Chapter 5
Gece, İstanbul’un soğuk çelik gökdelenlerini sarmış, şehrin ışıkları yıldızları bastırıyordu. Lara, salonun loş köşesine çekilmişti. İçinde kopan fırtına hâlâ konuşmak için kelimeler arıyor, ancak dudaklarından hiçbir ses çıkmıyordu. Parmakları titreyerek bardağı daha sıkı kavradı. Soğuk cam, derisin altında dolaşan kaygının gölgesini bile donduruyordu sanki.
Emir, sessizce ona yaklaştı. Üzerindeki siyah takım elbise, gece kadar karanlık; bakışları ise derin bir okyanus gibi yoğun ve çözülmezdi. Lara’nın gözlerinde gördüğü o kırılganlıkla yüzleşmek ona ağır geliyordu. Bir an tereddüt etti, sonra düzeltti duruşunu.
“Lara,” dedi, sesi düşük, hafif kırılgan. “Bu evlilik sadece bir sözleşme değil. İkimiz için de.”
Kadının solgun yüzü, yerdeki halıya hapsolmuş ve ona bakmaktan kaçıyor gibiydi. Ne dili kaldı ne de yüreği kabiliyordu birçoğunu anlatmaya. “Biliyor musun... güvenmek... kolay değil benim için. Özellikle senden.”
Emir’in kaşları hafifçe çatıldı. “Anlıyorum.”
O andan sonra, mesafe salonu değil sanki kalplerini çevreliyordu. Lara, bir adım geri atıp duvara yaslandı. Ellerinden güç çekilmişti; kelimeler dökülmek ister gibiydi ama kafası karışıktı.
“Peki neden buradasın?” diye çıkardı sesi sonunda. “Neden beni bu tuzağa çekiyorsun?”
Emir yüzünde nadiren gördüğü bir yumuşaklık belirdi. “Çünkü...” diye başladı, sonra durdu. Boğazından kurumuş gibi geçti. “Çünkü senin kim olduğunu bilmek istiyorum. Her sır, her kırık parça... Hepsi.”
Lara’nın gözleri büyüdü. O an, içine çektiği nefeste yanan isyan vardı. “Çok kişisel, Emir. Çok tehlikeli.”
Emir yanındaki koltuğa oturdu, ellerini birleştirdi. Masanın altından gelen hafif bir çıtırtı, gerilimin büyüdüğünü fısıldıyordu. “Sana güvenmek istiyorum. Ama önce... benimle güvenebilecek misin? Benimle sırlarını paylaşacak mısın?”
Soru, odayı daralttı. Her kelime, bir bıçak gibi keskin ve keskin. Lara, bir an kendini savunmasız hissetti. Yine de çaresizce bir umut, kalbinin en kıyısında filizlendi.
“Sen...” dedi, “sen de gizliyorsun bir şeyler. Bana söylediğin şeyler, adeta duvara asılmış gölgeler gibi.”
Emir’in nefesi kesindi. “Doğru.” Bir an için sessizlik ağır bastı. Sonra hafifçe başını eğdi. “Sana açılmam gerek.”
Lara, o an dünyasının tüm katmanlarının yer değiştirdiğini hissetti. Bir kilit yavaşça, hiç fark etmeden açılıyordu.
Emir gözlerini kaldırdı, derin bir nefes aldı. “Sana anlatacaklarım var. Ama... bunu duyduğunda her şey değişebilir.”
Oda bir anda buz gibi oldu. Lara, kalbinin damarlarında zonklayan sıcaklığı hissetti. Yanıt vermek ister gibi ağzını açtı; ancak Emir onu sustururcasına bir hareket yaptı.
Kapının dışında sessiz bir tıkırtı duyuldu. İkisi de başlarını kapıya çevirdi.
Ve o an, Emir hafifçe fısıldadı: “Hazır mısın, Lara? Sırlar karanlığa dönüşmeden önce...”