NoveliqaSözleşmeli Aşkın Karanlık Yüzü / Can'ın Saklı Anıları :0%
Log in

Chapter 9

Can'ın Saklı Anıları

Salonun tüm nabzı durmuştu sanki. O gizemli misafirin yüksek topuklarının parke zemine attığı her tıkırtı, havada asılı kalan bir söylenti gibiydi; yumuşak ama delici.

Ebru’nun kalbi ensesine çöreklenmiş bir anlık şaşkınlıkla gümbür gümbür atıyordu. Ne dedi? Bu adamın yanında o mu vardı? “Aylin” diye seslendi Can, yüzünde inceden titreyen bir çizgi, ama kelimeler soğukkanlıydı, keskin. O isim — Ebru’nun düşüncelerinin tam ortasında patlayıvermişti.

Aylin. Can’ın geçmişine dair şimdiye kadar hiç duymadığı bir isim... Söyleyişinde gizem, hatta biraz da ateş vardı.

Ebru’nun elleri istemsizce büklüm büklüm olmuş mendili sıktı. Gözleri, Can’ın gözlerine kilitlendi: aralarında, yalnızca birkaç santim ama uçurum kadar derin bir mesafe vardı şimdi.

Yusuf’un bakışları, salonun diğer ucundan keskin bıçaklar gibi süzülürken, konuğun yüzünde titrek bir tebessüm belirdi. Ürkütücü ama bir o kadar da çekici.

“Yıllar önceydi,” diye başladı Aylin, sesi ilk başta fısıltı kadar ince, sonradan gürleyen bir sel gibi doldu odanın her köşesine. “Can’ın hayatında gizlenmiş, kimsenin bilmediği bir zaman. O zamanlar… O zamanlar her şey çok farklıydı.”

Can’ın kaşları çatıldı, dudakları ise kırılmış bir çizgiye dönüştü. “Bunu şimdi anlatmak için neden tam zamanın?” diye sordu, sesinde yorgunluk ama aynı zamanda derin bir korku vardı.

Aylin’nin gözleri, Ebru’nun üzerine kaydı, sanki o an herkesin içinde en kırılgan olanı görüyordu. “Çünkü gerçekler, nihayet gün yüzüne çıkmaya başladı. Her şeyin dönüşeceği an bu, Can.” Göz kırpması, odadaki havayı daha da sertleştirdi.

Ebru, kalbinin ritmini zorlayarak sordu, “Can, ne demek istiyorsun? Bu gizli anılar, kim olduğunu değiştirebilir mi?”

O sırada odanın penceresinden İstanbul’un gece ışıkları süzüldü. Parlak yüzeyin altında karanlık denizin dalgaları nasıl görünmezse, Can’ın geçmişi de öyleydi şimdi: parlak ve parıltılı ama dalgalar fırtınalı, belirsizlikle dolu.

Kelimeler havada asılı kalırken, sandalye gıcırdayarak Can’ın altından ses verdi ve bir an sanki zaman yavaşladı.

“Gerçek kimliğim, belki de hiç bilmediğin bir yerden geliyor,” dedi Can nihayet, sesinde ağır bir itirafın izleri. “Ve bu, sadece bizim hikayemizi değil, bu imparatorluğu, hatta Yusuf’u bile değiştirecek.”

Yusuf’un gözleri aniden parladı. Kendi planlarından birinin sarsıldığını hissediyordu, ama öfkesini saklamak için dudaklarını sertçe sıktı.

Ebru, Can’a doğru adım attı, dudaklarından dökülen kelimeler titrek ama anlam doluydu: “Bana anlat… ne olursa olsun, ben buradayım.”

Aylin ise sakince arka planda bir adım geriledi, sanki kendi varlığının en kırılgan anını paylaşmış gibiydi.

O anda yukarıdan gelen ziller çınladı. Evin kapısı sertçe çalındı.

Sessizlik bir anda dağıldı, ama kapının ardından gelen sesler yeni bir fırtınanın habercisiydi.

Can, derin bir nefes aldı; gözlerinde kaybolan bir şeyler vardı artık.

Ve herkes, kapıdaki o kişiyle yüzleşmeye hazırlanmıyordu.

Sonraki sayfada: Bu sırlar, Can’ın gerçekte kim olduğunu nasıl değiştirecek?

*

Devam edecek...