NoveliqaSözleşmeli Kalpler: Milyarder ve Gizemli Anlaşma / Geçmişten Gelen Sessizlik :0%
Log in

Chapter 4

Geçmişten Gelen Sessizlik

Lara, odaya çöken sessizliği derin bir nefesle dağıtmaya çalıştı. Parmak uçlarında hala terin soğukluğunu hissediyordu. Kapı kapanmış, arkasında kilitlenmişti. Kalbinin ritmi, az önce duyduğu sözlerin eşiğinde hâlâ deli gibi çarpıyordu. Emir’in gözlerindeki o sertlik, sıradan bir uyarıdan çok daha fazlasıydı. Sanki hayatının her kırılgan parçasını hapsetmek istercesine baktığını düşündü.

Odasını dolduran lüks mobilyaların donuk parıltısı arasında titrek bir gölge gibi duruyordu. Yatak odasının boşluğunda yankılanan tek ses, havanın hafifçe pencereden içeri giren keskin soğukluğuydu. Dışarısı, şehrin geceyi henüz yakalamış karmaşasından gelen uğultuyla doluydu ama içerisi, zamanın her titreşimini yutan bir kuyu gibi sessizdi.

Lara yavaşça kapıya yürüdü. “Bir sözleşme...” diye mırıldandı kendine, “ama bu... bu sadece iş değil.” Sesinin tınısı titrek, ama kararlıydı. Daha önce tanımadığı bir hayatın, onu içine doğru çektiğini hissediyordu. Bu hayatın içinde ne fırtınalar ne ihanetler vardı, ama daha vahimi, bunlardan hiçbirinden kaçışı yoktu.

Çekmeceden eski telefonunu çıkardı. Ekran siyahtı, ama tedirgin parmakları onu açmakta tereddüt etmedi. Arayan numaraya baktığında, tanımadığı bir isim gözüne ilişti: "Mert...". Neden tanımıyordu? Bu isim kalbine bir diken gibi saplandı. Sanki onunla bir zamanlar yitirdiği bir iz, bir anı varsa da, şimdi karanlık bir gölgeyle örtülüyordu.

“Bu kim?” dedi kendi kendine, ancak cevapsız kaldı. Bir an için ışık titredi, gök gürültüsünün yaklaştığını haber veriyordu. Yağmur, şehri bir anda örtecekti. Pencereye doğru yürürken, arka fondaki İstanbul’un ışıkları bulanıklaşmaya başladı. Rüzgarın sesi, geçmişin buzlu nefesi gibiydi.

Özellikle Emir’in geçmişine dair bir ipucu olabilir mi diye düşündü. Onunla paylaştığı anlar, çoğu zaman soğuk ve mesafeliydi. Fakat bu uzak bakışların ardında sakladığı şeyler vardı, çok derinlerde. Lara’nın merakı, onun musluklarını açtı, sırların kapakları aralanmaya başladı. Her yeni söz, bir öncekinin yükünü artırıyordu.

“Senin hayatın, gerçekten o kadar kusursuz mu Emir?” dedi fısıltıyla. “Ya da her şey sadece maske mi?” İçinde büyüyen bu sorunun cevabı, onu hem korkutuyor hem de çekiyordu. Her adımda daha fazla karanlıkla karşı karşıyaydı.

Tam o sırada telefon tekrar titredi. Ekranda yeni bir isim belirdi: "Eski Dost". Lara’nın eline bir buz parçası gibi çöktü telefon. Parmakları titreyerek açtı aramayı.

Karşı taraftan gelen ses, tanıdık ama geçmişin tozlu raflarından gelmiş gibiydi.

“Lara... seni izliyorum. Emir’in gölgesinde gördüğün her şey, hakikatin küçük parçaları... Şimdiye kadar olanlar masum oyunlar. Ama yakında çok daha fazlası ortaya çıkacak.”

Daha fazlası mı? Kalbi küt küt atıyor, nefesi daralıyordu. Sözleri sindirmeye çalışırken kapının önünde beliren gölge, sessizliği yırtıp geçiyordu.

Karanlıkta, kim olduğu belirsiz biri, ağır adımlarla kapıya doğru yaklaşıyordu.

Lara, bir an için nefesini tuttu, hayatının sancılı bir dönemece girdiğini iliklerinde hissetti.

Telefon yanındaki masaya bıraktı, elleri hâlâ titriyordu.

Kapı çaldı. Tek bir kere, ama bu bildik bir dokunuştan çok, cehennemden bir haberciydi.

Lara’nın gözleri kapıya kilitlendi. O an yaşadığı tüm kararsızlıklar, tüm korkular, bu ilk tokmakta hayatını değiştirecekti.

Ve o an, dünya onun için hem karanlık hem de aydınlık bir sır perdesi araladı.

Kimdi o gelen? Ne istiyordu? Ve en önemlisi, Lara artık kimdi?

Kapının arkasındaki sessizlik, cevaplardan çok daha fazla soruyu gölgeliyordu.

Lara, yaşamının en kritik anında, akıl almaz bir sessizlik içinde bir adım atmaya hazırlanıyordu.

Kalbinde çakan yıldırım gibi bir gizem vardı.

Geçmiş, sessizce ona sesleniyordu.

Ve o ses, kaçınılmaz bir fırtınanın habercisiydi.