NoveliqaSözleşmeli Aşkın Karanlık Yüzü / Yalnızlığın Sınırları :0%
Log in

Chapter 15

Yalnızlığın Sınırları

Kapının çarpması havada yankılanırken Ebru’nun ciğerlerine keskin bir soğuk indi. O ani ses, sanki önce tüm zamanın durmasına, ardından kalbinin ritminin bozulmasına sebep olmuştu. Yusuf’un bakışları, bir an için sertleşti, sonra kuşku ve korku arasında gidip geldi.

Ebru, titrek ellerini dizlerine bastırarak gerçekliği kovalamaya çalıştı. Parlak salonun lüks ayrıntıları bulanıklaştı, her köşe kara bir kapan gibi yaklaştı ona. Etrafındaki şatafat, kendini zincirlere vurulmuş bir prenses gibi hissettiren ağır bir yükten farksızdı.

“O... kimdi?” diye seslendi Yusuf, gerginliği kelimelerine sinsice sızarken. Yüzü, kitabesi çözülemeyen ifadelerle yavaşça krize büründü.

Kafasını kaldırdığında, Yusuf’un gözlerinde kış gibi bir donukluk vardı. Ebru hissedebiliyordu; bu adam, onun kadar değilse bile, az çok kırgın, kırılgan bir noktaya dokunulmuştu.

“Bilmiyorum,” dedi Ebru, sesi üstüne bindiği korkuyu gizlemeye çalışırken çatallandı. “Kapıyı çarpan biriydi, ama bu ‘biri’nin gitmesi iyi olur.”

Yusuf’un kaşları şimşek gibi çaktı ve koltuğundan kalktı. Adımları, odanın tamamını titretecek kadar ağır ama bir o kadar kontrollüydü. “Burada huzur kalmadı,” dedi, ama aslında bu söz kendi içine söylenmiş bir itiraftı.

Ebru, üzerinde ağırlaşan yalnızlığı iliklerine kadar hissetti. Bu adamın karanlık oyunu içinde, iki yabancının kimliğine yaklaşan bu gerginlik, onun en savunmasız hali olmuştu.

Kapının arkasındaki gölge hâlâ oradaydı ve iki insan arasında boydan boya ölüm sessizliği büyürken, Ebru gözlerini kaçırdı. Hatta tam o anda, ciğerlerini sıkıştıran bir ağırlık onu yere çekiyormuş gibi hissediyordu.

“Bize zaman lazım,” dedi Yusuf, sesinin üzerine gölge çökmüştü. “Bu soruları başka zaman sorarız.”

Ebru, sandalyeden kalkıp biraz uzaklaştı, kendi nefesinin hırçınlığını bastırmaya çalışırken. Gözleri, odanın her köşesine dokunan gölgeleri kovalıyordu. O sırada aklına sokak lambalarının soğuk ışığıyla yansıyan evi geldi.

Oradan kaçmak...

Bir anlığına her şeyden kaçmak, kendi kendine, geçmişin zincirlerinden kurtulmak.

Ama şimdi, Yusuf’un dünyasında, bu imkânsız bir hayal gibi görünüyordu.

Sabahın ilk ışıkları gibi karanlığın içinde, Ebru’nun ayak sesleri boğulmuş umutlar gibi yükselip alçalıyordu. İçinde kopan fırtına, sözleşme zincirleriyle ama aynı zamanda kalbine cız eden hislerle örülmüştü.

Tam o anda telefonunun ekranda bir mesaj yandı.

Ebru durakladı, nefesi kesildi. Mesaj kaynağı, aylar önce kendisini terk eden o eski dostundan geliyordu.

“Kapan kaçışı mümkün mü?” diye yazıyordu mesajda.

Ebru’nun gözleri genişledi ve odadaki tüm gölgeler bir anda daha karanlık, daha derinleşmiş gibiydi.

Yusuf’un odaya dönmek üzere attığı adımlar yankılanmaya başlamış, Ebru ise kalbinde yeni bir korkuyla baş başa kalmıştı.

Cevap verir mi? Özgür olabilir mi? Yoksa yalnızlığının sınırları onu sonsuza kadar saracak mıydı?

Bir seçim anının kıyısındaydı. Sessizlik yanıtlarından çok daha ağır basıyordu o anda.

Ve kapı, yine çarpacakmış gibi hafifçe ürktü.

Tozlu havanın arasında sıkışan umutlarla, Ebru’ya bir kapı daha kapanmadan önce ne yapacağını düşündüremezdi.

Karanlıkta bir fısıltı gibi: “Kapan kaçışı mümkün mü?”

Belirsizlik denizinde yüzerken, yalnızlığın zincirleri onu sımsıkı sardı.

Ama o ip, gerçekten kopacak mıydı?

Ve Ebru, daha önce hiç olmadığı kadar yalnızdı.