NoveliqaSözleşmeli Aşkın Karanlık Yüzü / İlk Kıvılcım :0%
Log in

Chapter 7

İlk Kıvılcım

Kapıdan gelen o soğuk mesajın yankısı, Ebru’nun kulağından zihnine dek titreyerek yayıldı. “Yusuf’un oyunu başladı.” Kelimeler, odadaki hava kadar yoğundu; nefes almak zorlaştı, zaman sanki aniden ağırlaştı. Can’ın gözlerine baktığında, içinde bir fırtına kopuyordu.

Can, ellerini birleştirirken karanlık bir yoğunluk vardı ifadesinde. Gözlerinin köşesinde beliren ince bir kıvılcım, Ebru’nun kalbinde beklenmedik bir ritim başlattı. O anda sanki aralarındaki mesafe bile küçülmüştü; iki savaşan kalbin aynı anda attığını hissetti.

“Sana söylendiğinde ne hissettin?” Can’ın sesi alçaldı, donuk ama namlusu keskindiydi.

Ebru, buram buram deri koltuğun soğukluğunu hissediyordu her nefes alışında. “Korkmak... Ondan kaçmak... Ama aynı zamanda… seni korumak istedim.” Gözlerini kaçırdı, elleri dizlerine sıkıca kenetlendi.

Can hafifçe kafasını eğdi; izin verdiği tek şey, yüzündeki esrarengiz, ince gülümsemeydi. “Koruma... Ama kimden?”

Ebru’nın yüreğinde birdenbire eriyen buz parçaları vardı. “Kendimden, en çok da ondan.”

Odadaki sessizlik, patlayacak bir bomba sesi gibi çınladı. Zaman, uzadı, yoğunlaştı… O anın tam ortasında, Can istemeden bir adım attı, sandalyesinden kalktı. Ellerinin hareketi, basit ama yıkıcıydı. Ellerini Ebru’nun omuzlarına koydu. Bu hareket, hem güçlendirdi hem yerinden oynattı dünyasını.

Ebru, titreyen kalbini dizginlemeye çalışırken, Can’ın nefesinin hafifçe tenine değdiğini fark etti. Aralarındaki mesafe aniden küçüldü, nefesleri karıştı.

“Bunu hiçbir yere söyleme,” dedi Can’ın sesi fısıltıdan bile daha azdı. “Ama… ben de korkuyorum, Ebru. Yusuf’a karşı değil, içimdeki kendi karanlığıma.”

Ebru, başını hafifçe kaldırıp, gözlerini Can’ın gözlerine kilitledi. O andan sonra bir şey değişmişti, kırılganlık ve güç arasındaki ince çizgi silikleşmişti. Sözler değil, sadece bakışlar konuşuyordu.

“İçindeki karanlık…” diye fısıldadı Ebru, “Belki de bir kıvılcımdır, Can. Belki onunla birlikte alevleniriz.”

Can’ın yüzündeki yeni ifade, hem şaşkınlık hem de kabul vardı. Dudaklarının köşesinde beliren o hafif gülümseme, Ebru’ya hiç beklemediği bir şey hissettirdi: Güven.

Ama bu güven, tedirginlik yarattı. Çünkü Yusuf’un oyunu başlamıştı. Ve şimdi, aralarındaki bu beklenmedik bağ, duygusal bir kıvılcım, hem onları koruyabilir hem de sarsabilir.

Can, derin bir nefes aldı. “Hesaplaşmamız gereken çok şey var, ama… seni daha yakından tanımak istiyorum, Ebru. Beni neyin ayakta tuttuğunu, neyin yıktığını.”

Ebru’nın yanaklarında ateş yükselirken, gözlerinin içinde bir isyan parıltısı oldu: “Benimle birlikte savaşmaya hazır mısın?”

Can, eliyle hafifçe Ebru’nın yüz hatlarını okşadı ve sessizce cevap verdi: “Evet. Ama bu sadece çıkar değil, Ebru. Belki de gerçek bir bağ…”

Tam o anda, odanın dış kapısından hızlı bir tıkırtı duyuldu. İkisinin de nefesi kesildi, göz göze geldiler.

Kalplerinin derinliklerinde oluşan o ilk kıvılcımın sıcaklığıyla karışık bu sessizlik, en büyük soruyu fısıldıyordu:

Bu hisler gerçekten sadece çıkar mıydı?

Ve kapı, aralanırken...

---

Devam edecek.