NoveliqaSözleşmeli Aşkın Karanlık Yüzü / İhanetin İzleri :0%
Log in

Chapter 16

İhanetin İzleri

Ebru, karanlığın içinde nefesini duyar gibi oldu. Yalnızdı; bu ne kadar keskin ve soğuk bir gerçekti. Boğazını kavuran o sıkıntı, yüreğinin içinde kıvılcımlar saçan bir yangına dönüşmüştü. Ayakta durmak için elinden geleni yapıyordu, ama o an—sanki dünyadaki bütün ağırlık omuzlarına yığılmıştı.

Gözlerini yavaşça açtı. Odanın sessizliğinde sadece kalbinin düzensiz vuruşları yankılanıyordu. Parmağının ucuyla masanın üzerinde duran telefonuna uzandı. Ekran kararmıştı, gece moduna girmişti. O an, zihninde keskin bir şimşek çaktı: “Kimseye güvenemezsin.”

Önce telefonunu kapattı. Sonra derin bir nefes aldı. O nefes, sanki ciğerlerinden geçerken içindeki talepkâr korkuyu ve öfkeyi birleştiriyordu. Her gün onları yaşamak zorundaydı ama şimdi, onu yıkan şey o kadar inceden, o kadar sinsiceydi ki kelimelere sığmıyordu.

---

Sabah, İstanbul’un gri sisleri yavaş yavaş sokaklara dolarken, Ebru’nun ofisine her zamankinden daha erken ayak bastı. Her adımı, içinde açılan bilinmezlik çukurunda yankılanıyordu.

Ofisin lüks cam kapısından içeri girerken, havada alışılmadık bir soğukluk hissetti. Etrafı incelerken, alıştığı samimi kalabalığın eksik olduğunu fark etti. Gözü, Can’ın en güvendiği ekibin önemli üyeleri arasında dolaştı; ama o kişi yoktu.

Kulağı kapıya yapıştı. Arkadan yaklaşan hafif tıkırtı, merakla karışık bir gerginlik uyandırdı. Kapı aralandı, Sert ve karizmatik sesiyle Yasin girdi içeriye.

“Ebru Hanım,” dedi yavaşça, gözlerinde bilinmeyen bir endişe parıltısıyla. “Sizinle özel olarak konuşmam lazım. Can Bey’in isteği.”

Ebru’nun kalbi garip bir şekilde sıkıştı. “Buyurun.”

Yasin, gözlerini masa üzerindeki belgelere dikti. “Son zamanlarda bazı şüpheli hareketler fark ettik… İşler yolunda gitmiyor. Ofiste bazı bilgiler sızdırılıyor. Biz araştırıyoruz ama dikkatli olmalıyız.”

Ebru, kısa bir süre için dudaklarını ısırdı. “Kimden bahsediyorsunuz?”

Yasin gözlerini kaçırdı. “Henüz kesin değil ama en yakın çevreden biri. Bu… ihanetin izlerini takip ediyoruz.”

O an ofisin kasvetli havası Ebru’nun ciğerlerinde bir ağırlık gibi kendini hissettirdi. Nefes almakta güçlük çekiyordu. “İhanet… kim olabilir?” diye fısıldadı, sesi çatırlı ve kırılgandı.

Yasin, masanın kenarına hafifçe yaslandı. “Can’ın en güvendiği isimlerden biri. Belki yılların hatası, belki çıkar çatışması… ama sonuç değişmiyor.”

Ebru, alçaktan bir 'anlaşıldı' dedi. Kendi içinde bir kıvılcım yandı. “Bunu öğreneceğim. Hem de ebette.”

---

Günün ilerleyen saatlerinde, Ebru gizlice ekibinden birkaç güvenilir kişiyi topladı. Ofis, sırların ve fısıltıların birleştiği bir sığınak gibiydi şimdi.

“Yasin’in dediği doğruysa, içimizde bir yılan var,” dedi Ebru, sesinde sıkı bir kararlılık, gözlerinde ateş. “Bize zarar vermeye çalışan bu kişiyi bulacağız. Hepimiz dikkatli olmalıyız. Her hareketimiz izleniyor olabilir.”

Sedat, ekibin en deneyimli isimlerinden biri, ince bir gülümsemeyle espri yaptı ama gözlerindeki ciddiyet kaçmadı. “Yılan ya da kurt fark etmez, biz buradayız. Can’a zarar verene nefes aldırmayız.”

Toplantı bittiğinde Ebru kapıyı kapadıktan sonra tek başına kaldı. Parmak uçları masanın soğuk yüzeyine bastığında, kalbinin ritmi yavaşladı, fakat zihni her zamankinden daha hızlı çalışıyordu.

---

Akşam, yük trafiğinin akışından uzak, İstanbul’un göbeğinde, kimsenin bilmediği bir köşede kısık ışıkların altında bir toplantı vardı. Siyah takım elbiseler içinde, yüzü gölgede kalan biri sessizce toplantıya liderlik ediyordu.

“Plan kusursuz,” dedi fısıltıyla. “Can’ın güvenini sarsacak hamleyi yapıyoruz. Ebru onu koruyor sanıyor ama o da bizim oyun alanımızda.”

Diğerleri başlarını onaylar gibi salladı ama gözlerindeki soğuk kararlılık, bu hareketin ne kadar derin ve yıkıcı olacağını saklıyordu.

“Kim yapıyor peki?” sorusu, sessizliğin içinden konuşanın dudaklarından döküldü.

Gölgelerin arasından çıkan kişi, ince dudaklarını kıvrılarak cevap verdi: “İçimizdeki en yakın. Bize söz verdi ama gerçek yüzünü sakladı. Artık zamanı geldi.”

---

Ertesi gün, Ebru’nın içinde oyuk gibi açılan o soru, zihnini kemiriyordu:

Kim, neden?

Adımlarını hızlandırırken hissediyordu; bu savaş daha yeni başlıyordu. Ve karanlıkta bekleyen yıldızlar gibi, ihanetin izleri parıldamaya devam edecekti.

Bir dokunuş birdenbire çağrıldı.

Cep telefonu… ekranda sadece bir mesaj vardı:

“Bundan sonra kimseye güvenme. İhanetin tam ortasındasın.”

Ebru’nun parmakları titredi. İçinde büyüyen fırtına yavaşça, soğuk ve ölümcül bir güçle uyanıyordu.

Ve en derin sır saklanıyordu hâlâ...

Kim bu ihaneti planlıyor?

Ve neden?

-----

(Sayfa sonu — devam edecek…)