancı biri mi?” diye sordu Lara korkuyla.

Emir sertçe başını kaldırdı, çenesini sıkı sıkıya kaptı. Ardından, sandığın içine sıkıştırdığı defteri kapattı ve keskin bir sesle: “Gitmeyeceğiz, Lara. Artık bu tüm puzzle’ın bir parçası.” dedi.

Lara, kalbinin en derinlerinde, elle tutulamayan bir yumuşaklık hissetti. Onun o kilitli geçmişiyle, bir biçimde iç içe geçmişti hayatı.

Ama neydi o bağlantı? Hangi sırlar, onu bunca zamandır esir etmişti? Ve niye şimdi, tam da en kırılgan anında, bu acı yüreklerini birlikte sarmaya başladı?

Bir kez daha kapı açıldı, fakat bu sefer içeriye ağır bir hava, sessiz bir gölge doldu.

Ve Lara, Emir’in yaşadığı o derin travmanın kaderlerini yakından örttüğünü, ama tam olarak ne olduğunun henüz gizemini koruduğunu anladı.

Bir anlığına odadaki tüm sesler sustu. Zaman, kaskatı kesildi.

Lara’nın nefesi sıkıştı. “Bu... senin geçmişin, Emir,” dedi alçak sesle. “Ben de o geçmişin içindeyim, öyle mi?”

Emir sabit, donuk gözlerle onu izlerken tek kelime etmedi.

O anda, tüm karanlık üzerlerine çöktü; cevapsız sorular ve yaralı gerçeklerin ağırlığı.

Ve dış kapıdaki adım sesi bir kez daha duyuldu,

ama çok daha yakın.

Kime aitti bu ayaklar?

Ve en kötüsü, bu travmanın neden kendi hayatlarının tam ortasına düştüğü sorusu, cevapsız bir fırtına gibi kaldı orada.