Chapter 8
Kapı yavaşça aralandı. İçeriye giren misafirin silueti, uzun ve inceydi; gölgeler içinde neredeyse eriyip gidiyordu. Ebru, kalbinin ritmini duyar gibi oldu. O an, nefesini tutmuş, gözlerine inanmakta zorlanıyordu. Yusuf’la göz göze geldiler. Aralarındaki elektrik hala havada kıvılcımlar saçıyordu.
“Kim o?” diye fısıldadı Ebru kendi kendine. Sesini çıkarmaya cesaret edemedi; tedirginlik nefesini kesti.
Yusuf’un kaşları çatıldı. Kendi dünyasına ait o soğuk, hesapçı gözler şimdi garip bir şekilde yoğunlaştı kapıda beliren siluete.
“Gelinim, evlilik yeminlerimizden önce henüz tanışmadığın birini bizimle paylaşıyor şu an hayat,” dedi Yusuf alaycı bir tebessümle. “Büyük gece, büyük sürprizler getirir.”
Ebru bastırdığı heyecan ve kaygıyla odanın içine doğru adım attı. Bu sözleşmeli evliliğin sandığından çok daha tehlikeli bir dans olduğunu henüz anlamaya başlamıştı.
*
İstanbul’un parıltılı siluetleri geceyi kaplamıştı. Yıldız ışıkları, dev malikane üzerindeki geniş terasta bambaşka bir hava yaratıyordu. Zariflik ve ihtişam, aslında ince ince örülü gerilim iplerini saklıyordu.
Ebru, gelinlik kumaşının ağır dokusunu avuçlarında hissedip derin bir nefes çekti. Kalabalık, kokteyl saatinin artık bitmesine yaklaşıyor, şampanya bardaklarının şırıltısı, hafif kahkahalar ve fısıltılar perdede saklanan gerçekleri ortaya çıkaracak gibiydi.
Yusuf, birkaç adım ötedeki podyuma doğru yürüyordu; bu düğünde söz sahibi olan gerçek bir imparator heybetiyle ortalıkta gezinirken, gözleri Ebru’dan kopmuyordu.
“Ebru,” dedi alçak bir sesle, “bu gece sadece bir başlangıç.”
Yüzündeki ifade gizemli, bazen kırılgan, bazen fiili bir meydan okumaydı.
*
Misafirler yavaşça salona yerleşiyor, gözler her an patlayacak bir bombayı bekler gibi etrafta gezinirken, herkesin favori hikayesi çoktan başlamıştı.
Ebru’nun en yakın dostu Deniz ise hafifçe omzuna dokundu.
“Endişelenme. Her şey kontrol altında... gibi görünüyor,” dedi alaycı bir gülümsemeyle.
Ama Ebru biliyordu. Bu cümleler sadece su yüzeyindeydi. Derinlerde kaynayan fırtına çok farklıydı. İçinde sürekli bir diken vardı, her an kanatacakmış gibi.
*
“Ve şimdi,” dedi Yusuf, elini kaldırıp salonun tam ortasına geçti, “bu geceyi unutmamanız için size küçük bir sürprizim var.”
Salondaki ışıklar aniden söndü. Küçük bir kargaşa yükseldi, fısıltılar yerini panik havasına bıraktı. Tam o anda, kapı yeniden açıldı; içerisi aniden ışıkla doldu.
İçeri giren kişi ise donuk yüz ifadeleri arasında derin bir gölge gibi ilerliyor, herkesin dikkatini tek bir noktada topluyordu.
Ebru’nun kalbi göğsünde deli gibi çarpmaya başladı. Bu kişi, geçmişinin en karanlık sırlarını taşıyan, en beklenmedik misafirdi.
“Bu… bu da kim böyle?” diye sordu Deniz gözlerini devirmeden.
Yusuf ise sırıtışını gizleyemedi. “Büyük düğün gecesine hoş geldiniz,” dedi, sesinde barut kokan bir tehdit vardı.
Ve o an, bütün salon nefesini tuttu.
*
Gizemli misafir, kimdi?
Düğündeki atmosfer nasıl değişecekti?
Aniden gelişen bu beklenmedik karşılaşma, Ebru’nun sözleşmeli evliliğinin sınırlarını nasıl zorlayacaktı?
*
Devam edecek...